| Erkek İsimleri |
| Cabir (Arapça) |
Zor kullanan
|
| Cafer (Arapça) |
Dere, çay.
|
| Cahid (Arapça) |
Gayretli, çalışan. Cihad eden
|
| Can (Farsça) |
Ruh.Cesedin diriliğini sağlayan öz.
|
| Canib (Arapça) |
Yabancı, garip
|
| Cavid (Farsça) |
Devamlı, sonsuz
|
| Celaleddin (Arapça) |
Din için öfkelenme
|
| Celil (Arapça) |
Ululuk ve büyüklük sahbi, Allah'ın isimlerinden
|
| Cem (Arapça) |
Toplanma, bir araya getirme
|
| Cemal (Arapça) |
Yüz, yüz güzelliği
|
| Cemaleddin (Arapça) |
Dinin nuru, yüzü
|
| Cemil (Arapça) |
Erkeğin güzel, hoş olanı
|
| Cenab (Arapça) |
Şerefli, hürmetli
|
| Cengiz (Türkçe) |
Türk Moğol Hanı, Güçlü, kuvvetli
|
| Cenk (Farsça) |
Savaş
|
| Cevad (Arapça) |
Cömert, bağışlayan
|
| Cevdet (Arapça) |
Olgunluk, güzellik
|
| Ceyhun (Türkçe) |
Tevrata göre Cennetteki dört ırmaktan biri
|
| Ceyhun (Türkçe) |
Tevrata göre Cennetteki dört ırmaktan biri
|
| Cezmi (Arapça) |
Sözünden dönmez, kararlı.
|
| Cihad (Arapça) |
Din uğruna savaşmak.
|
| Cihan (Farsça) |
Dünya
|
| Cihangir (Farsça) |
Dünyaya hükmeden
|
| Cumali (Arapça) |
Cuma günü doğan çocuk
|
| Cumhur (Arapça) |
Millet, halk.
|
| Cüneyd (Arapça) |
Genç savaşçı
|
| Çağlar (Türkçe) |
Çağlayan
|
| Çağrı (Türkçe) |
Bir Selçuklu komutanı. Çakır gözlü, seslenme
|
| Çetin (Türkçe) |
Sert, inatçı, erişilmez.
|
| Çoban yıldızı. (Türkçe) |
Temiz, iyi niyetli kimse.
|
| Cafer (Arapça) |
1. Küçük akarsu.
2. Caferî mezhebinin kurucusu.
3. Hz. Ali'nin Mute Savaşı´nda ölen kardeşinin adı.
|
| Can (Farsça) |
1. Ruh.
2. Güç, dirilik.
3. İnsanın kendi varlığı, özü.
4. Gönül.
5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
|
| Canbek (Farsça) |
Özü pek, güçlü kişilikli kimse.
|
| Candan (Farsça) |
İçten, yürekten, samimi.
|
| Canberk (Farsça) |
Güçlü, sağlam kişilikli kimse.
|
| Candaner (Farsça) |
İçten, samimi, dost kimse.
|
| Cahit (Arapça) |
Çok çalışan, çaba gösteren kimse.
|
| Canal (Farsça) |
"Gönül al, kendini sevdir, sevilen biri ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canat (Farsça) |
"Şiddetle iste" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canbey (Farsça) |
Şirin, tatlı bey.
|
| Candar (Farsça) |
1. Canlı, diri.
2. Koruyucu, muhafız.
|
| Canalp (Farsça) |
Özünde yiğitlik, güçlülük olan kimse.
|
| Canay (Farsça) |
Şirin, tatlı kimse.
|
| Canbolat (Farsça) |
Canpolat.
|
| Candaş (Farsça) |
Dost, arkadaş, yoldaş.
|
| Cabbar (Arapça) |
1. Zorlayan, cebreden.
2. Kuvvet ve kudret sahibi (Allah.)
3. Gökyüzünün güneyinde bulunan bir yıldız kümesi.
|
| Canaltay (Farsça) |
Özü, ruhu yüce olan kimse.
|
| Canaydın (Farsça) |
Özü temiz, aydınlık ruhlu kimse.
|
| Canbulat (Farsça) |
Canpolat.
|
| Candeğer (Farsça) |
Uğrunda can verilecek kadar güzel, değerli, sevilen.
|
| Cabir (Arapça) |
Zorlayan, cebreden.
|
| Calp (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, gayretli.
|
| Canan (Farsça) |
Sevgili, gönül verilen, âşık olunan.
|
| Canan (Farsça) |
Sevgili, gönül verilen, âşık olunan.
|
| Canbay (Farsça) |
Özü zengin, gönlü tok olan kimse.
|
| Canda (Farsça) |
İçte, özde, yürekte olan kimse.
|
| Candemir (Farsça) |
Özü güçlü, demir gibi sağlam ve kişilikli kimse.
|
| Candoğan (Farsça) |
Yaradılıştan samimi, dost olan kimse.
|
| Cangür (Farsça) |
Canlı, neşeli kimse.
|
| Cankan (Farsça) |
Özü hareketli olan kimse.
|
| Cankorur (Farsça) |
Canı koruyan kimse.
|
| Canöz (Farsça) |
Kişinin özü.
|
| Cansal (Farsça) |
"Özünü bırak, terket" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canel (Farsça) |
İçten, candan uzatılan el, dostluk eli.
|
| Cankat (Farsça) |
"Yaşama gücü ver, neşe ve mutluluk saç" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cankurt (Farsça) |
Özü kurt gibi olan kimse.
|
| Cansay (Farsça) |
"Şirin, sevimli, cana yakın olarak kabul et" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canseven (Farsça) |
"İnsanı seven" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Caner (Farsça) |
Çok içten, sevilen, sevimli kimse.
|
| Cankaya (Farsça) |
Özü sağlam olan kimse.
|
| Cankut (Farsça) |
Kişinin mutluluğu, talihi, şansı, uğuru.
|
| Cansever (Farsça) |
"İnsanı seven" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cangiray (Farsça) |
Dürüst, samimi hükümdar.
|
| Cankılıç (Farsça) |
Özü klıç gibi keskin olan kimse.
|
| Cannur (Farsça) |
Nurlu olan kimse.
|
| Cansen (Farsça) |
"Sen cansın, sevilensin, sevimlisin" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cansın (Farsça) |
Sevgi dolusun, sevilmeye değersin, dostsun, sevgilisin" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canfer (Farsça) |
1. Aydın, bilgili kimse.
2. Güçlü, saygın kimse.
|
| Canip (Arapça) |
Yan, taraf, cihet, yön.
|
| Canol (Farsça) |
"Candan dost ol, gerçek dost ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canpolat (Farsça) |
Canı, özü çelik gibi güçlü kimse.
|
| Canser (Farsça) |
"Canını, özünü ortaya koy" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cansoy (Farsça) |
Tatlı ve içten olan kimse.
|
| Cangün (Farsça) |
Mutlu, sevimli gün.
|
| Cankoç (Farsça) |
Sevimli, cana yakın kimse.
|
| Canören (Farsça) |
Gerçek dost olan.
|
| Cansu (Farsça) |
Can suyu, yaşam veren su.
|
| Cansun (Farsça) |
"Kendini göster" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Carullah (Arapça) |
1. Allah'a komşu olan.
2. Mekke'ye gidip orada oturan kimse.
|
| Cefa (Arapça) |
Eziyet, sıkıntı, çile.
|
| Cemşah (Farsça) |
Şah olan Cem.
|
| Cevahir (Arapça) |
1. Cevherler, elmaslar, değerli taşlar.
2. Özler, mayalar.
|
| Ceyhan (Arapça) |
Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde, uzunluğu 576 km. olan bir nehir.
|
| Cansunar (Farsça) |
"Canını feda eder" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cantez (Farsça) |
Tez canlı, aceleci, hareketli kimse.
|
| Cazim (Arapça) |
Karar veren, kesen, kestirip atan.
|
| Celilay (Arapça) |
Ulu, yüce ay.
|
| Cenan (Arapça) |
Yürek, gönül.
|
| Cevat (Arapça) |
Cömert, eli açık.
|
| Cezayir (Arapça) |
Adalar.
|
| Cansunay (Farsça) |
Canını feda eden kimse.
|
| Cantürk (Farsça) |
Türk'ün dostu, arkadaşı.
|
| Cavit (Farsça) |
Sonrasız, sürekli kalacak olan, sonsuz, ebedî.
|
| Cazip (Arapça) |
Çekici, ilgi uyandırıcı, albenili olan.
|
| Cemal (Arapça) |
1. Yüz güzelliği, güzellik.
2. Güzel yüz.
|
| Cenani (Arapça) |
Yürekle, gönülle ilgili.
|
| Cevval (Arapça) |
Koşan, dolaşan, hareket eden, hareketli.
|
| Cihan (Farsça) |
1. Evren, âlem.
2. Dünya.
|
| Cansuner (Farsça) |
Canını feda eden kimse.
|
| Canyurt (Farsça) |
Gerçek yurt.
|
| Cavlı (Türkçe) |
Çavlı.
|
| Cebbar (Arapça) |
Cabbar.
|
| Cemaleddin (Arapça) |
Cemalettin.
|
| Cenap (Arapça) |
Şeref, onur ve büyüklük.
|
| Cantaş (Farsça) |
Candaş.
|
| Caran (Türkçe) |
Güzel kokan bir tür çiçek.
|
| Cavuldur (Türkçe) |
Çavuldur.
|
| Cebealp (Yunanca) |
Zırh gibi sağlam ve dayanıklı yiğit.
|
| Cemalettin (Arapça) |
Dinin güzelliği.
|
| Cengizhan (Türkçe) |
Güçlü hükümdar.
|
| Cihandar (Farsça) |
Dünyaya egemen olan hükümdar.
|
| Cantekin (Farsça) |
Samimi, içten hükümdar.
|
| Carim (Arapça) |
Suçlu.
|
| Caymaz (Türkçe) |
Sözünü tutan, sözünden dönmeyen kimse.
|
| Cebrail (Arapça) |
1. İş yapabilen melek.
2. Allah'a en yakın olan dört melekten, peygamberlere buyruk ve vahiy getirmekle görevli olanı.
|
| Cemalullah (Arapça) |
Allah'ın lütfu.
|
| Cerullah (Arapça) |
Carullah.
|
| Cihandide (Farsça) |
Dünyayı gezip görmüş, deneyimli kimse.
|
| Cihanefruz (Farsça) |
Dünyayı parlatan, aydınlatan kimse.
|
| Cihanmert (Farsça) |
Dünyanın en cömert insanı.
|
| Civan (Farsça) |
Taze, genç delikanlı.
|
| Coşkunay (Türkçe) |
Coşan, coşkulu, heyecanlı kimse.
|
| Çabar (Türkçe) |
Çapar.
|
| Çağakan (Türkçe) |
Çağ değiştiren kimse.
|
| Çağdaş (Türkçe) |
1. Aynı çağda yaşayan.
2. Bulunulan çağın koşullarına uygun olan.
3. Yaşıt.
|
| Çağla (Türkçe) |
1. Badem, kayısı, erik gibi çekirdekli yemişlerin ham durumu.
2. "Coşkulu ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cihaner (Farsça) |
Dünyanın yiğidi.
|
| Cihannur (Farsça) |
Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.
|
| Civanbaht (Farsça) |
Mutlu, şanslı kimse.
|
| Cuma (Arapça) |
1. Toplanma.
2. Perşembeden sonra gelen gün.
|
| Çadır (Farsça) |
1. Çadır.
2. Kadınların baş örtüsü.
|
| Çağan (Türkçe) |
1. Bayram.
2. Kalın ve kuvvetli deve kösteği.
3. Doğan kuşu.
|
| Çağıl (Türkçe) |
1. Çağla ilgili.
2. Çakıl.
3. Çağla.
|
| Çağlak (Türkçe) |
1. Şelale, çağlayan.
2. Yırtıcı kuş, çaylak.
|
| Cihanşah (Farsça) |
Dünyanın şahı, hükümdarı.
|
| Civanmert (Farsça) |
Cömert, eli açık kimse.
|
| Cumali (Arapça) |
Değerli, yüce bir biçimde bir araya getirilmiş olan.
|
| Çağ (Türkçe) |
1. Dönem, mevsim, zaman.
2. Yaş.
3. Yüzyıl, asır.
4. Çağlayan.
|
| Çağanak (Türkçe) |
Körfez, liman.
|
| Çağıltı (Türkçe) |
Suyun akarken, taşlara, kayalara çarparak çıkardığı ses.
|
| Çağlam (Türkçe) |
Çağlayan.
|
| Cihangir (Farsça) |
Dünyaya egemen olan, dünyayı zapt eden kimse.
|
| Cihat (Arapça) |
Din uğrunda düşmanla savaşma.
|
| Civanşir (Farsça) |
Genç aslan.
|
| Cura (Türkçe) |
1. Dost, arkadaş, sevgili.
2. Güzel, ahenkli ses.
3. Ufak tefek, çelimsiz.
4. Küçük zurna.
5. Atmaca, doğan.
|
| Çağa (Türkçe) |
1. Bebek, çocuk.
2. Küçük kuş yavrusu.
|
| Çağatay (Türkçe) |
1. Yavru at, tay.
2. Cengiz Hanın oğlu.
|
| Çağın (Türkçe) |
Yıldırım, şimşek.
|
| Çağlan (Türkçe) |
Bir ırmağın denize kavuştuğu yer.
|
| Coşan (Türkçe) |
Coşku duyan, heyecanlı kimse.
|
| Cündullah (Arapça) |
Allah’ın askerleri.
|
| Çağaçan (Türkçe) |
Yeni bir dönem başlatan kimse.
|
| Çağay (Türkçe) |
Çağın parlak ve aydın bireyi.
|
| Çağır (Türkçe) |
1. Şıra.
2. Çakır.
3. Dar yol, küçük yol.
|
| Çağlar (Türkçe) |
1. Çağlayan.
2. Coşkulu, canlı kimse.
|
| Cihani (Farsça) |
Dünyalı, insan.
|
| Coşar (Türkçe) |
Coşkulu, heyecanlı.
|
| Çaba (Türkçe) |
Herhangi bir işi yapmak için harcanan güç, zorlu, sürekli çalışma.
|
| Çağaçar (Türkçe) |
Çağaçan.
|
| Çağbay (Türkçe) |
Çağın zengini olan kimse.
|
| Çağkan (Türkçe) |
Canlı, dinamik, çalışkan kimse.
|
| Çağlasın (Türkçe) |
"Coşsun, çağlasın" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Çağlayan (Türkçe) |
Küçük bir akarsuyun, çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer.
|
| Çağrı (Türkçe) |
1. Birini çağırma, davet.
2. Doğan, çakır kuşu.
3. Rütbe, unvan, san.
|
| Çakıl (Türkçe) |
Küçük veya orta boyda taş parçası.
|
| Çakırer (Türkçe) |
Cesur, yiğit kimse.
|
| Çalapverdi (Türkçe) |
Tanrı verdi.
|
| Çalış (Türkçe) |
1. Çelme, güreş.
2. Çarpışma, cenk, savaş.
|
| Çam (Türkçe) |
İğne yapraklı, kozalaklı, reçineli ağaç.
|
| Çandarlı (Türkçe) |
Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar ve kazaskerler yetiştirmiş büyük bir ailenin adı.
|
| Çağlayangil (Türkçe) |
Çağlayan ailesine mensup olan kimse.
|
| Çağrıbey (Türkçe) |
1. Çağıran bey.
2. Selçuklu Devleti´nin kurucularından Horasan Meliki.
|
| Çakım (Türkçe) |
1. Şimşek, kıvılcım
2. Yığın.
|
| Çakmak (Türkçe) |
1. Taşa vurulup kıvılcım çıkaran çelik parçası.
2. Tutuşturma aygıtı.
|
| Çalgan (Türkçe) |
Yatağı taşlık olan ve gürültüyle akan su.
|
| Çalışkan (Türkçe) |
Çok çalışan, çalışmayı seven.
|
| Çamak (Türkçe) |
Kendini beğenen.
|
| Çanga (Türkçe) |
Soylu.
|
| Çağlayantürk (Türkçe) |
Çağlayan Türk.
|
| Çakın (Türkçe) |
1. Şimşek, kıvılcım.
2. Mavi gözlü.
|
| Çakman (Türkçe) |
Amacına erişen, ulaşan kimse
|
| Çalıkbey (Türkçe) |
Sağlığı yerinde olmayan bey.
|
| Çalkan (Türkçe) |
Su birikintisi.
|
| Çambel (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Çangal (Türkçe) |
1. Dallı budaklı, eğri ağaç.
2. Çok zayıf.
3. Dere dibi.
|
| Çağlı (Türkçe) |
1. Kuvvetli.
2. Namuslu.
|
| Çağveren (Türkçe) |
Yeni bir çağ açan kimse.
|
| Çakır (Türkçe) |
1. Mavimsi, mavi benekli, gri göz rengi.
2. Bir doğan cinsi.
3. Gönül, iç, can.
|
| Çakmur (Türkçe) |
1. Yarı uykulu bakış.
2. Sert taş
3. Pinti.
|
| Çalkara (Türkçe) |
Doğan türünden bir kuş.
|
| Çamer (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Çankara (Türkçe) |
Çan ve kara.
|
| Çağman (Türkçe) |
Çağın insanı.
|
| Çakan (Türkçe) |
Parıldayan, ışık veren.
|
| Çakırbey (Türkçe) |
Yiğit, cesur, gözü pek bey.
|
| Çalapkulu (Türkçe) |
Tanrı kulu.
|
| Çalım (Türkçe) |
1. Gösterişli tavır, kurulma.
2. Kılıcın keskin tarafı.
3. İlgi.
4. Vuruş.
|
| Çalkın (Türkçe) |
Alev.
|
| Çamok (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Çankaya (Türkçe) |
Taşları katmer katmer kalkan kaya.
|
| Çakar (Türkçe) |
1. Kıvılcım.
2. Şimşek.
3. Yaman, görmüş geçirmiş kimse.
|
| Çakırca (Türkçe) |
Çakıra benzeyen.
|
| Çalapöver (Türkçe) |
Tanrı över.
|
| Çalın (Türkçe) |
1. Ateş çakmağı.
2. Çiy, kırağı.
|
| Çaltı (Türkçe) |
1. Diken, çalı.
2. Küçük ve dikenli orman.
3. Akasya.
4. Engel.
5. Kuytu yer.
6. Hızlı, çevik.
|
| Çandar (Türkçe) |
1. Kadınhanı ve Konya taraflarında yetişen, Karaman ile dağlıcın birleşmesinden meydana delen bir koyun türü.
2. Osmanlı İmparatorluğu zamanında sadrazamlar ve kazaskerler yetiştirmiş büyük bir ailenin adı.
|
| Çapan (Türkçe) |
1. Ceket.
2. Engelli, tehlikeli.
3. Düğün yemeği yapan aşçı.
4. Alkış, el çırpma.
|
| Çapaner (Türkçe) |
1. Saldıran, atılan, hücum eden kimse.
2. Koşan, hızlı hareket eden kimse.
|
| Çav (Türkçe) |
1. Ün, şöhret, şan.
2. İz, eser.
3. Güneşin buluttan sıyrılmış durumu.
4. Yüksek ses.
|
| Çavuldur (Türkçe) |
Oğuzların Üçok kolundan bir Türk boyunun adı.
|
| Çaylak (Türkçe) |
1. Irmağın geçit yeri, geçit.
2. Sözünde durmayan kimse.
3. Yırtıcılardan uzun kanatlı, çengel gagalı, küçük kuşları avlayan bir kuş.
|
| Çelikkanat (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Çetinalp (Türkçe) |
Sert, inatçı yiğit.
|
| Çıdal (Türkçe) |
Sabır.
|
| Çınar (Farsça) |
1. Boyu 30 m.ye ulaşabilen, kalın dallı, çok uzun ömürlü bir ağaç türü.
2. Dayanak, destek, güç alınan kimse.
|
| Çapar (Türkçe) |
1. Sarışın, mavi gözlü, çilli, insan.
2. Kula renkli hayvan.
3. Çiçek bozuğu yüz.
4. Huysuz, ters adam.
5. Cesur.
|
| Çavaş (Türkçe) |
1. Güneş.
2. Güneşli yer, güney.
|
| Çavuş (Türkçe) |
1. Orduda onbaşıdan sonra gelen, görevi manga komutanlığı olan erbaş.
2. Kılavuz.
|
| Çaylan (Türkçe) |
1. Çay ve ırmağın geçit yeri.
2. Kumsal, kumlu yer.
3. Çakıllı yer.
|
| Çelikkaya (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Çetinay (Türkçe) |
Sert, inatçı kimse.
|
| Çıdam (Türkçe) |
Sabır.
|
| Çınay (Türkçe) |
Etrafa gerçekten ışık saçan kimse.
|
| Çapın (Türkçe) |
Saldırı, hücum.
|
| Çavdar (Türkçe) |
Buğdaygillerden, birçok türü bulunan, yıllık, boylu bir bitki.
|
| Çaydam (Türkçe) |
Yatağa doldurulan veya yağmurluk yapılan ince keçe.
|
| Çaynak (Türkçe) |
1. Tırnak, pençe.
2. Eli kolu tutmayan, sakat.
|
| Çeliktan (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Çetinkaya (Türkçe) |
Sert, inatçı kimse.
|
| Çıdamlı (Türkçe) |
Sabırlı.
|
| Çıray (Türkçe) |
1. Yüz çizgileri, yüz güzelliği.
2. Beniz, yüz.
3. İnsan resmi.
|
| Çapkan (Türkçe) |
1. Saldıran, atılan, hücum eden.
2. Koşan, hızlı hareket eden.
|
| Çavdur (Türkçe) |
Ünlü, şöhretli.
|
| Çaydamar (Türkçe) |
Çay gibi akıp giden.
|
| Çelikbaş (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Çeliktaş (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Çetintaş (Türkçe) |
Sert, inatçı kimse.
|
| Çığa (Türkçe) |
1. Horoz, cennet kuşu gibi kuşların kuyruğundaki tüylerden en gösterişlisi.
2. Yaramaz çocuk.
3. Karışık renkli bir tür kuş.
|
| Çıtak (Türkçe) |
1. Dağlı, dağlarda yaşayan.
2. Köylü.
3. Yabancı, göçmen.
4. Kavgacı, inatçı, huysuz.
5. Açıkgöz, kurnaz.
6. İyi giyinmiş, yakışıklı delikanlı.
|
| Çarlan (Türkçe) |
Güçlü akan su.
|
| Çavlan (Türkçe) |
Büyük çağlayan.
|
| Çayhan (Türkçe) |
Adı çay olan hükümdar.
|
| Çelikhan (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli hükümdar.
|
| Çelikyay (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Çevikcan (Türkçe) |
Kolaylık ve çabuklukla davranan, kıvrak, hareketli kimse.
|
| Çığal (Türkçe) |
Çığa.
|
| Çıtanak (Türkçe) |
1. Bir dalda birkaç meyvenin bulunması.
2. Küçük dal.
|
| Çarman (Türkçe) |
Neşeli.
|
| Çavlı (Türkçe) |
1. Ünlü, şanlı.
2. Henüz ava alıştırılmamış doğan yavrusu.
|
| Çaykara (Türkçe) |
1. Çay kıyılarında çıkan kaynak, pınar.
2. Kumsal, nehir yatağı.
|
| Çelikkan (Türkçe) |
Güçlü soydan gelen kimse.
|
| Çıda (Türkçe) |
Süngü, mızrak.
|
| Çınak (Türkçe) |
1. Yırtıcı kuş pençesi.
2. Yağmurdan sonra açan hava.
|
| Çoban (Farsça) |
Koyun, keçi, inek gibi hayvanları güdüp otlatan kimse.
|
| Çoğay (Türkçe) |
Çokay.
|
| Çolpan (Türkçe) |
Çoban Yıldızı, Zühre, Venüs.
|
| Çuğa (Türkçe) |
Cesur, kahraman.
|
| Çiltay (Türkçe) |
Üzerinde benekler bulunan tay.
|
| Çokan (Türkçe) |
1. Dağın doruğu.
2. Zirveye ulaşan.
|
| Çopar (Türkçe) |
Dikkatsiz.
|
| Çulpan (Türkçe) |
Çolpan
|
| Çoğa (Türkçe) |
1. Çocuk.
2. Yavru.
|
| Çokar (Türkçe) |
Soylu.
|
| Çopuralp (Türkçe) |
Yüzü, çiçek hastalığından kalma küçük yara izleri taşıyan yiğit.
|
| Çuvaş (Türkçe) |
1. Güneş.
2. Güneşli yer.
3. Açık hava.
4. Çadır.
5. Rusya'da yaşayan bir Türk kavminin adı.
6. Yoksul.
|
| Çintan (Türkçe) |
Sabah vakti.
|
| Çoğahan (Türkçe) |
Küçük yaşta hükümdar olmuş kimse.
|
| Çokay (Türkçe) |
1. Köy zengini, çiftlik sahibi.
2. Eşkıya.
|
| Çora (Türkçe) |
1. Bir tür toprak.
2. Her türlü yemek.
|
| Çintay (Türkçe) |
Soylu at.
|
| Çoğan (Türkçe) |
Kökü ve dalları sabun gibi köpüren bir bitki, çöven.
|
| Çokman (Türkçe) |
Topuz, gürz.
|
| Çorak (Türkçe) |
Verimsiz, bitek olmayan, kıraç toprak.
|
| Çiray (Türkçe) |
Yüz, surat.
|
| Çoğaş (Türkçe) |
Güneş.
|
| Çolak (Türkçe) |
Eli veya kolu sakat kimse.
|
| Çoturay (Türkçe) |
Kısa boylu, sağlam, güçlü kimse.
|
|
| Kız İsimleri |
| Cahide (Arapça) |
Çalışan, gayret eden
|
| Canân (Farsça) |
Sevgili, sevilen
|
| Candan (Farsça) |
Davranışlarında yakınlık olan samimi
|
| Cannisar (Farsça) |
Canını feda eden.
|
| Cansın (Türkçe) |
Candan ayırt edilmez
|
| Cavidan (Farsça) |
Devamlı, ölse bile unutulmayacak olan.
|
| Celile (Arapça) |
Mertebesi yüksek olan kadın
|
| Cemile (Arapça) |
Güzel, cilveli, gözalıcı
|
| Ceren (Türkçe) |
Ceylan
|
| Ceyda (Arapça) |
Boynu uzun güzel
|
| Ceylan (Türkçe) |
Güzel gözlü geyik cinsi bir hayvan
|
| Ceylin (Arapça) |
Cennete açılan kapı
|
| Çağla (Türkçe) |
Henüz olgunlaşmamış meyve
|
| Çağlayan (Türkçe) |
Şelale
|
| Çiğdem (Türkçe) |
Bir çiçek.
|
| Çolpan (Türkçe) |
Çoban yıldızı
|
| Can (Farsça) |
1. Ruh.
2. Güç, dirilik,
3. İnsanın kendi varlığı, özü,
4. Gönül.
5. Çok içten, sevimli, şirin kimse.
|
| Canane (Farsça) |
Sevgili, gönül verilen, âşık olunan.
|
| Candan (Farsça) |
İçten, yürekten, samimi.
|
| Cahide (Arapça) |
Çok çalışan, çaba gösteren kimse.
|
| Cana (Farsça) |
"Ey can, ey sevgili!" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canaş (Türkçe) |
Sevgili, dost, arkadaş.
|
| Canal (Farsça) |
"Gönül al, kendini sevdir, sevilen biri ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Caize (Arapça) |
1. Armağan, hediye.
2. Yol yiyeceği, azık.
3. Eski şairlere yazdıkları methiyeler için verilen bahşiş.
|
| Canay (Farsça) |
Şirin, tatlı kimse.
|
| Candaş (Farsça) |
Dost, arkadaş, yoldaş.
|
| Calibe (Arapça) |
Kendine çeken, celbeden, çekici.
|
| Candeğer (Farsça) |
Uğrunda can verilecek kadar güzel, değerli, sevilen.
|
| Canan (Farsça) |
Sevgili, gönül verilen, âşık olunan.
|
| Canfeza (Farsça) |
Can artıran, gönle ferahlık veren.
|
| Canöz (Farsça) |
Kişinin özü.
|
| Cansev (Farsça) |
"İnsanları sev" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canel (Farsça) |
İçten, candan uzatılan el, dostluk eli.
|
| Canfidan (Farsça) |
Özü fidan gibi düzgün olan kimse.
|
| Canhanım (Farsça) |
Sevimli, cana yakın kadın.
|
| Cankat (Farsça) |
"Yaşama gücü ver, neşe ve mutluluk saç" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canözen (Farsça) |
Gerçek dost olan kimse.
|
| Canseven (Farsça) |
"İnsanı seven" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canfide (Farsça) |
Özü çiçek fidesi gibi temiz ve güzel olan kimse.
|
| Canıpek (Türkçe) |
Acıya, sıkıntıya karşı dayanıklı olan kimse.
|
| Canözlem (Farsça) |
Gerçekten özlenen kimse.
|
| Cansel (Farsça) |
Özü taşkın olan kimse.
|
| Cansever (Farsça) |
"İnsanı seven" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canfeda (Farsça) |
Canını veren, özverili kimse.
|
| Canik (Türkçe) |
1. Atik, çevik.
2. Gözü açık ve becerikli.
|
| Cannur (Farsça) |
Nurlu olan kimse.
|
| Canperver (Farsça) |
Gönül açan, iç açan, ruhu besleyen.
|
| Cansen (Farsça) |
"Sen cansın, sevilensin, sevimlisin" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cansın (Farsça) |
Sevgi dolusun, sevilmeye değersin, dostsun, sevgilisin" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cangül (Farsça) |
Özü gül gibi sar ve temiz olan kimse.
|
| Cankız (Farsça) |
Sevilen, sevimli, şirin kız.
|
| Canser (Farsça) |
"Canını, özünü ortaya koy" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cansoy (Farsça) |
Tatlı ve içten olan kimse.
|
| Canfes (Farsça) |
Üzerinde desen bulunmayan, ince dokunmuş, parlak, tok, ipekli kumaş.
|
| Cangün (Farsça) |
Mutlu, sevimli gün.
|
| Canipek (Farsça) |
Özü ipek gibi tertemiz olan kimse.
|
| Canrüba (Farsça) |
Gönül kapan, gönül alan sevgili.
|
| Canses (Farsça) |
Samimi, içten ses.
|
| Cansu (Farsça) |
Can suyu, yaşam veren su.
|
| Cansun (Farsça) |
"Kendini göster" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Canten (Farsça) |
Ruh ve beden.
|
| Cazibe (Arapça) |
1. Çekici, alımlı, sevimli.
2. Alım, alımlılık, çekicilik.
3. Yer çekimi, yıldızların birbirini çekmesi.
|
| Cevahir (Arapça) |
1. Cevherler, elmaslar, değerli taşlar.
2. Özler, mayalar.
|
| Ceyhan (Arapça) |
Türkiye'nin Akdeniz bölgesinde, uzunluğu 576 km. olan bir nehir.
|
| Cansunar (Farsça) |
"Canını feda eder" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cavidan (Farsça) |
Sonrasız, sürekli kalacak olan, sonsuz.
|
| Cevval (Arapça) |
Koşan, dolaşan, hareket eden, canlı.
|
| Cihan (Farsça) |
1. Evren, âlem.
2. Dünya.
|
| Cevza (Arapça) |
İkizler burcu, gökyüzünün kuzey yarım küresinde görünen iki parlak yıldızlı burç.
|
| Cihanbanu (Farsça) |
Dünyanın hanımefendisi.
|
| Ceyda (Arapça) |
Uzun boyunlu ve güzel kadın.
|
| Ceydahan (Arapça) |
Uzun boyunlu ve güzel kadın.
|
| Çağdaş (Türkçe) |
1. Aynı çağda yaşayan.
2. Bulunulan çağın koşullarına uygun olan.
3. Yaşıt.
|
| Çağla (Türkçe) |
1. Badem, kayısı, erik gibi çekirdekli yemişlerin ham durumu.
2. "Coşkulu ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Cihannur (Farsça) |
Dünyayı aydınlatan, nurlu, ışıklı.
|
| Çağıl (Türkçe) |
1. Çağla ilgili.
2. Çakıl.
3. Çağla.
|
| Çağlak (Türkçe) |
1. Şelale, çağlayan.
2. Yırtıcı kuş, çaylak.
|
| Cihanfer (Farsça) |
Cihanı, dünyayı aydınlatan, dünyanın ışığı.
|
| Çağın (Türkçe) |
Yıldırım, şimşek.
|
| Cihangül (Farsça) |
Dünyanın gülü.
|
| Cilvenaz (Farsça) |
Cilveli, nazlı.
|
| Çağlar (Türkçe) |
1. Çağlayan.
2. Coşkulu, canlı kimse.
|
| Cilvesaz (Farsça) |
Cilve yapan, cilveli.
|
| Çağlasın (Türkçe) |
"Coşsun, çağlasın" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Çağlayan (Türkçe) |
Küçük bir akarsuyun çok yüksek olmayan bir yerden dökülüp aktığı yer.
|
| Çağrı (Türkçe) |
1. Birini çağırma, davet.
2. Doğan, çakır kuşu.
3. Rütbe, unvan, san.
|
| Çalışkan (Türkçe) |
Çok çalışan, çalışmayı seven.
|
| Çağrınur (Türkçe) |
Aydınlığa, ışığa davet eden kimse.
|
| Çakır (Türkçe) |
1. Mavimsi, mavi benekli, gi göz rengi.
2. Bir doğan cinsi.
3. Gönül, iç, can.
|
| Çalıkuşu (Türkçe) |
Serçegillerden, başı koyu kırmızı, çalılık yerleri seven, ötücü bir kuş.
|
| Çalım (Türkçe) |
1. Gösterişli tavır, kurulma.
2. Kılıcın keskin tarafı.
3. İlgi.
4. Vuruş.
|
| Çağnur (Türkçe) |
Çağın ışık saçan bireyi.
|
| Çınar (Farsça) |
1. Uzun boylu, kalın dallı, uzun ömürlü bir ağaç.
2. Dayanak, destek, güç alınan kimse, güçlü kimse.
|
| Çaylan (Türkçe) |
1. Çay ve ırmağın geçit yeri.
2. Kumsal, kumlu yer.
3. Çakıllı yer.
|
| Çavlan (Türkçe) |
|
| Çeşminaz (Farsça) |
Nazlı, baygın bakışlı göz.
|
| Çilhan (Türkçe) |
Yüzü çil çil olan hükümdar.
|
| Çilhanım (Türkçe) |
Yüzü çil çin olan kadın.
|
| Çolpan (Türkçe) |
Çoban yıldızı, Zühre, Venüs.
|
| Çobanyıldızı (Farsça) |
Venüs gezegeni.
|
| Çimnaz (Türkçe) |
Çok nazlı.
|
|