| Erkek İsimleri |
| Abbâs (Arapça) |
Aslan, kahraman
|
| Abdi (Arapça) |
İtaat eden
|
| Abdulaziz (Arapça) |
İzzet, kudret, şeref sahibi Allah'ın kulu
|
| Abdulbaki (Arapça) |
Ezelden ebede varolan Allah'ın kulu
|
| Abdulhamit (Arapça) |
Hamd olunan Allah'ın kulu
|
| Abdulkerim (Arapça) |
Çok cömert olan Allah'ın kulu
|
| Abdullah (Arapça) |
Allah'ın kulu
|
| Abdurrahman (Arapça) |
Rahmet sahibi Allah'ın kulu
|
| Abidin (Arapça) |
İmanlı, inançlı, çok ibadet eden
|
| Abuzer (Arapça) |
Altın suyu, altın suyu gibi parlak
|
| Acahan (Türkçe) |
Amca, saygıdeğer, büyük
|
| Acar (Türkçe) |
Cesur, becerikli
|
| Aclan (Arapça) |
Hızlı, aceleci
|
| Adal (Türkçe) |
Nam kazan, ün al
|
| Adem (Arapça) |
Allah'ın yarattığı ilk insan
|
| Adil (Arapça) |
Adaletli, dürüst davranan
|
| Adnan (Arapça) |
Cennetin yüksek yerlerine verilen ad
|
| Affan (Arapça) |
Haramdan uzak olan
|
| Afşin (Türkçe) |
Türkistan da beylere verilen ünvan
|
| Ahmed (Arapça) |
Öğülmüş, hamd eden
|
| Ahsen (Arapça) |
Yakışıklı, güzel
|
| Akalp (Türkçe) |
Dürüst ve yiğit insan
|
| Akay (Türkçe) |
Tam ışıklı dolunay
|
| Akbatun (Türkçe) |
Yiğit, cesur insan
|
| Akbay (Türkçe) |
Saygıdeğer, varlıklı, temiz kişi
|
| Akbuğ (Türkçe) |
Saçı sakalı savaşlarda ağarmış
|
| Akbulut (Türkçe) |
Uğurlu olduğuna inanılan beyaz bulut
|
| Akcan (Türkçe) |
İyi kalpli, samimiyetine inanılan
|
| Akcebe (Türkçe) |
Beyaz zırh giyen
|
| Akel (Türkçe) |
Eli temiz, güvenilir
|
| Akgün (Türkçe) |
Herkesin sevindiği zaman
|
| Akhan (Türkçe) |
Soyu temiz sevilen adil hakan
|
| Akhun (Türkçe) |
Güney Hun Devleti
|
| Akın (Türkçe) |
Düşmanı istila hareketi
|
| Akif (Türkçe) |
Dünyaya kiymet vermeyen
|
| Akman (Türkçe) |
Güzel iffetli, temiz kimse
|
| Akna (Arapça) |
Kanaatkâr
|
| Akna (Arapça) |
Kanaatkâr
|
| Aktekin (Türkçe) |
İtibarlı, ahlakı temiz, yiğit kişi
|
| Aktolga (Türkçe) |
Uğurlu savaş başlığı
|
| Aktuğ (Türkçe) |
Beyaz tuğ
|
| Alaaddin (Arapça) |
Din büyüğü
|
| Algan (Türkçe) |
Fetheden, alan
|
| Ali (Arapça) |
Büyük, şerfli
|
| Alican (Farsça) |
Cana yakın, sıcakkanlı
|
| Alişan (Arapça) |
Şan ve şerefli
|
| Alp (Türkçe) |
Cesur, kahraman
|
| Alparslan (Türkçe) |
Aslan gibi güçlü
|
| Alpay (Türkçe) |
Kahraman, yiğit
|
| Alper (Türkçe) |
Cesur erkek
|
| Alpertunga (Türkçe) |
Sakaların son hükümdarı
|
| Altan (Türkçe) |
Tatar hanlarına verilen ünvan
|
| Altay (Türkçe) |
Orta Asya'da sıra dağlar
|
| Altuğ (Türkçe) |
Kırmızı tuğ
|
| Aras (Arapça) |
Yorgun, bitkin
|
| Arda (Türkçe) |
Nişan almak için dikilen değnek
|
| Arif (Arapça) |
Çok bilgili anlayışlı, ileri görüşlü
|
| Arslan (Türkçe) |
Hayvanların kralı
|
| Artaç (Türkçe) |
Dost, aynı meslekte olan
|
| Artan (Türkçe) |
Fazlalık, üstünlük
|
| Artuk (Türkçe) |
Artuk beyliğini kuran bir Selçuklu komutanı
|
| Asım (Arapça) |
Günah işlemeyen
|
| Ata (Türkçe) |
Babadan önceki büyükler
|
| Atakan (Türkçe) |
Korkusuz
|
| Atalay (Türkçe) |
Ünlü kimse
|
| Atilla (Türkçe) |
Harpçi, fetheden, bir Türk hakanı
|
| Avni (Arapça) |
Yardım eden, yardım gören.
|
| Aybars (Türkçe) |
Hun hakanı attila'nın amcası.
|
| Aydın (Türkçe) |
Işıklı, parlak, okumuş, kültürlü kişi
|
| Ayhan (Türkçe) |
Oğuz Han'ın ikinci oğlu.
|
| Aykut (Türkçe) |
Ödül, mükafat, mübarek kutlu ay.
|
| Aytaç (Türkçe) |
Başa takılan aya benzer taç.
|
| Ayvaz (Arapça) |
Ermeni uşak
|
| Azmi (Arapça) |
Azimli, güçlü
|
| Aziz (Arapça) |
Her şeye galip. Allah'ın isimlerinden
|
| ABADÎ (Farsça) |
Şen, bayındır, mamurlukla ilgili. Abadı Mehmet Çelebi. Türk hukuk bilgini (1555).
|
| ÂBAD (Farsça) |
1. Şen, bayındır.
2. (Ar.) Sonsuz gelecek zamanlar.
|
| ABAKA HAN (Türkçe) |
İlhanlı hükümdarı Hülagu'nun oğlu.
|
| ABAY (Türkçe) |
Beceri. Sezgi, anlayış, dikkat. Abay Kunanbayoğlu. Kazak Türk şiirinin kurucusu.
|
| ABAZA (Türkçe) |
Karaçay-Çerkes Özerk bölgesinde yaşayan müslüman bir halk. - Abaza Hasan Paşa, Osmanlı vezirlerinden.
|
| ABBAD (Arapça) |
Allaha itaat ve ibadet eden, kulluğunu hakkıyla yerine getiren. Yasaklarından kaçınan. -Abbad b. Bişr. Ashab'dan.
|
| ABBAS (Arapça) |
1. Sert, çatık kaşlı kimse. 2. Arslan (bkz. Esed, gazanfer, şiir). - Abbas b. Abdülmuttalib. Rasûlullah (s.a.s)'ın amcası, Mekke'nin fethinde müslüman olmuştur.
|
| ABBAZ (Farsça) |
Yüzgeç, yüzücü.
|
| ABDİ (Arapça) |
Kulluk ve itaat eden.
|
| ABDULLAH (Arapça) |
Allah'ın kulu. Peygamber (s.a.s)'in en sevdiği isimlerden aynı zamanda babasının adıdır.
|
| ABDURRAHMAN (Arapça) |
Rahman'ın kulu. Rahman; dünyada her canlıya, mü'min-kafir ayırdelmeksizin herkese merhamet eden. Allah'ın isimlerindendir. Abdurrahman İbn Avf: Sahabedendir.
|
| ABDURRAUF (Arapça) |
Rauf olan Allah'ın kulu. (bkz. er-Rauf).
|
| ABDUSSABUR (Arapça) |
Sonsuz sabır ve genişlik sahibi Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. es-Sabur).
|
| ABDÜDDAR (Arapça) |
Zararlı şeyleri ve sebeblerini bir hikmete mebni olarak yaratan Allah'ın kulu. ed-Dar. Allah'ın isimlerindendir.
|
| ABDÜLAFUV (Arapça) |
Geniş Avf ve mağfiret sahibi yüce Allah'ın kulu. Allah'ın isimlerinden, (bkz. el-Afuv).
|
| ABDÜLA'LA (Arapça) |
En yüksek, en yüce ve yücelikte eşi olmayan Allah'ın kulu. A'la kelimesi Kur'an-ı Kerim'in sıfatı olarak geçmektedir. Ünlü bir İslam bilgini.
|
| ABDÜLALİ (Arapça) |
Yüce, ulu, şan ve şeref sahibi Allah'ın kulu. Ali kelimesi Kur'an'da Allah'ın yüceliğini vasfetme anlamında kullanılmıştır.
|
| ABDÜLALİM (Arapça) |
Alim ve mükemmel bilgiyi uhdesinde bulunduran Allah'ın kulu. Alim kelimesi Allah'ın 99 isminden birisidir.
|
| ABDÜLAZİM (Arapça) |
Azamet ve büyüklük sahibi Allah'ın kulu. - Allah'ın isimlerinden, (bkz. el-Azim).
|
| ABDÜLAZİZ (Arapça) |
Büyük ve aziz olan, izzet ve şeref sahibi Allah'ın kulu. (bkz. Aziz). Aziz Allah'ın isimlerindendi r. - Sultan Abdülaziz: 32. Osmanlı padişahının adı.
|
| ABDÜLBAKİ (Arapça) |
Sonsuz, ebedi olan ve ölmenin kendisi için sözkonusu olmadığı. Allah'ın kulu-Allah'ın isimlerinden, (bkz. Baki).
|
| ABDÜLBARİ (Arapça) |
Yaratan, yaratıcı Allah'ın kulu. Bari ismi, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
|
| ABDÜLBASIT (Arapça) |
Genişlik, ferahlık ve kolaylık verici olan Allah'ın kulu. - Allah'ın isimlerinden (bkz. el-Basıt).
|
| ABDÜLBASİR (Arapça) |
Her şeyi görüp gözeten ve gizliliğin kendisi için söz konusu olmadığı yüce Allah'ın kulu. - (bkz. el-Basir).
|
| ABDÜLBEDİ (Arapça) |
Allah'ın isimlerinden.- Bedi'nin kulu. (bkz. el-Bedi).
|
| ABDÜLBERR (Arapça) |
Berr'in kulu. Cömert ve ihsan edicinin kulu.-Berr, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Berr).
|
| ABDÜLCEBBAR (Arapça) |
Cebredici, zorlayıcı, kuvvet ve kudret sahibi Allah'ın kulu. Cebbar, Allah'ın isimlerindendir.
|
| ABDÜLCELİL (Arapça) |
Büyük, ulu, yüce Allah'ın kulu. Celil, Allah'ın isimlerindendir.
|
| ABDÜLCEMAL (Arapça) |
Güzellikleri kendinde toplayan Allah'ın kulu.
|
| ABDÜLCEVAT (Arapça) |
Cömert olan Allah'ın kulu.
|
| ABDÜLEHAD (Arapça) |
Şeriki ve ortağı bulunmayan, tek olan Allah'ın kulu. Ehad, Allah'ın isimlerindendir.
|
| ABDÜLESED (Arapça) |
Aslan'ın kulu.- Hz. Rasûlullah (s.a.s)'m reddettiği isimlerdendir. Müslümanlar kullanmazlar.
|
| ABDÜLEVVEL (Arapça) |
Herşe-yin evveli, ilk olan, varlığının başlangıcı bulunmayan Allah'ın kulu.
|
| ABDÜLEZEL (Arapça) |
Ezelden beri var olan varlığı için başlangıç söz konusu olmayan Allah'ın kulu.
|
| ABDÜLFERİD (Arapça) |
Tek, eşsiz, eşi olmayan, kıyas kabul etmez, üstün olan. Allah'ın kulu. (bkz. Ferid).
|
| ABDÜLFETTAH (Arapça) |
Zafer kazanmış, üstün gelmiş, fetheden-açan, kullarınının kapalı-müşkil işlerini açan Allah'ın kulu. (bkz. Fettah). Allah'ın isimlerindendir.
|
| ABDÜLGAFFAR (Arapça) |
Kullarının günahlarını affeden Allah'ın kulu. - (bkz. Gaffar). Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
|
| ABDÜLGAFUR (Arapça) |
Kullarının günahlarını tekrar tekrar bağışlayıcı olan Allah'ın kulu. - (bkz. Gafur). "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
|
| ABDÜLGANİ (Arapça) |
Zengin, varlıklı, bol, doygun olan Allah'ın kulu.- Allah'ın isimlerinden, (bkz. Gani).
|
| ABDÜLHABİR (Arapça) |
Her şeyin iç yüzünden, gizli ve saklılıklarından haberdar olan Allah'ın kulu. (bkz. el-Habir). Allah'ın isimlerinden.
|
| ABDÜLHADİ (Arapça) |
Hidayet eden, doğru yolu gösteren Allah'ın kulu. - Allah'ın isimlerinden, (bkz. Hadi).
|
| ABDÜLHAFIZ (Arapça) |
Herşeyi bütün ayrıntı ve inceliğiyle kayıtlayıp tutan ve dilediği zamana kadar bela ve afetlerden koruyan Allah'ın kulu. -(bkz. el-Hafız). Allah'ın isimlerinden.
|
| ABDÜLHAK (Arapça) |
Hak ve gerçek olan, varlığı hiç değişmeden duran Allah'ın kulu. - Hak, Esmau'l-Hüsna'dandır.
|
| ABDÜLHAKEM (Arapça) |
Bütün işlerin kendisine döndürüldüğü, onun adalet ve kararına baş vurulduğu yüce Hakem Allah'ın kulu. - (bkz. el-Ha-kem). Allah'ın isimlerinden.
|
| ABDÜLHAKİM (Arapça) |
Her şeye hükmeden Allah'ın kulu.- Hakim, Allah'ın isimlerindendir. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
|
| ABDÜLHALİK (Arapça) |
Yaratan, yoktan vareden, yaratıcı Allah'ın kulu. - Halik, Allah'ın isimlerinden. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
|
| ABDÜLHALİM (Arapça) |
Tabiatı yavaş olan, yumuşak huylu, hikmetli Allah'ın kulu. - (bkz. Halim). Allah'ın isimlerinden.
|
| ABDÜLHAMİD (Arapça) |
Hamdolunmuş, övülmüş, bütün varlığın diliyle övülmüş Allah'ın kulu. - Hamid; Allah'ın isimlerindendir. (bkz. Hamid).- Türk dil kuralları açısından "d/t" olarak kullanılır.
|
| ABDÜLHASİB (Arapça) |
Bütün varlıkların takdir edilen hayatları boyunca yaptıkları bütün işlerin ayrıntılarıyla hesabını en iyi bilen Hasib'in kulu. - Hasib; Allahın isimlerindendir.
|
| ABDÜLHAY (Arapça) |
Daima diri olan, ebedi hayat sahibi, her şeye gücü yeten Cenab-ı Allah'ın kulu. -(bkz. el-Hay). Allah'ın isimlerinden.
|
| ABDÜLKADİR (Arapça) |
Bitmez tükenmez kuvvet sahibi olan, her şeyi yapmaya gücü yeten Allah'ın kulu.-Kadir; Allah'ın isimlerindendir. (bkz. Kadir).
|
| ABDÜLKAVİY (Arapça) |
Sonsuz güç ve kuvvet sahibi Allah'ın kulu. -Kaviy kelimesi Esmau'l-Hüsna'dandır. (bkz. el-Kaviyy).
|
| ABDÜLKAYYUM (Arapça) |
Bu isim her şeyin bir varlık olarak durabilmesi için neye ihtiyacı varsa onu veren, gökleri, yeri ve her şeyi tutan, baki, kaim Allah'ın kulu. - Kayyum, Allah'ın isimlerindendi. (bkz. el-Kayyum).
|
| ABDÜLKEBİR (Arapça) |
Kebir'in, büyüklük ve Azamette eşsiz olan Allah'ın kulu. - Kebir; Allah'ın isimlerindendi. (bkz. el-Kebir).
|
| ABDÜLKERİM (Arapça) |
Keremi bol, cömert olan Aziz ve Celil Allah'ın kulu. - Kerim; Allah'ın isimle -rindendir. (bkz. Kerim).
|
| ABDÜLLATİF (Arapça) |
Latif, güzel, yumuşak, hoş, nazik olan bütün olayların ve eşyanın inceliklerini bilen Allah'ın kulu. - el-Latif; Allah'ın isimlerindendi. (bkz. Latif).
|
| ABDÜLMACİD (Arapça) |
Kadru şanı büyük, cömertlik ve keremi bol olan, Allah'ın kulu. - Macid kelimesi, Allah'ın isimlerindendi. (bkz. el-Ma-cid).
|
| ABDÜLMALİK (Arapça) |
Sahip olan, her şeyin mülkiyetinin sahibi olan Allah'ın kulu. - Malik; Allah'ın isimlerindendi. "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
|
| ABDÜLMECİD (Arapça) |
Şanı büyük ve yüksek olan, şan ve onur sahibi yüce Allah'ın kulu. - Mecid kelimesi Allah'ın 99 isminden biridir. Sultan Abdülmecid Han: 31. Osmanlı padişahı.
|
| ABDU'L-MELİK (Arapça) |
Her şey üzerinde tasarruf ve hükmeden tek hükümdar Allah'ın kulu. el-Melik, Allah'ın isimlerindendir.
|
| ABDÜLMENNAN (Arapça) |
Çok ihsan eden, ihsanı bol olan Allah'ın kulu. - Mennan kelimesi, Allah'ın sıfatlarındandır.
|
| ABDÜLMESİH (Arapça) |
Hastalara şifa veren, mesih İsa'nın kulu.-(bkz. Mesih). İsim olarak kullanılmaz.
|
| ABDÜLMETİN (Arapça) |
Metanetli, sağlam, dayanıklı olan Allah'ın kulu. - (bkz. Metin). Allah'ın isimlerin-dendir.
|
| ABDÜLMUCİB (Arapça) |
Kendisine yönelip yalvaranların isteklerine cevap veren, onların dua ve tevbelerine icabet eden yüce Allah'ın kulu. Mucib, Esmau'l-Hüsna'dandır. - (bkz. el-Mucib).
|
| ABDÜLMUHSİ (Arapça) |
Bütün varlıkların sayısını tek tek bilen Allah'ın kulu. - Muhsi, Esmau'l-Hüsna'dandır.
|
| ABDÜLMUHYİ (Arapça) |
Hayat veren, can ve ruh veren, bütün canlıları ve hayatı diri tutan Allah'ın kulu. - Muhyi, Allah'ın 99 isminden birisidir, (bkz. Muhyi).
|
| ABDÜLMUİD (Arapça) |
Yaratılmışları yokettikten sonra tekrar dirilten Allah'ın kulu. - Muid Allah'ın 99 isminden birisidir, (bkz. el-Muid).
|
| ABDÜLMUİZ (Arapça) |
Muiz'in, izzet veren, şereflendiren Allah'ın kulu. - (bkz. el-Muiz). Allah'ın isimlerindendir.
|
| ABDÜLMÜMİN (Arapça) |
Gönüllerde iman nurunu yerleştiren, kendisine yönelenlere, iman nasib ederek onları hidayetine alan, koruyan yüce Allah'ın kulu. - Mü'min, Allah'ın isimlerindendir.
|
| ABDÜLVACİD (Arapça) |
Yoktan vareden, meydana getiren, dilediğini anında elde eden, zenginlik ve servetine nihayet bulunmayan Vacid'in kulu. Vacid, Allah'ın isimlerindendir. -(bkz. el-Vacid).
|
| ABDÜLVAHİD (Arapça) |
Tek ve eşsiz olan, zatında sıfatlarında, hükümlerinde, işlerinde asla benzeri olmayan Allah'ın kulu. - Vahid kelimesi Cenab-ı Hakk'ın Kur'an'da zikredilen 99 isminden birisidir, (bkz. el-Vahid).
|
| ABDÜLVALİ (Arapça) |
Bütün alemleri ve meydana gelen bütün olayları tedbir ve idare eden Allah'ın kulu. - Vali, Esmau'l-Hüsna'dandır. (bkz. el-Vali).
|
| ABDÜLVARİS (Arapça) |
Gerçek servet ve zenginliklerin mutlak sahibi. Bütün zenginliklerin son ve asıl sahibi olan yüce Allah'ın kulu. - Varis kelimesi Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Varis).
|
| ABDÜLVASİ (Arapça) |
Vasi'nin kulu.Genişlik sahibi ve müsade edici, darlık, fakirlik ve sıkıntıdan münezzeh olan Allah'ın kulu. - Vasi kelimesi, Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Vasi).
|
| ABDÜLVEDUD (Arapça) |
Vedud'un kulu.- Allah'ın isimlerinden. Vedud; iyi amel sahibi kullarını seven, onlara rahmet ve rızasını yönelten, sevilmeye ve sayılmaya, dostluğu kazanılmaya yegane layık olan yüce Allah anlamındadır.
|
| ABDÜLVEHHAB (Arapça) |
Çok çeşitli nimetleri daima bağışlayan Allah'ın kulu. Vehhab, Allah'ın isimle-rindendir. - "Abd" takısı almadan kullanılmaz.
|
| ABDÜLVEKİL (Arapça) |
Kendisine tevekkül edilen, kudretiyle kullarının işlerini halleden, onlara yardımcı olan yüce Allah'ın kulu. - Vekil. Allah'ın isimlerindendir. (bkz. el-Vekil).
|
| Abdülâlim (Arapça) |
En iyi bilen Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülbasit (Arapça) |
Rızkı yayıp bollaştıran Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülezel (Arapça) |
Ezelden beri var olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülgani (Arapça) |
Varlıklı, cömert olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülhamit (Arapça) |
Herkesçe övülen Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülmelik (Arapça) |
Evrene hükümdar olan Tanrı'nın kulu
|
| Abbas (Arapça) |
1. Aslan.
2. Sert, çatık kaşlı kimse.
|
| Abdülazim (Arapça) |
Büyük, ulu olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülferit (Arapça) |
Tek, eşsiz olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülhadi (Arapça) |
Doğru yolu gösteren Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülkadir (Arapça) |
Kudretli ve güçlü olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülmennan (Arapça) |
Lütuf ve ihsan sahibi olan Tanrı'nını kulu
|
| Abdülcabbar (Arapça) |
Abdülcebbar
|
| Abdal (Arapça) |
1. Gezgin derviş.
2. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse.
|
| Abdülaziz (Arapça) |
En yüce, en değerli olan Allah'ın kulu
|
| Abdülcebbar (Arapça) |
Zorlayıcı güce sahip olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülfettah (Arapça) |
Gizli şeyleri açığa çıkaran Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülhak (Arapça) |
Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülkahhar (Arapça) |
Kahredici, yok edici gücü olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülmetin (Arapça) |
Sonsuz sağlamlığa, dayanıklılığa, güce sahip olan Tanrı'nın kulu
|
| Abdi (Arapça) |
Kullukla, kölelikle ilgili.
|
| Abdülbaki (Arapça) |
Her zaman var olan Tanrı'nın kulu
|
| Abdülcemal (Arapça) |
Güzellikleri kendinde toplayan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülgaffur (Arapça) |
Abdülgafur
|
| Abdülhalik (Arapça) |
Yaratan, yoktan var eden Tanrı'nın kulu.
|
| Abdüllâtif (Arapça) |
Bağışta bulunan Tanrı'nın kulu
|
| Abdülvahap (Arapça) |
İhsanı bol olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abayhan (Türkçe) |
Abay+han.
|
| Abdurrahman (Arapça) |
Rahmet sahibi olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülbasir (Arapça) |
Her şeyi görüp anlayan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülcevat (Arapça) |
Cömert olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülgafur (Arapça) |
Suç bağışlayan, merhamet eden Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülhalim (Arapça) |
İyi ve yumuşak huylu Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülmecit (Arapça) |
Şan ve şeref sahibi, ulu olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdülvahit (Arapça) |
Tek ve eşsiz olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdürrahim (Arapça) |
Merhametli, esirgeyen, koruyan Tanrı'nın kulu.
|
| Abdüssami (Arapça) |
Her şeyi duyan, yüce Tanrı'nın kulu.
|
| Abidin (Arapça) |
İbadet eden, tapan kullar.
|
| Abraş (Arapça) |
1. Çilli, çopur yüzlü, sarı saçlı, açık renkli gözlü adam.
2. Doru at.
3. Alaca bulaca, karışık renkli.
4. Tedirgin edici, obur.
5. Çarpık, eğri.
|
| Acabay (Türkçe) |
Aca ve bay sözlerinden oluşan bir ad.
|
| Acarbey (Türkçe) |
Güçlü, cesur, atılgan, becerikli kimse.
|
| Abdürrahman (Türkçe) |
Abdurrahman
|
| Abdüsselâm (Arapça) |
Barışçı olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abil (Arapça) |
Koyun, at ve deve gibi hayvanlara iyi bakan kimse.
|
| Acabey (Türkçe) |
Aca ve bey sözlerinden oluşan bir ad.
|
| Acarman (Türkçe) |
Çevik, becerikli, girişken insan.
|
| Abdürrauf (Arapça) |
Çok merhamet eden, esirgeyen Tanrı'nın kulu.
|
| Abdüssemi (Arapça) |
Her şeyi işiten, duyan Tanrı'nın kulu.
|
| Abır (Türkçe) |
1. Namus, şeref, haysiyet.
2. Utanma, hicap, hayâ.
|
| Abir (Arapça) |
Güzel koku, misk.
|
| Abuşka (Türkçe) |
1. Kadının kocası, eş.
2. Yaşlı, sözü dinlenen kimse.
|
| Acahan (Türkçe) |
Aca ve han sözlerinden oluşan bir ad.
|
| Acaröz (Türkçe) |
Özünde yiğitlik, cesaret, doğruluk, beceriklilik nitelikleri taşıyan kimse.
|
| Abdürreşit (Arapça) |
Doğru yolu gösteren Tanrı'nın kulu.
|
| Abdüssettar (Arapça) |
Günahları örten, gizleyen Tanrı'nın kulu.
|
| Abit (Arapça) |
İbadet eden, tapan kul.
|
| Abuzer (Arapça) |
Altın suyu.
|
| Acar (Türkçe) |
1. Kuvvetli, güçlü, dinç.
2. Çevik, atılgan, kabına sığmaz.
3. Gözü pek, yiğit, cesur, kabadayı, yılmaz,
4. Hoş, sevimli yüzlü (kimse).
5. Yeni.
6. Taze.
7. Şişman, etli, semiz.
8. Çalışkan, becerikli.
9. Açıkgöz, zeki.
10. Çapkın.
11. Bir çeşit zehirli ot.
|
| Acarer (Türkçe) |
Güçlü, becerikli, gözü pek kimse.
|
| Acarsoy (Türkçe) |
Yiğit, güçlü bir soydan gelen kimse.
|
| Abdürrezzak (Arapça) |
Tüm yaratıklara rızkını veren Tanrı'nın kulu.
|
| Abdüzzeki (Arapça) |
Anlayışlı, zeki olan Tanrı'nın kulu.
|
| Abid (Arapça) |
abit
|
| Abuzettin (Arapça) |
İzzettin'in babası.
|
| Acaralp (Türkçe) |
Yiğit, becerikli, cesur kişi.
|
| Acartürk (Türkçe) |
Güçlü, korkusuz, yiğit Türk.
|
| Abdüssamet (Arapça) |
Kimseye ve hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Tanrı'nın kulu.
|
| Ablak (Türkçe) |
1. Yüzü güzel, parlak, yakışıklı.
2. Sevimli.
3. Yayvan ve toplu yüz.
4. Çok beyaz.
5. Siyahlı beyazlı.
6. Geniş, enli.
7. Ceviz ağacının mobilya yapmaya yarar iç kısmı.
8. Ağaçların dayanıklı kısmı.
9. Yaban armudu, ahlat.
10. İyice olgunlaşmamış üzüm.
|
| Aca (Türkçe) |
1. Amca.
2. Abla.
3. Anneanne, nine.
4. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren.
5. Büyük.
6. Derelerin içinde yetişen, basit yapraklı, kırmızı çiçekli, güzel kokulu bir çalı.
|
| Acarkan (Türkçe) |
Gözü pek, atılgan, cesur, nitelikli kimse.
|
| Acatay (Türkçe) |
Aca ve tay sözlerinden oluşan bir ad.
|
| Acıdaş (Türkçe) |
Acıya ortak olan, dost.
|
| Adalan (Türkçe) |
Ün kazanan, ünlü, tanınmış.
|
| Adanır (Türkçe) |
Ad alan, ünlenen kimse, şanlı, şöhretli.
|
| Aclan (Arapça) |
Hızlı, çabuk, telaşlı kimse.
|
| Acunman (Türkçe) |
Çok ünlü, tanınmış kimse.
|
| Açıkalın (Türkçe) |
Doğruluktan ve dürüstlükten ayrılmayan kimse.
|
| Açine (Türkçe) |
Önder, lider, yol gösteren, erkek kurt.
|
| Adar (Türkçe) |
1. Erginlik, olgunluk.
2. Süre, zaman.
3. Arkadaş, taraftar, omuzdaş, yandaş.
4. Mart ayı.
|
| Adıbelli (Türkçe) |
1. Herkesçe bilinen, tanınan kimse.
2. Soyu temiz, tanınmış soydan gelen.
|
| Acun (Türkçe) |
1. Dünya.
2. Varlık.
|
| Acunseven (Türkçe) |
Dünyayı seven.
|
| Açıkel (Türkçe) |
Cömert insan.
|
| Adalettin (Arapça) |
Dinin adaleti.
|
| Adarkan (Türkçe) |
Adak yapar" anlamındaki adar ile kan sözlerinden oluşan ad.
|
| Adıgün (Türkçe) |
Adı güneş gibi olan.
|
| Acunal (Türkçe) |
Dünyayı fethet; dünyaya yayıl" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Açıker (Türkçe) |
Dürüst, doğru insan.
|
| Adahan (Türkçe) |
Ada ve han sözlerinden oluşan bir ad.
|
| Adam (Arapça) |
1. İnsan.
2. Erkek kişi.
3. İyi yetişmiş, değerli kimse.
4. İyi huylu, güvenilir kimse.
5. Birinin yanında ve işinde bulunan kimse.
6. Birinin sözünü dinleyen, nazını çeken kimse, kayırıcı.
7. Bir alanda derin bilgisi olan veya bir alanı benimseyen.
8. Birinin yararlandığı, kullandığı kimse.
|
| Adasal (Türkçe) |
Ada ile ilgili, adaya özgü, adalı.
|
| Adıgüzel (Türkçe) |
Adı güzel olan.
|
| Acunalan (Türkçe) |
1. Dünya genişliğinde,dünyayı kapsayan.
2. Dünyayı eline geçiren.
|
| Acuner (Türkçe) |
Çok ünlü, tanınmış kimse.
|
| Açıkgün (Türkçe) |
Açık ve gün sözlerinden oluşan bir söz.
|
| Adak (Türkçe) |
Bir dileğin, bir isteğin yerine gelmesi amacıyla kutsal sayılan bir güce adanmış nesne.
|
| Adamış (Türkçe) |
Adak yapmış olan kimse.
|
| Adaş (Türkçe) |
Adları aynı olanlardan her biri.
|
| Adın (Türkçe) |
1. Yabancı.
2. Başka, başkaca.
|
| Acunalp (Türkçe) |
Dünyaca tanınmış yiğit.
|
| Açıl (Türkçe) |
Büyü, serpil, geliş” anlamında bir söz.
|
| Adal (Türkçe) |
“Adın yayılsın, ün kazan” anlamında bir ad.
|
| Adanan (Türkçe) |
Önemli ve değerli olan bir kişi, olay vb.nin anısına yapılan.
|
| Aday (Türkçe) |
1. Bir görev, bir iş için kendini ileri süren veya başkaları tarafından ileri sürülen kimse.
2. Bir iş için yetiştirilmekte, eğitilmekte olan kimse, namzet.
|
| Adısanlı (Türkçe) |
Ünlü, tanınmış kişi.
|
| Adısönmez (Türkçe) |
Adı her zaman duracak olan.
|
| Adnan (Arapça) |
Bir yere yerleşip ikamet eden, mukim.
|
| Afacan (Türkçe) |
Zeki ve yaramaz çocuk.
|
| Afif (Arapça) |
Namuslu, iffetli, temiz, dürüst.
|
| Afşar (Türkçe) |
1. Oğuz Türklerinin 24 boyundan biri.
2. Çabuk iş gören, çevik, atılgan.
3. Uyumlu, yumuşak başlı.
4. Bir şeyin zıddı, aksi.
|
| Ağabay (Türkçe) |
Zengin kimse.
|
| Adilhan (Arapça) |
Adaletli hükümdar.
|
| Adni (Arapça) |
Cennete gitmeye hak kazanmış, cennetlik kişi.
|
| Afak (Arapça) |
1. Yer ile göğün birleşmiş gibi göründüğü yer.
2. Ufuklar.
|
| Afşin (Türkçe) |
1. Zırh
2. Silah.
|
| Ağacan (Türkçe) |
Yakın dost.
|
| Ağan (Türkçe) |
1. Yerin hava yuvarına girince, sürtünmeden dolayı akkor duruma gelen ve ardından bir ışık çizgisi bırakarak geçen gök cismi, akan yıldız, ağma.
2. Göğe doğru yükselen, yukarı çıkan.
3. Akan yıldız, kayan yıldız.
|
| Adıvar (Türkçe) |
Adı var, adı var olan.
|
| Adlan (Türkçe) |
“Adınla ün kazan, şöhret sahibi ol” anlamında bir ad.
|
| Afer (Arapça) |
Çok beyaz, bembeyaz.
|
| Agâh (Farsça) |
Bilen, bilgili, haberli, uyanık.
|
| Ağahan (Türkçe) |
Hükümdar gibi yüce olan kimse.
|
| Adıyahşi (Türkçe) |
Adı güzel.
|
| Adlı (Türkçe) |
Ünlü, tanınmış kişi.
|
| Adsız (Türkçe) |
Ünsüz, tanınmamış, adı duyulmamış kimse.
|
| Agil (Farsça) |
Göz ucuyla bakış.
|
| Adıyaman (Türkçe) |
Güçlü, becerikli, beğenilen kişi.
|
| Adlığ (Türkçe) |
Ünlü, tanınmış kişi.
|
| Adsoy (Türkçe) |
Ad ve soy sözlerinden oluşmuş bir ad.
|
| Affan (Arapça) |
İradesiyle kötü şeylerden kaçınan kimse.
|
| Adil (Arapça) |
1. Doğruluktan ayrılmayan kimse.
2. Adaletli.
3. Hakka uygun, haklı.
|
| Ağa (Türkçe) |
1. Kırlık kesimde geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse.
2. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen san.
3. Ağabey, büyük kardeş.
4. Yardım eden, cömert kimse.
5. Okuryazar olmayan yaşlıca kişilerin adlarıyla birlikte kullanılan san.
6. Osmanlı İmparatorluğu´nda bazı kuruluşları başında bulunanlara verilen resmî san.
|
| Ağakan (Türkçe) |
Ağahan
|
| Ağaner (Türkçe) |
Göğe doğru yükselen, değerli erkek.
|
| Ağış (Türkçe) |
Yükseliş, yükselme
|
| Ahfeş (Arapça) |
Gündüzleri zayıf, geceleri iyi görebilen kimse.
|
| Akabay (Türkçe) |
Saygıdeğer varlıklı kişi.
|
| Akalan (Türkçe) |
Dürüstlüğüyle ünlenen kimse.
|
| Ağaoğlu (Türkçe) |
Ağanın oğlu.
|
| Ağçelik (Türkçe) |
Beyaz çelik.
|
| Ahıska (Türkçe) |
Gürcistan topraklarında bir kale.
|
| Akabey (Türkçe) |
Saygıdeğer, varlıklı bey.
|
| Akalın (Türkçe) |
Dürüst, temiz, namuslu kişi.
|
| Ağar (Türkçe) |
1. Ağır, yavaş.
2. Sadık, doğru sözlü.
3. Yükselir, yücelir.
|
| Ağer (Türkçe) |
Temiz, doğru kimse.
|
| Ağnak (Türkçe) |
Coşkulu, sevinçli.
|
| Ahi (Arapça) |
1. Arkadaş, dost.
2. Erkek kardeş.
3. Ahilik ocağından olan kimse.
4. Cömert, eliaçık.
|
| Akad (Türkçe) |
Doğruluğuyla, dürüstlüğüyle tanınmış kimse.
|
| Akalp (Türkçe) |
Doğruluğu ve dürüstlüğüyle tanınan kimse.
|
| Ağarantan (Türkçe) |
Ağaran, ağarmaya başlayan tan vakti.
|
| Ağyar (Arapça) |
Başkaları, yabancılar, eller.
|
| Ahmet (Arapça) |
Övülmeye layık, övülmüş.
|
| Ajlan (Arapça) |
Aclan.
|
| Akadlı (Türkçe) |
Doğruluğuyla ve dürüstlüğüyle ünlü kimse.
|
| Akaltan (Türkçe) |
Dürüst, güvenilir sultan, padişah.
|
| Ağaverdi (Türkçe) |
Ağa verdi, ağa bağışladı" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Ağca (Türkçe) |
1. Ak renkte, beyaz, oldukça beyaz.
2. Temiz, lekesiz.
3. Alaca.
4. Pamuk ipliğinden dokunmuş çul.
|
| Ağın (Türkçe) |
1. Yükseliş, yüceliş.
2. İhtiyar, yaşlı.
3. Daha fazla.
4. Aşk, sevda.
|
| Ahen (Farsça) |
Demir.
|
| Ahsen (Arapça) |
Çok güzel, en güzel.
|
| Akağan (Türkçe) |
Dürüstlüğüyle yükselen, yukarı çıkan kimse.
|
| Akan (Türkçe) |
1. Bir yerden bir yere doğru akan, giden.
2. Çeşme, pınar.
|
| Ağcabey (Türkçe) |
Temiz, namuslu, eline ayağına düzgün bey.
|
| Ağırtaş (Türkçe) |
Ağırbaşlı, olgun kişi.
|
| Ahter (Farsça) |
1. Yıldız.
2. Talih, şans, uğur.
|
| Aka (Türkçe) |
1. Büyük kardeş, ağabey.
2. Baba.
3. Saygıdeğer kişi.
4. Kabadayı.
5. Akan dam.
|
| Akal (Türkçe) |
1. Akmak ve almak fillerinin emir biçimlerinin yan yana gelmesiyle oluşmuş bir ad.
2. Beyaz anlamındaki ak ile kırmızı anlamındaki al sözlerinden oluşmuş bir ad.
|
| Akanay (Türkçe) |
Bir yerden bir yere doğru giden kimse.
|
| Akaner (Türkçe) |
Bir yerden bir yere giden kimse.
|
| Akarsel (Türkçe) |
Akan sel.
|
| Akata (Türkçe) |
Temiz, dürüst ataların soyundan gelen kişi.
|
| Akbaran (Türkçe) |
Yağmur.
|
| Akbayar (Türkçe) |
Dürüst ve namuslu saygın kimse.
|
| Akbilge (Türkçe) |
Namuslu, dürüst, bilgili, iyi ahlaklı, olgun ve örnek kimse.
|
| Akbuğ (Türkçe) |
Buğu, buhar gibi temiz olan kimse.
|
| Akcebe (Türkçe) |
Beyaz zırh.
|
| Akansu (Türkçe) |
Bir yerden bir yere doğru akan, giden su.
|
| Akarsu (Türkçe) |
1. Yeryüzünde, yer altında belirli bir yatak içinde, eğim boyunca sürekli veya zaman zaman akan su.
2. Tek sıra elmastan gerdanlık.
|
| Akatay (Türkçe) |
Temiz, doğru kimse.
|
| Akbaş (Türkçe) |
1. Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş
2. Karnabahar.
3. Tane tutmamış ekin başağı.
4. Bir çeşit beyaz buğday.
5. Ekine tane tutturmayan bir bitki hastalığı.
|
| Akbek (Türkçe) |
1. Dürüst, namuslu bey.
2. Dürüst ve namuslu olan saygın, zengin kişi.
|
| Akboğa (Türkçe) |
Temiz, dürüst ve yiğit kimse.
|
| Akbulut (Türkçe) |
1. Bulutlu havalardaki bunaltıcı sıcaklık.
2. Pamuk bulutları
|
| Akcivan (Türkçe) |
Dürüst ve namuslu genç delikanlı.
|
| Akant (Türkçe) |
Dürüst, güvenilir yemin.
|
| Akartuna (Türkçe) |
Tuna nehri gibi akan.
|
| Akay (Türkçe) |
Parıltılı ay, ışıklı ay.
|
| Akbaşak (Türkçe) |
Sonbaharda ekilen, kabuğu beyaz, yumuşak, kışa dayanıklı bir çeşit buğday.
|
| Akbel (Türkçe) |
Suyu dürüst olan kimse.
|
| Akbora (Türkçe) |
Genellikle arkasından yağmur getiren sert ve şiddetli fırtına gibi olan temiz ve dürüst kimse.
|
| Akburak (Türkçe) |
Hz. Muhammed'in Miraç Gecesi'ndeki temiz biniti.
|
| Akça (Türkçe) |
1. Ak renkte, beyaz, oldukça beyaz.
2. Temiz, lekesiz.
3. Alaca.
4. Para.
|
| Akanyıldız (Türkçe) |
Güneş sistemi içinde hareket ederken dünya atmosferinin üst katmanlarına girip sürtünme sonucu ateş külçesi durumuna dönüşen küçük nesne.
|
| Akartürk (Türkçe) |
Akan, ileriye hareket eden Türk.
|
| Akaydın (Türkçe) |
Temiz ve aydınlık.
|
| Akbatu (Türkçe) |
Yiğit erkek.
|
| Akbet (Türkçe) |
Namuslu, şerefli, doğru kimse.
|
| Akboy (Türkçe) |
Temiz soydan gelen kimse
|
| Akburç (Türkçe) |
Güvenilir kale gibi olan kimse.
|
| Akçabay (Türkçe) |
Temiz ve dürüst kimse.
|
| Akarca (Türkçe) |
1. Küçük akarsu.
2. Kaplıca.
3. Sürekli işleyen çıban.
4. Kemik veremi.
|
| Akasma (Türkçe) |
Düğün çiçeğigillerden, beyaz çiçek veren, bahçelerde süs çiçeği olarak yetiştirilen sarmaşık özelliği gösteren bir bitki.
|
| Akbatur (Türkçe) |
Yürekli, yiğit erkek.
|
| Akbey (Türkçe) |
Dürüst, doğru kimse.
|
| Akbörü (Türkçe) |
Beyaz kurt.
|
| Akburçak (Türkçe) |
Baklagillerden, burçağa yakın bir bitki cinsi
|
| Akçael (Türkçe) |
Dürüst ve namuslu kimse.
|
| Akarçay (Türkçe) |
Akan çay, dere.
|
| Akasoy (Türkçe) |
Sevilen, sayılan soydan gelen.
|
| Akbal (Türkçe) |
Ak bal, beyaz bal, oğul balı.
|
| Akbay (Türkçe) |
Dürüst zengin.
|
| Akbil (Türkçe) |
Akbel
|
| Akbudun (Türkçe) |
Temiz, tanınmış soydan gelen kimse.
|
| Akcan (Türkçe) |
Özü temiz, dürüst kimse.
|
| Akçakan (Türkçe) |
Soylu, temiz, dürüst.
|
| Akçam (Türkçe) |
Kuzey Amerika’da yetişen bir çam türü.
|
| Akçıl (Türkçe) |
1. Beyazımsı.
2. Rengini atmış, ağarmış, soluk, solgun
|
| Akdal (Türkçe) |
Namuslu, dürüst kimse.
|
| Akdiken (Türkçe) |
Hünnapgillerden, kırlarda kendiliğinden yetişen, hekimlikte ve boyacılıkta kullanılan, sert odunlu bir ağaç.
|
| Akdoğu (Türkçe) |
Ak-doğu.
|
| Akduman (Türkçe) |
Beyaz duman.
|
| Akerman (Türkçe) |
Dürüst, soylu, temiz kişi.
|
| Akçakaya (Türkçe) |
Beyaz kaya.
|
| Akçan (Türkçe) |
Akcan.
|
| Akçınar (Türkçe) |
Bir çınar türü.
|
| Akdamar (Türkçe) |
Namuslu, dürüst kimse.
|
| Akdil (Türkçe) |
İyi, doğru, güzel konuşan kişi.
|
| Akdur (Türkçe) |
Akmak ve durmak fiillerinin emir biçimleriyle yapılmış bir ad, "ak ve dur".
|
| Akersan (Türkçe) |
Yiğitliğiyle ad yapmış dürüst kimse.
|
| Akçakıl (Türkçe) |
Beyaz çakıl.
|
| Akçasu (Türkçe) |
Berrak su gibi temiz olan.
|
| Akdemir (Türkçe) |
Dövme demir.
|
| Akdoğ (Türkçe) |
“Talihin, şansın iyi olsun” anlamında kullanılan bir ad.
|
| Akdora (Türkçe) |
Doruğu bulutlu dağ.
|
| Akdurmuş (Türkçe) |
Uzun ömürlü olması, çok yaşaması ve dürüst olması istenen çocuklara verilen ad.
|
| Akersoy (Türkçe) |
Yiğit soydan gelen dürüst kimse.
|
| Akçakoca (Türkçe) |
Saçı sakalı beyazlaşmış ihtiyar.
|
| Akçay (Türkçe) |
Temiz ve berrak akan dere gibi olan kimse.
|
| Akçit (Türkçe) |
Akşit.
|
| Akdeniz (Türkçe) |
Kuzeyde Avrupa, doğuda Asya, güneyde Afrika ile kuşatılan deniz.
|
| Akdoğan (Türkçe) |
Kartalgillerden bir doğan türü.
|
| Akdoru (Türkçe) |
Beyaz" anlamındaki ak ile "gövdesi kızıl, ayakları ve yelesi kara olan at" anlamındaki doru sözlerinden oluşan bir ad.
|
| Akel (Türkçe) |
1. Doğru, dürüst işler yapan kimse.
2. Eli uğurlu olan kimse.
|
| Akgil (Türkçe) |
Temiz soylu kimse.
|
| Akçal (Türkçe) |
1. Beyazımsı, beyaza çalan.
2. İhtiyar.
|
| Akçer (Türkçe) |
Dürüst ve namuslu kimse.
|
| Akçora (Türkçe) |
Yiğit, kahraman.
|
| Akdes (Arapça) |
En kutsal, en kutlu.
|
| Akdoğdu (Türkçe) |
Namuslu bir biçimde dünyaya geldi" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Akdoruk (Türkçe) |
Beyaz" anlamındaki ak ile "tepe, en yüksek yer, uç, zirve; en üstün başarı düzeyi; kibirli" anlamlarındaki doruk sözlerinden oluşan bir söz.
|
| Aker (Türkçe) |
Dürüst, güvenilir erkek.
|
| Akgiray (Türkçe) |
Dürüst han veya prens.
|
| Akçalı (Türkçe) |
1. Akçası olan, varlıklı, zengin.
2. Dalları yassı olan bir çeşit çalı.
|
| Akçığır (Türkçe) |
Bir yolda dürüst ve namuslu olarak giden kimse.
|
| Akdağ (Türkçe) |
Tepeleri karla kaplı dağ.
|
| Akdik (Türkçe) |
Martta ekilen yazlık buğday.
|
| Akdoğmuş (Türkçe) |
Namuslu bir biçimde dünyaya gelmiş" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Akdöl (Türkçe) |
Temiz soydan gelen kimse.
|
| Akergin (Türkçe) |
Olgunlaşmış, yetişmiş dürüst kimse.
|
| Akgöl (Türkçe) |
Temiz göl.
|
| Akgöze (Türkçe) |
Temiz su kaynağı.
|
| Akgüneş (Türkçe) |
Güneş gibi parlak ve aydınlık olan kimse.
|
| Akıalp (Türkçe) |
Cömert, eli açık yiğit.
|
| Akınal (Türkçe) |
Akın yap" anlamında kullanılan bir söz.
|
| Akıntan (Türkçe) |
Tan yeri ağarırken yapılan akın.
|
| Akkılıç (Türkçe) |
Beyaz kılıç.
|
| Akgüç (Türkçe) |
Gücünü doğru ve dürüst işlerde kullanan kimse.
|
| Akgüngör (Türkçe) |
“Aydınlık, güzel günler gör" anlamında bir ad.
|
| Akıl (Arapça) |
İnsanın düşünme, anlama, kavrama yeteneği.
|
| Akınalp (Türkçe) |
Akın yapan yiğit.
|
| Akkaş (Türkçe) |
1. Yeşim taşının beyazı.
2. Şöhret, lakap.
3. Haşhaş, afyon.
|
| Akkın (Türkçe) |
1. Beyaz kılıç kabı.
2. İstekli, gönüllü, tutkun.
3. Akan su.
4. Açık, düzgün, pürüzsüz.
5. Az eğimli, düzgün, engebesiz yol veya toprak.
6. Kolaylıkla yapılan, çabuk ilerleyen, akıcı iş.
7. Yolunda, yoluna girmiş, olurunda iş.
|
| Akhan (Türkçe) |
Dürüst han, güvenilir hükimdar.
|
| Akılbek (Arapça) |
Aklı sağlam olan, aklına güvenilen kimse.
|
| Akıncı (Türkçe) |
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı.
|
| Akip (Arapça) |
1. Son peygamber, Hazreti Muhammed.
2. Bir diğerinin arkasından gelen.
|
| Akkaya (Türkçe) |
Ak" ve "kaya" sözlerinden oluşan bir ad.
|
| Akgün (Türkçe) |
Mutlu, sevinçli gün.
|
| Akıllı (Türkçe) |
Bilgili, zeki kimse.
|
| Akıncıbay (Türkçe) |
Düşman ülkesine akın yapan savaşçı kimse.
|
| Akif (Arapça) |
İbadet eden, ibadetle uğraşan kişi.
|
| Akkaynak (Türkçe) |
Temiz, kirli olmayan kaynak.
|
| Akgündüz (Türkçe) |
Mutlu, sevinçli gün.
|
| Akhun (Türkçe) |
1.Güzel koku veren bir bitki, papatya.
2. Batı hunu.
|
| Akıman (Türkçe) |
Cömert, eli açık kimse.
|
| Akıner (Türkçe) |
Akın yapan er.
|
| Akkemik (Türkçe) |
Soyu temiz olan kimse.
|
| Akköz (Türkçe) |
İçinde küçük kor parçaları bulunan beyaz kül.
|
| Akgüner (Türkçe) |
Aydınlanmış tan vakti.
|
| Akı (Türkçe) |
Cömert kişi.
|
| Akın (Türkçe) |
1. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul gibi amaçlarla toplu olarak yapılan baskın.
2. Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması.
|
| Akıneri (Türkçe) |
Akıncı, savaşçı.
|
| Akil (Arapça) |
Akıllı, zeki kimse.
|
| Akkan (Türkçe) |
1. Temiz soylu.
2. Bilen, bilgili.
|
| Akkerman (Türkçe) |
Beyaz, kalın duvarlı, yüksek burçlu kale.
|
| Akkurt (Türkçe) |
Beyaz kurt.
|
| Akkuş (Türkçe) |
Kartalgillerden, ava alıştırılabilen küçük bir yırtıcı kuş, atmaca.
|
| Akmanalp (Türkçe) |
Temiz, beyaz, yiğit insan.
|
| Akozan (Türkçe) |
Güvenilir, dürüst şair, halk şairi.
|
| Akpolat (Türkçe) |
Çelik gibi kuvvetli ve sert olan.
|
| Aksel (Türkçe) |
Sel gibi ak" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aksın (Türkçe) |
“Sen aksın, temiz ve lekesizsin, doğru ve dürüstsün” anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aksunar (Türkçe) |
Dürüstlük, doğruluk gösterir" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Akşit (Türkçe) |
1. Kutlu, uğurlu.
2. Nur, aydınlık.
|
| Akmaner (Türkçe) |
Temiz, beyaz, yiğit kişi.
|
| Akönder (Türkçe) |
Dürüst, güvenilir lider.
|
| Akpulat (Türkçe) |
Akpolat.
|
| Aksoy (Türkçe) |
Temiz, tanınmış soydan gelen kimse.
|
| Aksuner (Türkçe) |
Dürüst, güvenilir sunucu.
|
| Aktaç (Türkçe) |
Beyaz taç.
|
| Akkuyaş (Türkçe) |
Ak ışıklı güneş.
|
| Akören (Türkçe) |
Temiz, bakımlı şehir.
|
| Aksal (Türkçe) |
Akla, beyazla ilgili.
|
| Akser (Türkçe) |
Beyaz başlı, namuslu, dürüst, güvenilir.
|
| Aksöğüt (Türkçe) |
Söğütgillerden, kabukları eczacılıkta kullanılan bir söğüt türü.
|
| Aksungur (Türkçe) |
1. Eski Türk büyüklerine verilen san.
2. Kartalgillerden bir doğan türü, akdoğan.
|
| Aktalay (Türkçe) |
Beyaz deniz, ak deniz.
|
| Aklan (Türkçe) |
1. Sularını bir denize veya göle gönderen bölge.
2. Bir dağ sırasının yamaçlarından her biri.
|
| Akmeriç (Türkçe) |
Meriç nehri gibi saf ve temiz olan.
|
| Aköz (Türkçe) |
Özü temiz, doğru olan kimse.
|
| Aksan (Türkçe) |
İyi, temiz olarak tanınmış kimse.
|
| Akses (Türkçe) |
Sesi güzel olan.
|
| Aksu (Türkçe) |
1. Kayalardan sızan tatlı ve berrak su.
2. Gözdeki billur cismin saydamlığını yitirerek ağarmasından ileri gelen körlük.
|
| Aktan (Türkçe) |
Parlak, aydınlık sabah.
|
| Akmaç (Türkçe) |
Şelale.
|
| Akpay (Türkçe) |
Ayağı düzgün, kötü yerlere gitmeyen kimse.
|
| Aksun (Türkçe) |
Kımılda ve sun" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aksüyek (Türkçe) |
Soyu temiz olan.
|
| Aktar (Arapça) |
1. Baharat veya güzel kokular satan kimse veya dükkân.
2. İğne, iplik, baharat, zarf, kâğıt, tütün vb. satılan dükkân.
3. Damlalar.
|
| Akman (Türkçe) |
1. Temiz, beyaz, güzel insan.
2. İhtiyar.
|
| Akpınar (Türkçe) |
Berrak ve saf suyu olan pınar.
|
| Aksay (Türkçe) |
Dürüst, temiz olarak kabullen" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Akşın (Türkçe) |
1. Az beyaz, beyazımsı.
2. Kıllarında ve gözlerinde bazen de derisinde doğuştan boya maddesi bulunmadığı için her yanı beyaz olan hayvan veya insan.
|
| Aktaş (Türkçe) |
Lüle taşı
|
| Aktay (Türkçe) |
Beyaz tay.
|
| Akün (Türkçe) |
Dürüstlüğü ve iyiliğiyle ün yapmış kimse.
|
| Ala (Türkçe) |
1. Karışık renkli, çok renkli, alaca.
2. Açık kestane renginde olan, ela.
3. Kekliğin boynundaki siyah halka.
4. Benekli.
5. Tam olgunlaşmamış.
|
| Alakurt (Türkçe) |
Derisinde türlü renkler olan kurt.
|
| Aktekin (Türkçe) |
Güvenilir, dürüst prens, şehzade.
|
| Aktuğ (Türkçe) |
Beyaz tuğ.
|
| Akünal (Türkçe) |
Dürüstlük ve iyilikle ün kazan" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Akyol (Türkçe) |
Dürüst, doğru ve iyi yol, hak yol.
|
| Alâaddin (Arapça) |
Dinin yücesi, ulusu, büyüğü.
|
| Alaca (Türkçe) |
1. Birkaç rengin karışımından oluşan renk.
2. Birkaç renkli iplikten yapılmış dokuma.
3. Ağaçta ilk olgunlaşan meyve.
|
| Alakuş (Türkçe) |
Tavus kuşu.
|
| Aktemür (Türkçe) |
Akdemir.
|
| Aktuna (Türkçe) |
Gösterişli, görkemli dürüst kimse.
|
| Akvarol (Türkçe) |
"Dürüst bir biçimde yaşa, uzun ve sağlıklı bir yaşamın olsun" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Akyön (Türkçe) |
Doğru yön.
|
| Alabaş (Türkçe) |
1. Turpgillerden, şalgama benzeyen bir bitki.
2. Baş tüyleri karışık renkli bir tür kuş.
|
| Alacan (Türkçe) |
Henüz olgunlaşmamış dost.
|
| Alâmet (Arapça) |
Belirti, iz.
|
| Aktı (Türkçe) |
1. Saf, masum.
2. El emeği.
|
| Aktunç (Türkçe) |
Beyaz tunç.
|
| Akyel (Türkçe) |
Güneyden esen rüzgâr, lodos.
|
| Akyurt (Türkçe) |
Güvenilir yurt.
|
| Alabay (Türkçe) |
Henüz olgunlaşmamış kimse.
|
| Alaçam (Türkçe) |
Rengi kızıla yakın bir çam türü
|
| Alahan (Türkçe) |
Henüz olgunlaşmamış hükümdar.
|
| Alan (Türkçe) |
1. Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha.
2. Orman içinde düz ve ağaçsız yer.
3. Ülke alan, fetheden, fatih.
|
| Aktimur (Türkçe) |
Akdemir
|
| Aktün (Türkçe) |
Aydınlık, mehtaplı gece.
|
| Akyıldız (Türkçe) |
Çoban yıldızı.
|
| Akyürek (Türkçe) |
Temiz, iyi niyetli kimse.
|
| Alaçuk (Türkçe) |
1. Üzeri dal ve hasırla örtülmüş kulübe, çardak.
2. Keçeden yapılan çadır.
|
| Alanalp (Türkçe) |
Ülke fetheden yiğit.
|
| Aktolga (Türkçe) |
Savaşçıların başlarına giydikleri demir başlık.
|
| Aktürk (Türkçe) |
Soylu, temiz, doğru ve dürüst Türk.
|
| Akyiğit (Türkçe) |
Dürüstlüğü ve temizliğiyle tanınmış yiğit.
|
| Akyüz (Türkçe) |
Namuslu, şerefli, doğru kimse.
|
| Aladoğan (Türkçe) |
Karışık renkli doğan kuşu.
|
| Alakoç (Türkçe) |
Derisinde türlü renkler olan koç.
|
| Alanay (Türkçe) |
Ülke fetheden kimse.
|
| Alanbay (Türkçe) |
Ülke fetheden kimse.
|
| Alat (Türkçe) |
1. Acele, çabuk.
2. Bir tür çam ağacı.
|
| Alcan (Türkçe) |
Cesur, yürekli, atılgan kimse.
|
| Aldemir (Türkçe) |
Demirin kızdırılmış durumu.
|
| Âlemşah (Arapça) |
Tüm dünyanın hükümdarı.
|
| Alhan (Türkçe) |
Erkek deve kuşu.
|
| Alaner (Türkçe) |
Ülke fetheden yiğit kimse.
|
| Alatan (Türkçe) |
Güneş doğmadan önce ufukta beliren karışık renkler.
|
| Alaz (Türkçe) |
1. Alev.
2. Ağaçsız, açıklık yerler.
3. Gösteriş, haşmet.
|
| Alçık (Türkçe) |
Gözcü, kollayıcı.
|
| Algu (Türkçe) |
1. Silah.
2. Hep, bütün, hepsi.
3. Topluluk.
|
| Alıcı (Türkçe) |
Duygulu, içli, alıngan.
|
| Alataş (Türkçe) |
Çok renkli taş.
|
| Albayrak (Türkçe) |
Türk bayrağı.
|
| Alçın (Türkçe) |
Al renkli, kırmızı.
|
| Aldoğan (Türkçe) |
Bir doğan türü.
|
| Algun (Türkçe) |
Algın.
|
| Alangu (Türkçe) |
Altın geyik.
|
| Alatay (Türkçe) |
Derisinde benekler olan tay.
|
| Alçınsu (Türkçe) |
Kırmızı renkli su.
|
| Alem (Arapça) |
1. Bayrak, sancak.
2. Minare, kubbe, sancak direği vb. yüksek şeylerin tepesinde bulunan, madenden yapılmış ay yıldız veya lale biçiminde süs.
|
| Algur (Türkçe) |
1. Tümsek, tepe.
2. Sakin, sessiz.
3. (Far.) Kırmızı.
|
| Alay (Türkçe) |
1. Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluk.
2. Genellikle üç tabur ve bunlara bağlı birliklerden oluşan asker topluluğu.
|
| Albora (Türkçe) |
İşte fırtına çıktı" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Alemdar (Arapça) |
Bayrağı veya sancağı taşıyan kimse.
|
| Algan (Türkçe) |
Alan, fetheden, fatih.
|
| Alaybey (Türkçe) |
Herhangi bir törende veya gösteride yer alan topluluğun önderi.
|
| Alburak (Türkçe) |
İşte Burak" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Algın (Türkçe) |
1. Güçlü, iyi, güzel, sıcakkanlı, sevimli.
2. Sevdalı, âşık, vurgun.
3. Hızlı akan su.
4. Cılız, zayıf.
|
| Algün (Türkçe) |
Günün henüz kızıl olan durumu.
|
| Alışık (Türkçe) |
Herhangi bir duruma alışmış olan.
|
| Alişan (Arapça) |
Herkes tarafından tanınan, ünlü.
|
| Alkım (Türkçe) |
Gökkuşağı.
|
| Alkun (Türkçe) |
Hep, bütün, herkes.
|
| Almıla (Türkçe) |
Kırmızı elma.
|
| Alnıak (Türkçe) |
Doğru, güvenilir kimse.
|
| Alparslan (Türkçe) |
1. Yiğit, cesur, yürekli kimse.
2. Büyül Selçuklu hükümdarı.
|
| Ali (Arapça) |
1. Yüce, ulu, yüksek.
2. Orun bakımından en üstün.
|
| Aliyar (Arapça) |
Yüce, ulu dost, sevgili.
|
| Alkın (Türkçe) |
1. Sevdalı, âşık, vurgun.
2. Fakir, zayıf.
|
| Allahverdi (Arapça) |
Allah bağışladı" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Alp (Türkçe) |
1. Yiğit, kahraman, cesur, bahadır kimse.
2. Eski Türklerde kullanılan bir unvan.
|
| Alpartun (Türkçe) |
Kendine güveni olan yiğit.
|
| Alican (Arapça) |
Yüce, ulu dost.
|
| Alkış (Türkçe) |
Hayırlı dua.
|
| Alpagu (Türkçe) |
1. Tek başına düşmana saldıran yiğit.
2. Eski Türklerde bir rütbe adı.
|
| Alpaslan (Türkçe) |
Alparslan.
|
| Alihan (Arapça) |
Yüce, ulu hükümdar.
|
| Alkan (Türkçe) |
Kırmızı kan.
|
| Alkoç (Türkçe) |
Kınalı koç.
|
| Alpağan (Türkçe) |
Cesur, yiğit, kahraman kimse.
|
| Alpat (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli kimse.
|
| Aliş (Arapça) |
“Ali” adının halk dilinde değişmiş biçimi.
|
| Alkaş (Türkçe) |
Alkış.
|
| Alkor (Türkçe) |
Kırmızı ateş, köz.
|
| Alnar (Türkçe) |
Kırmızı nar.
|
| Alpak (Türkçe) |
Dürüst, kahraman, yiğit kimse.
|
| Alpata (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli ata.
|
| Alim (Arapça) |
Bilgin.
|
| Alişah (Arapça) |
Hükümdarların en yücesi.
|
| Alkılıç (Türkçe) |
"Eline kılıç al" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Alnıaçık (Türkçe) |
Dürüst, temiz, lekesiz kimse.
|
| Alpar (Türkçe) |
Yiğit, kahraman, cesur kimse.
|
| Alpay (Türkçe) |
Cesur, yiğit kimse.
|
| Alpaydın (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli kimse.
|
| Alper (Türkçe) |
Yiğit, kahraman erkek.
|
| Alphan (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli hükümdar.
|
| Alpkülük (Türkçe) |
Ünlü, tanınmış yiğit kimse.
|
| Alptekin (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli hükümdar.
|
| Alsancak (Türkçe) |
Türk bayrağı.
|
| Altaner (Türkçe) |
Yiğit, cesur hükümdar gibi olan kimse.
|
| Altın (Türkçe) |
1. Parlak sarı renkte, kolay işlenen, değerli paslanmaz maden.
2. Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Alpayer (Türkçe) |
Cesur, yiğit kimse.
|
| Alperen (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli kimse.
|
| Alpkan (Türkçe) |
Yiğit soydan gelen.
|
| Alpman (Türkçe) |
Yiğit, cesur, kahraman kişi.
|
| Alptoğan (Türkçe) |
Alpdoğan
|
| Altaş (Türkçe) |
Kırmızı taş.
|
| Altınay (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Alpbilge (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli bilge kişi.
|
| Alpergin (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli, olgın kimse.
|
| Alpkanat (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli kimse.
|
| Alptuğ (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli, savaşçı kimse.
|
| Alsoy (Türkçe) |
Ünlü bir soydan gelen kimse.
|
| Altav (Türkçe) |
Altın.
|
| Altınbaran (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Alpçetin (Türkçe) |
İnatçı, sert tavırlı yiğit.
|
| Alpermiş (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli ermiş kimse.
|
| Alpkartal (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli kimse.
|
| Alpoğan (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli, etkili kimse.
|
| Alpyürek (Türkçe) |
Cesur, yürekli, yiğit kimse.
|
| Altay (Türkçe) |
Yüksek dağ.
|
| Altınbaş (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Alpdemir (Türkçe) |
Demir yürekli, korkusuz yiğit.
|
| Alpertunga (Türkçe) |
1. Yiğit, cesur, yürekli kimse.
2. Türk destan kahramanı.
|
| Alpkın (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli kimse.
|
| Alpsoy (Türkçe) |
Yiğit soydan gelen kimse.
|
| Alpyürük (Türkçe) |
Bir yerde duramayan, hareketli, cesur, yiğit kimse.
|
| Altaç (Türkçe) |
"Taç takın" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Altemür (Türkçe) |
Al renkli demir.
|
| Alpdoğan (Türkçe) |
Doğuştan yiğit, cesur, yürekli olan kimse.
|
| Alpgiray (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli hükümdar.
|
| Alpkutlu (Türkçe) |
Yiğit, cesur, yürekli, kutlu kimse.
|
| Alpsü (Türkçe) |
Yiğit asker.
|
| Alsan (Türkçe) |
“San al, şanın, adın duyulsun” anlamında kullanılan bir ad.
|
| Altan (Türkçe) |
1. Kızıl tan.
2. Hakan, sultan, padişah.
|
| Alten (Türkçe) |
Kırmızı tenli kimse.
|
| Altınbay (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Altınhan (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli hükümdar.
|
| Altınkaya (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Altoğan (Türkçe) |
Aldoğan.
|
| Altunbaş (Türkçe) |
Altınbaş
|
| Altuntaş (Türkçe) |
Altıntaş.
|
| Altınkılıç (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli, savaşçı kimse.
|
| Altınsoy (Türkçe) |
Soyu üstün nitelikli, değerli olan kimse.
|
| Altop (Türkçe) |
"İşte al, tombul bir çocuk" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Altıntaç (Türkçe) |
Altın taç takınmış kadın.
|
| Altuğ (Türkçe) |
Kırmızı tuğ.
|
| Altunç (Türkçe) |
Kırmızı tunç.
|
| Amaç (Türkçe) |
Erişilmek istenen sonuç, maksat, gaye, hedef.
|
| Amir (Arapça) |
Bir işte emir verme yetkisi bulunan kimse.
|
| Altınel (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Altınışık (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli, aydın kimse.
|
| Altıntaş (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Altun (Türkçe) |
Altın
|
| Altunçağ (Türkçe) |
Altın çağ.
|
| Amanullah (Arapça) |
Emanullah.
|
| Altıner (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Altınışın (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli, aydın kimse.
|
| Altınok (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Altıntop (Türkçe) |
1. Üstün nitelikli, değerli kimse.
2. Greyfurt.
|
| Altuna (Türkçe) |
Kızıl akan Tuna nehri.
|
| Altuner (Türkçe) |
Altıner
|
| Altıniz (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Altıniz (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Altınöz (Türkçe) |
Soyu üstün nitelikli, değerli olan kimse.
|
| Altıntuğ (Türkçe) |
Üstün nitelikli, değerli kimse.
|
| Altunay (Türkçe) |
Altınay.
|
| Altunhan (Türkçe) |
Altunhan.
|
| Amil (Arapça) |
1. İsteyen, emeli olan.
2. Etken, etmen, sebep, faktör.
|
| Andak (Türkçe) |
Derhâl, hemen.
|
| Angın (Türkçe) |
Tanınmış, ünlü.
|
| Anıt (Türkçe) |
Önemli bir olayın veya büyük bir kişinin gelecek kuşaklarca tarih boyunca anılması için yapılan, göze çarpacak büyüklükte, sembol niteliğinde yapı.
|
| Apak (Türkçe) |
Tertemiz, bembeyaz.
|
| Aran (Türkçe) |
1. Kuytu, sıcak yer.
2. Yayla.
3. Düzlük, ova, kışlak.
4. Ilımlı, uyumlu, uygun.
|
| Arbek (Türkçe) |
Erbey
|
| Andelip (Arapça) |
Bülbül.
|
| Angış (Türkçe) |
Anı, hatıra.
|
| Apakhan (Türkçe) |
Tertemiz, dürüst hükümdar.
|
| Aras (Türkçe) |
1. Kendisininmiş gibi sahip çıkılan, bulunmuş mal.
2. Doğu Anadolu’da bir ırmak.
|
| Arca (Türkçe) |
1. Temiz.
2. Namuslu.
|
| Anadolu (Türkçe) |
1. "Anne, doldu!" anlamında kullanılan bir ad.
2. Türkiye’nin Asya kıtasında bulunan topraklarına verilen ad.
|
| Andıç (Türkçe) |
Andaç.
|
| Angıt (Türkçe) |
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu.
|
| Anlı (Türkçe) |
Ünlü, tanınmış, namlı.
|
| Apaydın (Türkçe) |
Çok aydınlık, çok ışıklı.
|
| Arat (Türkçe) |
1. Cesaret, yüreklilik.
2. Halk.
|
| Arcan (Türkçe) |
Özü saf, temiz kimse.
|
| Ancı (Türkçe) |
Avcı.
|
| Andiç (Türkçe) |
"Ant iç, yemin et" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Anı (Türkçe) |
Yaşanmış olgulardan belleğin sakladığı her türlü iz, hatıra.
|
| Annak (Türkçe) |
1. Karşı, ön taraf.
2. Doruk, gözetleme yeri, siper.
3. Duygu.
4. Hatıra.
5. Alan, meydan
|
| Aracı (Türkçe) |
Uzlaştırıcı, anlaşma sağlayan kimse.
|
| Araz (Türkçe) |
1. Esenlik, mutluluk.
2. Sel, akıntılı su.
3. Bir tür ot.
4. Soğuk.
5. Belirti, işaret.
|
| Arda (Türkçe) |
1. Hükümdar veya kumandan asası.
2. İşaret olarak yere dikilen çubuk.
3. Sonra gelen.
4. Meriç ırmağının Edirne yöresindeki önemli bir kolu.
5. Uygur yazılarında geçen çok eski bir Türk adı.
|
| Ançıbay (Türkçe) |
Avcı bey.
|
| Angı (Türkçe) |
1. Şan, şöhret, ün.
2. Hatıra, hediye, armağan.
|
| Anık (Türkçe) |
1. Hazır.
2. Anı, hatıra.
3. Zayıf, cılız.
|
| Ant (Türkçe) |
1. Tanrı'yı veya kutsal bilinen bir kişiyi, bir şeyi tanık göstererek bir olayı doğrulama, yemin.
2. Kendi kendine söz verme
|
| Arafat (Arapça) |
1. Tanışma, buluşma yeri.
2. Hacıların Kurban Bayramı'nın arife günü toplandıkları Mekke'nin doğusundaki tepe.
|
| Arbaş (Türkçe) |
Sarışın, mavi gözlü kimse.
|
| Ardahan (Türkçe) |
Sonra gelen, sonraki hükümdar.
|
| Andaç (Türkçe) |
1. Armağan.
2. Evlat, nesil.
3. Ün, şöhret.
4. Eş, denk.
|
| Angıl (Türkçe) |
Ünlü, tanınmış.
|
| Anıl (Türkçe) |
1. Amaç, erek.
2. Yavaş, ağır.
3. Bellek, hafıza.
4. “Adın her zaman anılsın” anlamında kullanılan bir ad.
|
| Apa (Türkçe) |
1. Büyük.
2. San, unvan.
|
| Aral (Türkçe) |
1. Birbirine yakın adaların oluşturduğu topluluk, takımada.
2. Sıradağlar.
|
| Arbay (Türkçe) |
Erbay.
|
| Ardemir (Türkçe) |
Ardemir.
|
| Ardıç (Türkçe) |
Servigillerden, güzel kokulu yapraklarını kışın da dökmeyen, yuvarlak kara yemişleri ilaç olarak kullanılan bir ağaççık.
|
| Argın (Türkçe) |
Yorgun, bitkin, zayıf.
|
| Arhan (Türkçe) |
Üstün nitelikli, dürüst hükümdar.
|
| Arıcan (Türkçe) |
Temiz, doğru kimse.
|
| Arık (Türkçe) |
1. Temiz, saf, duru.
2. Zayıf, cılız.
3. Su yolu, ark.
4. Dere, çay.
5. Fidan dikilen yer.
|
| Arıkiz (Türkçe) |
Kendisinden sonra iyi bir ad bırakmış olan kimse.
|
| Arınç (Türkçe) |
1. Temiz, saf, arı.
2. Barış, huzur.
|
| Arısu (Türkçe) |
Berrak akan su temiz ve dürüst olan kimse.
|
| Ardıl (Türkçe) |
Birinin ardından gelip onun yerine geçen kimse.
|
| Argu (Türkçe) |
İki dağ arası, uçurum.
|
| Arı (Türkçe) |
1. Temiz.
2. Yabancı şeylerden arınmış, katışıksız, saf.
3. Kutsal.
4. Günahsız.
5. Çiçeklerden bal yapan böcek.
6. Çalışkan.
|
| Arıç (Türkçe) |
Barış.
|
| Arıkal (Türkçe) |
“Temiz, doğru ve dürüst kal” anlamında kullanılan bir ad.
|
| Arıkol (Türkçe) |
"Temiz ve dürüst ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Arınık (Türkçe) |
Temiz, saf, berrak.
|
| Arış (Türkçe) |
1. Kolun dirsekle bilek arasındaki bölümü.
2. Araba, kağnı oku.
3. Asma.
|
| Arguç (Türkçe) |
Gurur.
|
| Arıbal (Türkçe) |
Katışıksız, temiz bal.
|
| Arıel (Türkçe) |
Dürüst, temiz, namuslu.
|
| Arıkan (Türkçe) |
Temiz soylu kimse.
|
| Arıkut (Türkçe) |
Mutlu olmuş dürüst kimse.
|
| Arıpınar (Türkçe) |
Berrak akan pınar.
|
| Arıtan (Türkçe) |
Temizleyen, arı duruma getiren.
|
| Arel (Türkçe) |
Temiz, dürüst kimse.
|
| Argüden (Türkçe) |
Temiz ve dürüst olmayı amaçlayan kimse.
|
| Arıbaş (Türkçe) |
Dürüst, güvenilir kimse.
|
| Arıer (Türkçe) |
Çalışkan kimse.
|
| Arıkboğa (Türkçe) |
Arıboğa.
|
| Arıl (Türkçe) |
"Temizlen, arın" anlamında kullanlıan bir ad.
|
| Arısal (Türkçe) |
Arı gibi çalışkan kimse.
|
| Arıtaş (Türkçe) |
Temiz taş.
|
| Arer (Türkçe) |
Temiz, doğru kimse.
|
| Argüder (Türkçe) |
Argüden
|
| Arıboğa (Türkçe) |
Çalışkan kimse.
|
| Arığ (Türkçe) |
Arık.
|
| Arıker (Türkçe) |
Temiz, dürüst kimse.
|
| Arıman (Türkçe) |
Temiz, saf, dürüst kimse.
|
| Arısan (Türkçe) |
Temiz, doğru tanınmış kimse.
|
| Arıyüz (Türkçe) |
Temiz görünüşlü kimse.
|
| Argün (Türkçe) |
Temiz, aydınlık gün.
|
| Arıca (Türkçe) |
Temizce, arı gibi.
|
| Arıhan (Türkçe) |
Dürüst, çalışkan hükümdar.
|
| Arıkhan (Türkçe) |
Temiz, dürüst hükümdar.
|
| Arın (Türkçe) |
1. Temiz, arı, saf.
2. Alın.
3. Yüz, cephe, dağların, tepelerin yüzü.
|
| Arısoy (Türkçe) |
Temiz ve dürüst bir soydan gelmiş olan kimse.
|
| Ari (Arapça) |
1. Özgür.
2. Çıplak, yoksun.
3. Boş.
|
| Arif (Arapça) |
Çok anlayışlı ve sezgili kimse.
|
| Arkın (Türkçe) |
1. Yavaş, ağır, sakin.
2. Zayıf.
3. Gelecek yıl.
|
| Armağan (Türkçe) |
1. Birini sevindirmek, mutlu etmek için verilen şey, hediye.
2. Ödül.
3. Bağış, ihsan.
|
| Arpağ (Türkçe) |
Sihir, büyü, üfürük.
|
| Arslaner (Türkçe) |
Aslaner.
|
| Artuç (Türkçe) |
Ucu sivri bir demirle donanmış, uzunca çubuk şeklinde, mızrak türünden eski bir silah.
|
| Arukan (Türkçe) |
Arıkan.
|
| Arkış (Türkçe) |
1. Elçi, haberci.
2. Kervan.
|
| Arman (Türkçe) |
1. Dürüst, doğru, güvenilir kimse.
2. İstek.
3. Özlem.
|
| Arpak (Türkçe) |
Temiz, dürüst, güvenilir kimse.
|
| Arsoy (Türkçe) |
Arısoy.
|
| Artuk (Türkçe) |
Artık.
|
| Arik (Türkçe) |
Çabuk davranan, çevik kimse.
|
| Arkoç (Türkçe) |
Arı gibi çalışkan kimse.
|
| Arpınar (Türkçe) |
Arıpınar.
|
| Artaç (Türkçe) |
Temiz taç takınmış, güvenilir hükümdar.
|
| Artun (Türkçe) |
Gururlu, kendine güveni olan kimse.
|
| Aryüz (Türkçe) |
Arıyüz.
|
| Arkadaş (Türkçe) |
1. Birbirlerine karşı sevgi ve anlayış gösteren kimselerden her biri.
2. Bir ortamda birlikte bulunanlardan her biri.
|
| Arkun (Türkçe) |
Arkın.
|
| Arna (Türkçe) |
Adak, adanmış.
|
| Arsal (Türkçe) |
1. Arı gibi temiz, çalışkan.
2. Kumral.
|
| Artam (Türkçe) |
1. Erdem, fazilet.
2. Değer, kıymet.
|
| Artunç (Türkçe) |
Ertunç.
|
| Arzık (Türkçe) |
Dindar, sofu
|
| Asaf (Arapça) |
1. Vezir.
2. Hazreti Süleyman’ın veziri.
|
| Arkan (Türkçe) |
1. Temiz, arı kandan gelen.
2. Üstün, galip.
|
| Arkut (Türkçe) |
Temiz, uğurlu, kutlu.
|
| Arol (Türkçe) |
“Arı, temiz, çalışkan ol” anlamında kullanılan bir ad.
|
| Arsan (Türkçe) |
Temiz adlı, iyi tanınan kimse.
|
| Artan (Türkçe) |
1. Yarar, fayda.
2. Üstünlük, meziyet, nitelik.
|
| Artut (Türkçe) |
Hediye.
|
| Asal (Türkçe) |
Başlıca, esaslı, temel.
|
| Arlan (Türkçe) |
“Utanç duy” anlamında kullanılan bir ad.
|
| Arpad (Türkçe) |
Arpacık.
|
| Arslan (Türkçe) |
Aslan.
|
| Artık (Türkçe) |
1. Erdemli, nitelikli, üstün.
2. Fazla, çok, daha çok.
|
| Aru (Türkçe) |
Arı.
|
| Ası (Türkçe) |
1. Yarar, fayda, kazanç.
2. Yetişkin, olgun.
3. İri, gösterişli.
4. Çevik.
|
| Asil (Arapça) |
Soylu.
|
| Aslaner (Türkçe) |
Aslan gibi yürekli ve cesaretli olan kimse.
|
| Aşan (Türkçe) |
Güçlükleri ve engelleri yenen kimse.
|
| Asalet (Arapça) |
1. Soyluluk.
2. Bir görevi yüklenmiş olma, o görevin sahibi olma.
|
| Asıf (Arapça) |
Şiddetli rüzgâr, fırtına.
|
| Aslanhan (Türkçe) |
Aslan gibi yürekli ve cesaretli olan hükümdar.
|
| Aşcır (Türkçe) |
Güçlükleri, engelleri yenen kimse.
|
| Aşkın (Türkçe) |
1. Belli bir süreyi aşmış, ötesine geçmiş.
2. Benzerlerinden üstün.
3. Çok, fazla.
|
| Asan (Farsça) |
Kolay.
|
| Asutay (Türkçe) |
Hırçın tay.
|
| Aşır (Arapça) |
Aşir.
|
| Aşkınay (Türkçe) |
Benzerlerinden üstün olan.
|
| Aslıbey (Arapça) |
Bey soyundan gelen.
|
| Aşkıner (Türkçe) |
Benzerlerinden üstün olan kimse.
|
| Asım (Arapça) |
1. Günahtan, haramdan çekinen.
2. Namuslu, iffetli.
|
| Asri (Arapça) |
Çağcıl, çağdaş.
|
| Aşir (Arapça) |
1. Bir dinî tören sırasında veya cemaatle namaz kılınıp dua edildikten sonra okunan Kur'an ayetleri.
2. On sayısı.
3. On gün.
|
| Ata (Türkçe) |
1. Baba.
2. Dedelerden ve büyük babalardan her biri.
3. Kişinin geçmişte yaşamış olan büyükleri.
|
| Aslan (Türkçe) |
1. Kedigillerden, Afrika'da ve Asya'da yaşayan, erkekleri yeleli, yırtıcı, uzunluğu 160 cm, kuyruğu 70 cm ve ucu püsküllü, çok koyu sarı renkli güçlü bir memeli türü.
2. Gürbüz, yiğit adam.
|
| Aslıhan (Türkçe) |
Han soyundan gelen.
|
| Asu (Türkçe) |
Yaramaz, haşarı çocuk.
|
| Aşkan (Türkçe) |
1. Kula donlu at.
2. İşaret, im.
3. Renk, beniz.
|
| Atâ (Arapça) |
Bağış, ihsan.
|
| Ataan (Türkçe) |
"Atalarını an, hatırla" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Ataç (Türkçe) |
1. Atalardan gelen, atalarla ilgili olan.
2. Büyüklük gösteren çocuk.
|
| Atak (Türkçe) |
1. Dışa dönük, canlı, girişken.
2. Eli açık, cömert.
3. Atıcı, nişancı.
|
| Atalan (Türkçe) |
At sahibi olan kimse.
|
| Atamtürk (Türkçe) |
"Atam Türk'tür" analamında kullanılan bir ad.
|
| Atasan (Türkçe) |
Ataları gibi ünlü olan kimse.
|
| Atasoy (Türkçe) |
Ataları gibi soylu olan kimse.
|
| Ataullah (Arapça) |
Allah’ın bağışı, ihsanı.
|
| Atabay (Türkçe) |
Zengin, saygın kimse.
|
| Atadan (Türkçe) |
Atalardan gelen.
|
| Atakan (Türkçe) |
Hükümdar olan ata.
|
| Atalay (Türkçe) |
Ünlü, namlı, şöhretli kimse.
|
| Ataner (Türkçe) |
"Atan yiğittir" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Atasay (Türkçe) |
"Atalarına saygı göster" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Atasü (Türkçe) |
Ataları asker olan kimse.
|
| Ataün (Türkçe) |
Ata-ün.
|
| Atabek (Türkçe) |
Selçuklularda şehzadelerin eğitimiyle görevli kimse, lala.
|
| Ataergin (Türkçe) |
Atalardan ulaşan.
|
| Ataker (Türkçe) |
1. Dışa dönük, canlı, girişken kimse.
2. Eli açık, cömert kimse.
3. Atıcı, nişancı kimse.
|
| Atalmış (Türkçe) |
Ünlü, namlı, şöhretli kimse.
|
| Atanur (Türkçe) |
Atası aydın, bilge olan kimse.
|
| Atasev (Türkçe) |
"Atalarını sev" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Atatöre (Türkçe) |
Atalardan gelen töre.
|
| Atay (Türkçe) |
Bilinen, tanınmış kimse.
|
| Atabey (Türkçe) |
Atabek.
|
| Atakul (Türkçe) |
Atalarını gerçekten seven kimse.
|
| Ataman (Türkçe) |
Ata kişi, başkan, önder.
|
| Ataol (Türkçe) |
"Yüce bir insan ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Ataseven (Türkçe) |
Atalarını seven kimse.
|
| Atatuğ (Türkçe) |
Atalarının tuğunu takmış olan kimse.
|
| Ateş (Farsça) |
1. Yanıcı cisimlerin tutuşmasıyla beliren ısı ve ışık.
2. Coşkunluk.
|
| Atabörü (Türkçe) |
Atası cesur ve yiğit olan kimse.
|
| Atagün (Türkçe) |
Ataların aydınlığı.
|
| Atakurt (Türkçe) |
Atası cesur ve yiğit olan kimse.
|
| Atambay (Türkçe) |
"Atam beydir" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Ataöv (Türkçe) |
"Atalarını öv" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Atasever (Türkçe) |
Ataseven.
|
| Atatüre (Türkçe) |
Atatöre
|
| Atfi (Arapça) |
Şefkatle, iyilikseverlikle ilgili.
|
| Atacan (Türkçe) |
"Sevgili baba" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Atahan (Türkçe) |
Hükümdar olan ata.
|
| Atakut (Türkçe) |
Ataları kutlu olan kimse.
|
| Atamer (Türkçe) |
"Atam yiğittir" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Atasagun (Türkçe) |
Hekim, doktor.
|
| Atasevin (Türkçe) |
"Atalarınını seviniz" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Atatürk (Türkçe) |
1. Türklerin atası.
2. Büyük kurtarıcı Gazi Mustafa Kemal Paşa'ya 1934 yılında yasayla verilmiş soyadı.
|
| Atgun (Türkçe) |
1. Yorgun, bitkin.
2. Yavaş.
3. Gizli, saklı.
4. Yaban armudu.
5. Yırtıcı hayvan.
|
| Atıf (Arapça) |
1. Eğilen, meyleden.
2. Bağlayan.
3. Şefkatli, sevecen
|
| Atız (Türkçe) |
İki dere arasındaki su geçecek set.
|
| Atlan (Türkçe) |
1. Ün, nam, şöhret.
2. Değer, önem.
|
| Atom (Farsça) |
1. Birkaç türü birleşince çeşitli kimyasal bileşikleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık.
2. Eski Yunan filozoflarına göre, gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
|
| Avkan (Türkçe) |
1. Uzak.
2. Suyun toplandığı yer.
|
| Ayata (Türkçe) |
"Ey baba!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Atik (Arapça) |
1. Eski.
2. Özgür, hür.
3. Asil, soylu.
|
| Attilâ (Türkçe) |
1. Ünlü.
2. Babacık.
3. Büyük Hun İmparatorunun adı.
|
| Avni (Arapça) |
Yardım ve yardımcılıkla ilgili.
|
| Ayanç (Türkçe) |
Saygı.
|
| Atila (Türkçe) |
Attila
|
| Atlı (Türkçe) |
1. Atı olan.
2. Ünlü, tanınmış.
|
| Atuf (Arapça) |
Birine sevgisi olan, sevgi duyan.
|
| Ayaydın (Türkçe) |
Ay ışığı, ay aydınlığı.
|
| Atıl (Türkçe) |
“Girişken ol, ilerlemek için çaba göster, hızla ilerle, atılgan ol” anlamlarında kullanılan bir ad.
|
| Atilla (Türkçe) |
Attila.
|
| Atlığ (Türkçe) |
Ünlü, tanınmış, adlı.
|
| Avar (Türkçe) |
1. Direnen, karşı koyan.
2. VII.yüzyılın sonuna değin Orta Avrupa’da yaşamış bir Türk boyu.
|
| Avşar (Türkçe) |
Afşar.
|
| Ayas (Türkçe) |
Ayaz.
|
| Ayaz (Türkçe) |
1. Duru ve sakin havada çıkan kuru soğuk.
2. Açık, bulutsuz hava.
3. Aydınlık, ışık.
4. Mehtap.
|
| Atılay (Türkçe) |
Atalay.
|
| Atlıhan (Türkçe) |
1. Atı olan hükümdar.
2. Ünlü hükümdar.
|
| Avcı (Türkçe) |
Avlanmayı seven, avı iş edinen kimse.
|
| Avunç (Türkçe) |
Avunma, teselli.
|
| Ayalp (Türkçe) |
Ay kadar parlak ve güzel yiğit.
|
| Atılgan (Türkçe) |
1. Çekinip korkmadan kendini tehlike veya güçlüklere atan kimse.
2. Girişken.
|
| Atmaca (Türkçe) |
Kartalgillerden, ava alıştırılabilen küçük yırtıcı bir kuş.
|
| Avhan (Türkçe) |
Avı seven hükümdar.
|
| Ay (Türkçe) |
1. Yer yuvarlağının uydusu olan gök cismi, kamer.
2. Yılın on iki bölümünden her biri.
3. Güzel, parlak, nurlu.
|
| Ayaltın (Türkçe) |
Ay ve altın gibi parlak olan.
|
| Aybar (Türkçe) |
Gösterişli, heybetli, görkemli.
|
| Aybek (Türkçe) |
1. Ay gibi güzel ve yakışıklı olan bey.
2. Hindistan’daki Türk Memlûkleri Devletinin kurucusu. (Ö. 1210).
|
| Ayçetin (Türkçe) |
"Ey anlaşılması güç kimse!" anlamında kullanılan bir ad. kullanılan
|
| Aydemir (Türkçe) |
Ay gibi ışıklı, temiz, demir gibi güçlü kimse.
|
| Aybars (Türkçe) |
1. Ay gibi güzel ve temiz pars.
2. Hun İmparatoru Attila'nın amcası.
|
| Aydeniz (Türkçe) |
Ay gibi güzel, deniz gibi coşkulu olan.
|
| Aybaş (Türkçe) |
"Ey lider, önder!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aycıl (Türkçe) |
Ay gibi, ayla ilgili.
|
| Aybay (Türkçe) |
"Ey bey!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Ayberk (Türkçe) |
"Ey güçlü kimse" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aycihan (Türkçe) |
Dünyayı aydınlatan ay.
|
| Aydın (Türkçe) |
1. Işıklı, pırıltılı, aydınlık.
2. Açık, kolay anlaşılır.
3. Öğrenimi, bilgisi ve görgüsü olan, ileri düşünceli kimse.
4. Umut veren.
5. Mehtap.
|
| Ayboğa (Türkçe) |
"Ey güçlü kimse" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aydınalp (Türkçe) |
İleri düşünceli yiğit.
|
| Aybey (Türkçe) |
Ay gibi güzel olan yakışıklı bey.
|
| Aybora (Türkçe) |
"Ey fırtına gibi olan!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aycan (Türkçe) |
"Ey sevgili" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aydar (Türkçe) |
Çocuğun ensesindeki saçlar, perçem.
|
| Aydınay (Türkçe) |
Aydan daha güzel ve parlak olan.
|
| Aydınbay (Türkçe) |
İleri görüşlü kimse.
|
| Aydıntuğ (Türkçe) |
Başına parlak bir tuğ takmış olan kimse.
|
| Aydoğdu (Türkçe) |
Ay gibi doğan.
|
| Ayet (Arapça) |
1. Kur'an surelerini oluşturan kısımlardan her biri.
2. Belirti, nişan.
|
| Aygutalp (Türkçe) |
Her şeye karşılık veren yiğit.
|
| Aygüner (Türkçe) |
Ay gibi güzel, güneş gibi parlak olan kimse.
|
| Aydınbey (Türkçe) |
İleri görüşlü bey.
|
| Aydınyol (Türkçe) |
Yolu aydınlık olan kimse.
|
| Aydoğmuş (Türkçe) |
Ay gibi doğmuş olan.
|
| Ayetullah (Arapça) |
Allah'ın ayetleri.
|
| Ayık (Türkçe) |
1. Anlayışlı, uyanık.
2. Sarhoşluğu ve baygınlığı geçmiş olan.
|
| Aydınel (Türkçe) |
Eli açık, cömert olan kimse.
|
| Aydıner (Türkçe) |
İleri görüşlü kimse.
|
| Aydolun (Türkçe) |
Dolunay, mehtap.
|
| Aydınol (Türkçe) |
"İleri görüşlü ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aydinç (Türkçe) |
Ay gibi dinç olan.
|
| Aydonat (Türkçe) |
Ay gibi güzelliklerle donanmış olan.
|
| Ayhan (Türkçe) |
"Ey hükümdar!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aydıntan (Türkçe) |
Sabahın aydınlığı gibi parlak olan.
|
| Aydoğan (Türkçe) |
Ay gibi doğan.
|
| Aygut (Türkçe) |
Karşılık, mükâfat.
|
| Aygün (Türkçe) |
Ay gibi güzel, güneş gibi parlak olan.
|
| Aykut (Türkçe) |
Kutlu, uğurlu ay.
|
| Aymutlu (Türkçe) |
Ay gibi mutlu olan.
|
| Aypars (Türkçe) |
Aybars
|
| Aysal (Türkçe) |
Ay gibi, aya benzeyen.
|
| Aykın (Türkçe) |
Çok konuşan.
|
| Aykutalp (Türkçe) |
Ay gibi uğurlu olan yiğit.
|
| Aysan (Türkçe) |
Ay gibi parlak, ışıklı, temiz tanınmış adı olan.
|
| Aykaç (Türkçe) |
1. Söyleyen, konuşan.
2. Akıl veren.
3. Ozan, şair.
|
| Aykutlu (Türkçe) |
Ay gibi kutlu olan.
|
| Ayman (Türkçe) |
Ay gibi ışıklı, güzel kimse.
|
| Aykal (Türkçe) |
"Ay gibi parlak ve ışıklı kal" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aypolat (Türkçe) |
Ay gibi güzel, çelik gibi güçlü olan.
|
| Aykan (Türkçe) |
Parlak soylu, soyu sopu temiz.
|
| Aykul (Türkçe) |
"Ey kul!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aypar (Türkçe) |
Aybar.
|
| Ayral (Türkçe) |
Benzerlerinden farklı olan.
|
| Aykurt (Türkçe) |
"Ey kurt gibi olan!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aylan (Türkçe) |
Açıklık, alan, meydan.
|
| Aymete (Türkçe) |
Ay ve mete.
|
| Ayni (Arapça) |
Gözle ilgili olan.
|
| Ayrıl (Türkçe) |
İki yolun ayrıldığı yer, yol kavşağı.
|
| Aysun (Türkçe) |
Uysal.
|
| Ayşan (Türkçe) |
Ay gibi şanlı, görkemli, parlak olan.
|
| Aytekin (Türkçe) |
Ay gibi tek ve uğurlu olan.
|
| Aytemiz (Türkçe) |
Ay gibi saf ve temiz olan.
|
| Aysevin (Türkçe) |
"Ay gibi güzel olaları sevin" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aysoy (Türkçe) |
Ay gibi temiz soylu olan.
|
| Aysunar (Türkçe) |
Ay gibi olan güzelliğini gösteren.
|
| Aytaç (Türkçe) |
Ay gibi parlak taç takmış olan.
|
| Aytemur (Türkçe) |
Aydemir
|
| Aysev (Türkçe) |
"Ay gibi güzel ve parlak olanları sev" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aysu (Türkçe) |
Ay gibi parlak, su gibi berrak olan.
|
| Aytan (Türkçe) |
Ay aydınlığı.
|
| Aysın (Türkçe) |
"Sen aysın, ay kadar güzelsin” anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aysungur (Türkçe) |
"Ey soğukkanlı kimse!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aytar (Türkçe) |
Haberci, haber veren.
|
| Aysever (Türkçe) |
"Ay gibi güzel ve parlak olanları seven" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aysü (Türkçe) |
"Ey asker!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aytek (Türkçe) |
Ay gibi tek, biricik, eşsiz.
|
| Aytış (Türkçe) |
Konuşma, söyleyiş.
|
| Aytigin (Türkçe) |
Ay gibi güzel ve parlak olan.
|
| Aytöre (Türkçe) |
İyi töre, aydınlık getiren töre.
|
| Aytunga (Türkçe) |
"Ey kahraman, yiğit!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Ayyüce (Türkçe) |
Ay gibi parlak ve ulu olan.
|
| Azam (Arapça) |
Büyük, çok büyük.
|
| Azim (Arapça) |
Büyük, ulu.
|
| Aytimur (Türkçe) |
Aydemir
|
| Azamet (Arapça) |
Büyüklük, ululuk.
|
| Aytuğ (Türkçe) |
Ay gibi tuğ.
|
| Ayün (Türkçe) |
Ay gibi ünlü olan.
|
| Ayyarkın (Türkçe) |
Ay ve güneş ışığı.
|
| Azamettin (Arapça) |
Dinin azameti, ululuğu.
|
| Aziz (Arapça) |
1. Ermiş, eren.
2. Sevgide üstün tutulan.
|
| Aytok (Türkçe) |
"Ey doymuş!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Aytuna (Türkçe) |
Ay gibi gösterişli, görkemli olan.
|
| Aytün (Türkçe) |
Ay ve gece.
|
| Ayvaz (Türkçe) |
1. Koca, eş.
2. Güzel, yakışıklı.
3. Saçsız, kel.
4. Sağır.
5. Kaba.
6. Osmanlılar zamanında büyük konaklarda mutfak işlerini gören uşak.
|
| Ayyaruk (Türkçe) |
Ay ışığı.
|
| Azat (Farsça) |
Kurtulmuş, serbest, özgür.
|
| Aytolun (Türkçe) |
Dolunay, ayın on dördü.
|
| Aytunca (Türkçe) |
Ay ve tunca.
|
| Aytürk (Türkçe) |
1. Ay gibi güzel olan.
2. "Ey Türk!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Ayyıldız (Türkçe) |
Ay ve yıldız.
|
| Azmi (Arapça) |
1. Azimli, kararlı.
2. Sözünde duran.
|
| Aytop (Türkçe) |
Dolunay, ayın on dördü.
|
| Aytunç (Türkçe) |
Ay gibi parlak, tunç gibi dayanıklı olan.
|
| Ayverdi (Türkçe) |
"Çevresine ışık saçtı, yararlı oldu" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Azadi (Farsça) |
Özgürlük, serbestlik
|
| Azer (Farsça) |
1. Ateş.
2. Hz. İbrahim’in babasının adı.
|
| Aznavur (Yunanca) |
1. Yiğit, kahraman.
2. Ele avuca sığmayan.
3. Sinirli, sert, korku veren iri yarı kimse.
|
| Azrak (Türkçe) |
Az bulunur, nadir.
|