| Erkek İsimleri |
| Dağhan (Türkçe) |
Oğuz Han'ın beşinci oğlu
|
| Dalokay (Türkçe) |
Herkesin beğendiği, hoşa giden
|
| Danişmend (Farsça) |
Akıl danışılan. Bir Selçuklu komutanı.
|
| Davud (Diger) |
Peygamber ismi
|
| Derviş (Farsça) |
Kendisini Allah'a ibadete vermiş
|
| Devlet (Arapça) |
Talih, büyük rütbe
|
| Devran (Arapça) |
Kader, talih, Dünya
|
| Dilaver (Farsça) |
Cesur, yiğit, yürekli
|
| Dilhan (Farsça) |
Samimi, içten konuşan
|
| Dilmaç (Türkçe) |
Tercüman
|
| Dinç (Türkçe) |
Sağlıklı, güçlü, kuvvetli
|
| Doğan (Türkçe) |
Yırtıcı bir kuş
|
| Durmuş (Türkçe) |
Çoçuk yaşasın diye ailelerin verilen isim
|
| Dursun (Türkçe) |
Çoçuk yaşasın diye ailelerin verilen isim
|
| Dündar (Farsça) |
İnci, sevgili
|
| Dağa (Türkçe) |
Yayla, yüksek yer.
|
| Daim (Arapça) |
Sürekli, sonsuz.
|
| Dalbaş (Türkçe) |
Koruyucu.
|
| Dağaşan (Türkçe) |
Dağları aşan, korkusuzca dolaşan kimse.
|
| Dalboğa (Türkçe) |
Koruyucu yürekli kimse.
|
| Dağdelen (Türkçe) |
Dağları delen, çok kararlı ve çalışkan kimse.
|
| Dal (Türkçe) |
1. Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri.
2. Arka, sırt.
3. Kol.
|
| Dalda (Türkçe) |
Kuytu yer, barınak.
|
| Dadak (Türkçe) |
1. Büyük kardeş, ağabey.
2. Bebek.
3. Bir yiyeceğin tadına bakmak için yenilen parçası, tadımlık.
4. Şeker, akide şekeri.
|
| Dağhan (Türkçe) |
Eski Türklerde dağ Tanrısı.
|
| Dalan (Türkçe) |
1. Biçim, şekil.
2. İnce, narin, zarif.
|
| Daldal (Türkçe) |
Kahraman, yiğit.
|
| Dadaş (Türkçe) |
1. Erkek kardeş.
2. Yiğit, delikanlı, babayiğit kimse.
3. Mert, cesur.
4. Arkadaş, dost.
|
| Dağtekin (Türkçe) |
Dağlara hükmeden hükümdar.
|
| Dalay (Türkçe) |
Deniz.
|
| Daldiken (Türkçe) |
Ağaç yetiştiren kimse.
|
| Dağ (Türkçe) |
Çevresindeki araziye göre çok yüksek olan toprak, kaya
|
| Dai (Arapça) |
1. Dua eden, duacı.
2. Davet eden, çağıran.
|
| Dalayer (Türkçe) |
Deniz adamı.
|
| Dalgıç (Türkçe) |
Genellikle özel donanımla su yüzeyi altında çalışmayı meslek edinen kimse.
|
| Dalım (Türkçe) |
"Gücüm, kuvvetim" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Damar (Türkçe) |
1. Canlı varlıklarda kan dolaşımına yarayan kanal.
2. Yer altında belli bir maden alanı.
3. Huy, yaradılış.
4. Tür.
|
| Danyal (Arapça) |
1. Kutsal kitapta adı geçen İsrail peygamberi.
2. İbranice de bu ad “Tanrı benim yargıcımdır” anlamındadır.
|
| Davut (Arapça) |
1. Sevgili, aziz.
2. İsraillilerin, sesinin güzelliği ve şairliği ile tanınan hükümdar ve peygamberi.
|
| Dayı (Türkçe) |
1. Annenin erkek kardeşi.
2. Birini kayırıp koruyan saygın kimse.
3. Kabadayı, külhanbeyi.
4. Güzel, iyi.
|
| Demirağ (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Demircan (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Demirman (Türkçe) |
Demir gibi güçlü, sağlam kimse.
|
| Dalkılıç (Türkçe) |
1. Kılıcını çekmiş olan.
2. Gönüllü, fedai.
|
| Dara (Farsça) |
1. Hükümdar.
2. Tanrı adlarından.
3. Eski İran hükümdarlarından dokuzuncusu.
|
| Daylak (Türkçe) |
1. Sakalı, bıyığı çıkmamış delikanlı.
2. İnce uzun boylu kimse.
|
| Demiralp (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert, yiğit kimse.
|
| Demirçay (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Demirşah (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert hükümdar.
|
| Dalkoç (Türkçe) |
Koruyucu, arka çıkıcı kimse.
|
| Danış (Türkçe) |
Önemli bir konuda birkaç kişinin konuşması.
|
| Darcan (Türkçe) |
Aceleci, sıkıntılı.
|
| Deha (Arapça) |
1. İnsan zekâsının ulaşabileceği en yüksek aşama.
2. Dâhi.
|
| Demiray (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Demirhan (Türkçe) |
Güçlü hükümdar.
|
| Demirtaş (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Dalokay (Türkçe) |
Çok beğenilen kimse.
|
| Danışman (Türkçe) |
1. Bilgili ve düşüncesinden yararlanmak için danışılan kimse.
2. Bilgin.
|
| Darga (Türkçe) |
Başkan, lider.
|
| Dayanç (Türkçe) |
1. Sabır, katlanma gücü.
2. Dayanıklılık, sağlamlık.
|
| Demirbağ (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Demirkan (Türkçe) |
Güçlü soydan gelen kimse.
|
| Demirtav (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Daltekin (Türkçe) |
Koruyucu, kayırıcı hükümdar.
|
| Daniş (Farsça) |
Bilgi, bilim.
|
| Daver (Farsça) |
1. Hakem, hâkim.
2. Adil padişah veya yönetici.
3. Yüce Tanrı.
|
| Dayar (Türkçe) |
Hazır, hazırlanmış.
|
| Delikan (Türkçe) |
Coşkulu, hareketli, kabına sığmaz kimse.
|
| Demirbaş (Türkçe) |
Başı demir gibi sağlam olan kimse.
|
| Demirkaya (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Demirtay (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Dalyan (Türkçe) |
1. Deniz, göl ve nehirlerde kıyılara yakın kurulan büyük balık avlama yeri.
2. Denizde yüzeye yakın yosunlu kaya.
3. Deniz kıyılarında ve denizin dibinde dalgalı biçimde görülen kum.
|
| Danişment (Farsça) |
Bilgin, bilgili.
|
| Davran (Türkçe) |
1. "Hazır ol, hazırlan" anlamında kullanılan bir ad.
2. "İşe giriş, el at, başla" anlamında kullanılan bir ad.
3. Hazırlık.
|
| Delikanlı (Türkçe) |
1. Çocukluk çağından çıkmış genç erkek.
2. Sözünün eri, dürüst, namuslu kimse.
|
| Demirboğa (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli, sert kimse.
|
| Demirkıran (Türkçe) |
Demiri kıracak kadar güçlü olan kimse.
|
| Demokan (Türkçe) |
Amlayışlı kimse.
|
| Denizalp (Türkçe) |
Yiğit denizci.
|
| Dervişani (Farsça) |
Dervişlere ait.
|
| Dikbay (Türkçe) |
Sert, aksi zengin kimse
|
| Dinçay (Türkçe) |
Gücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
|
| Denizcan (Türkçe) |
Deniz adamı, denizci.
|
| Dervişhan (Farsça) |
Alçak gönüllü hükümdar.
|
| Dikboğa (Türkçe) |
Sert ve aksi kimse.
|
| Dinççağ (Türkçe) |
Gücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
|
| Denizhan (Türkçe) |
Eski Türklerde deniz Tanrısı.
|
| Derya (Farsça) |
1. Deniz.
2. Çok bilgili, engin kimse.
3. Çok, pek çok.
|
| Dikçam (Türkçe) |
Çam gibi uzun olan kimse.
|
| Dinçkal (Türkçe) |
"Güçlü ve sağlam kal" anlamında kullanlıan bir ad.
|
| Denizman (Türkçe) |
Denizci.
|
| Deryadil (Farsça) |
Gönlü geniş, her şeyi hoş gören kimse.
|
| Dikalp (Türkçe) |
Sert, aksi yiğit.
|
| Dikdal (Türkçe) |
Sert ve aksi kimse.
|
| Dilmaç (Türkçe) |
Çevirmen, tercüman.
|
| Dinçkaya (Türkçe) |
Gücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
|
| Denktaş (Türkçe) |
1. Akran, aynı yaşta bulunan kimse, yaşıt.
2. Haktan yana olan, adil.
|
| Dikay (Türkçe) |
Sert, aksi kimse.
|
| Diktaş (Türkçe) |
"Bir taş olsun dik, bir eser bırak" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Dilercan (Türkçe) |
İsteyen, dilekte bulunan, dileyen kimse.
|
| Dinçsan (Türkçe) |
Gücü ve sağlık durumu yerinde olarak tanınan kimse.
|
| Derman (Farsça) |
1. İlaç.
2. Çare.
3. Güç, kuvvet.
|
| Devran (Arapça) |
1. Dünya, felek.
2. Zaman.
3. Talih, yazgı.
|
| Dikbaş (Türkçe) |
İnatçı, dik kafalı, direngen, gururlu kimse.
|
| Dinçalp (Türkçe) |
Gücü ve sağlık durumu yerinde olan yiğit.
|
| Dinçsav (Türkçe) |
Gücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
|
| Dinçsay (Türkçe) |
"Gücü ve sağlık durumu yerinde olarak kabul et" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Dirican (Türkçe) |
Güçlü, canlı kimse.
|
| Doğanay (Türkçe) |
1. Doğan, dünyaya gelen güzel.
2. Ayın ilk günleri.
|
| Doğanhan (Türkçe) |
Doğan, dünyaya gelen hükümdar.
|
| Doğudan (Türkçe) |
Doğu yönünden.
|
| Dolunay (Türkçe) |
Ayın bütün olarak ve parlak göründüğü dönemi.
|
| Dorukkan (Türkçe) |
Başarılı, üstün nitelikli kimse.
|
| Dumanbey (Türkçe) |
Kara ve esmer renkli bey.
|
| Dinçtaş (Türkçe) |
Gücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
|
| Dirsehan (Türkçe) |
Dede Korkut Hikâyelerinde çocuğu olmadığı için hor görülen kahramanın adı.
|
| Doğanbaş (Türkçe) |
Doğan, dünyaya gelen kimse.
|
| Doğuhan (Türkçe) |
Doğuda bulunan hükümdar.
|
| Domaniç (Türkçe) |
1. Tümsek, yokuş.
2. Kambur.
|
| Dölaslan (Türkçe) |
Aslan gibi güçlü soydan gelen kimse.
|
| Dura (Türkçe) |
"Yaşasın, ölmesin" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Dindar (Arapça) |
Allah'a inanmış ve bağlanmış kimse.
|
| Dizdar (Farsça) |
Kale muhafızı.
|
| Doğanbey (Türkçe) |
Doğan, dünyaya gelen bey.
|
| Doğanşah (Türkçe) |
Doğan, dünyaya gelen hükümdar.
|
| Doğukan (Türkçe) |
Doğudan olan kimse.
|
| Donat (Türkçe) |
"Donat, süsle" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Dönmezcan (Türkçe) |
Sözünden dönmeyen, dediğini yapan, azimli, kişilikli kimse.
|
| Duracan (Türkçe) |
"Yaşasın, uzun ömürlü olsun" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Doğa (Türkçe) |
1. Var olan her şeyin, canlı ve nesnelerin tümü.
2. Deniz, dağ, ova, orman vb.nin oluşturduğu fiziksel dünya.
3. Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü.
|
| Doğantan (Türkçe) |
Şafak vakti.
|
| Dolan (Türkçe) |
Dolgun olan.
|
| Dora (Türkçe) |
1. Dağ doruğu.
2. Bir şeyin üst kısmı, yukarısı, tepe.
3. En yüksek yer, uç.
|
| Durak (Türkçe) |
1. Tren, tramvay, otobüs gibi genel taşıtların durmak zorunda olduğu yer.
2. Hece ölçüsüyle yazılmış koşullarda ölçü kalıpları içindeki durma yeri.
|
| Doğan (Türkçe) |
1. Doğan, dünyaya gelen.
2. Kartalgillerden, alıştırılarak kuş avında kullanılan, yırtıcı bir kuş.
|
| Doğaner (Türkçe) |
Doğan, dünyaya gelen kişi.
|
| Doğantimur (Türkçe) |
Doğan, dünyaya gelen güçlü kimse.
|
| Dolaner (Türkçe) |
Etine dolgun olan kimse.
|
| Dorak (Türkçe) |
Tepe, en yüksek yer, doruk.
|
| Dural (Türkçe) |
Hep aynı durumda olan, değişmeden kalan, sakin.
|
| Diribaş (Türkçe) |
Açıkgöz, kurnaz.
|
| Doğanalp (Türkçe) |
Doğan, dünyaya gelen yiğit.
|
| Doğangün (Türkçe) |
Doğan güneş gibi parlak olan.
|
| Dolay (Türkçe) |
Etraf, çevre.
|
| Dorukhan (Türkçe) |
Başarılı, üstün nitelikli hükümdar.
|
| Duman (Türkçe) |
Bir maddenin yanmasıyla çıkan kara ve esmer renkli gaz.
|
| Duran (Türkçe) |
1. Yaşayan, varlığını sürdüren.
2. Dağ yolu.
3. Kalan.
4. Dingin, sakin, huzurlu.
|
| Duranay (Türkçe) |
Dingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren kimse.
|
| Durhan (Türkçe) |
"Yaşa, uzun ömürlü ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Duruhan (Türkçe) |
Özü temiz hükümdar.
|
| Dündar (Arapça) |
1.Dindar
2. T. Eski ordu düzeninde artçı birlik.
|
| Duraner (Türkçe) |
Dingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren kimse.
|
| Dündaralp (Arapça) |
1. Dinine bağlı yiğit.
2. T. Eski ordu düzenindeki artçı birlikte yer alan yiğit.
|
| Duransoy (Türkçe) |
Dingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdürmüş soydan gelen kimse.
|
| Durkaya (Türkçe) |
"Artık çocoğun olmasın" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Durukal (Türkçe) |
"Yaşamın boyunca özün temiz olsun" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Durantekin (Türkçe) |
Dingin, sakin, huzurlu bir biçimde yaşamını sürdüren hükümdar.
|
| Durualp (Türkçe) |
Özü temiz yiğit.
|
| Durukan (Türkçe) |
Özü temiz kimse.
|
| Duray (Türkçe) |
"Yaşa, uzun ömürlü ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Durubay (Türkçe) |
Özü temiz zengin kişi.
|
| Durusan (Türkçe) |
Temiz tanınmış kimse.
|
| Durucan (Türkçe) |
Özü temiz kişi.
|
| Düşvar (Farsça) |
Güç, zor.
|
|
| Kız İsimleri |
| Damla (Türkçe) |
Sıvıdan ayrılaıp düşen parça
|
| Defne (Yunanca) |
Bir bitki.
|
| Demet (Yunanca) |
Bir araya getirilip bağlanmış deste
|
| Deniz (Türkçe) |
Büyük su kütlesi
|
| Derya (Farsça) |
Deniz
|
| Diba (Farsça) |
Atlas, alaca renkli ipek kumaş
|
| Didar (Farsça) |
Güzel görünümlü kadın
|
| Dicle (Türkçe) |
Bir nehir ismi
|
| Didem (Farsça) |
Gözüm
|
| Dilara (Farsça) |
Gönül okşayan
|
| Dildade (Farsça) |
Sevdalı
|
| Dilek (Türkçe) |
Arzu
|
| Dilruba (Farsça) |
Gönül kazanan
|
| Duygu (Türkçe) |
His
|
| Dürdane (Farsça) |
Sevgili, İnci tanesi
|
| Dürriye (Arapça) |
İnci gibi parlak
|
| Daime (Arapça) |
Sürekli, sonsuz.
|
| Dal (Türkçe) |
1. Ağacın gövdesinden ayrılan kollardan her biri.
2. Arka, sırt.
3. Kol.
|
| Damla (Türkçe) |
Yuvarlak biçimde, çok küçük miktarda su vb. sıvı.
|
| Daya (Farsça) |
Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.
|
| Danış (Türkçe) |
Önemli bir konuda birkaç kişinin konuşması.
|
| Dayahatun (Farsça) |
Çocuğa bakan dadı, sütnine, taya.
|
| Deha (Arapça) |
1. İnsan zekâsının ulaşabileceği en yüksek aşama.
2. Dâhi.
|
| Dehan (Farsça) |
Ağız.
|
| Daye (Farsça) |
Daya.
|
| Diba (Farsça) |
Bir tür süslü ipek kumaş.
|
| Dilay (Farsça) |
Gönlü aydınlatan ay gibi güzel.
|
| Dilfeza (Farsça) |
Gönlü genişleten, gönlü artıran.
|
| Dilsafa (Farsça) |
Gönlü şen, rahat, dertsiz.
|
| Dinçay (Türkçe) |
Gücü ve sağlık durumu yerinde olan kimse.
|
| Diclehan (Arapça) |
Büyük ırmak gibi çağlayan, çalışıp çaba gösteren hükümdar.
|
| Dilbaz (Türkçe) |
1. Güzel söz söyleyen, göze hoş görünen.
2. Konuşmasıyla kandıran.
|
| Dilbaz (Farsça) |
Gönül çeken.
|
| Dilhan (Farsça) |
Gönülden söyleyen, içten konuşan kimse.
|
| Dilsaz (Farsça) |
Gönül yapan, tatlı davranan.
|
| Denizhan (Türkçe) |
Eski Türklerde deniz Tanrısı.
|
| Derya (Farsça) |
1. Deniz.
2. Çok bilgili, engin kimse.
3. Çok, pek çok.
|
| Didar (Farsça) |
Yüz, çehre.
|
| Dildade (Farsça) |
Gönül vermiş, âşık.
|
| Dilhayat (Farsça) |
Gönül canlılığı.
|
| Dilsitan (Farsça) |
Gönül alan güzel.
|
| Dildar (Farsça) |
Birinin gönlünü almış, sevgili.
|
| Dilşah (Farsça) |
Gönül şahı, sevgili.
|
| Deryanur (Farsça) |
Çok güzel, çok parlak olan.
|
| Dilman (Türkçe) |
Dilmen.
|
| Dilşat (Farsça) |
Gönlü hoş, sevinçli.
|
| Derman (Farsça) |
1. İlaç.
2. Çare.
3. Güç, kuvvet.
|
| Devran (Arapça) |
1. Dünya, felek.
2. Zaman.
3. Talih, yazgı.
|
| Dilâra (Farsça) |
Gönül alan, gönül okşayan, gönlü dinlendiren.
|
| Dilferah (Farsça) |
Gönlü ferah, sevinçli.
|
| Dilrüba (Farsça) |
Gönül kapan.
|
| Doğanay (Türkçe) |
1. Doğan, dünyaya gelen kimse
2. Ayın ilk günleri.
|
| Dolunay (Türkçe) |
Ayın bütün olarak ve parlak göründüğü dönemi.
|
| Doğannur (Türkçe) |
Nur gibi parlak olarak doğan.
|
| Dirahşan (Farsça) |
Parlak, parlayan.
|
| Doğa (Türkçe) |
1. Var olan her şeyin, canlı ve nesnelerin tümü.
2. Deniz, dağ, ova, orman vb.nin oluşturduğu fiziksel dünya.
3. Yaradılış ve yapı özelliklerinin tümü.
|
| Doğanbike (Türkçe) |
Doğan, dünyaya gelen ız.
|
| Duduhan (Farsça) |
Abla, kardeş.
|
| Dirayet (Arapça) |
Zekâ, bilgi; kavrayış.
|
| Duhan (Arapça) |
1. Kur'an-ı Kerim'de bir sure adı.
2. Duman.
|
| Doğay (Türkçe) |
"Ey ay, artık doğ, kendini göster" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Durkadın (Türkçe) |
"Artık çocuğun olmasın" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Durukadın (Türkçe) |
Özü temiz kadın.
|
| Dürdane (Arapça) |
İnci tanesi.
|
| Dürefşan (Arapça) |
1. İnci serpen.
2. İnci gibi söz söyleyeni.
|
| Dürrüşehvar (Arapça) |
Padişahlara yaraşır değerde inci.
|
| Durcan (Türkçe) |
"Yaşa, uzun ömürlü ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Duysal (Türkçe) |
Duymakla, hissetmekle ilgili olan.
|
|