| Erkek İsimleri |
| Fadıl (Arapça) |
Erdemli, faziletli
|
| Fahreddin (Arapça) |
Dinin övdüğü, seçkin
|
| Fahri (Arapça) |
Karşılık beklemeden yapılan iş
|
| Faik (Arapça) |
Manevi olarak üstün, seçkin
|
| Faruk (Arapça) |
Doğruyu yanlıştan ayıran
|
| Fatih (Arapça) |
Fetheden
|
| Fazlı (Arapça) |
Erdemlilik, iyilik
|
| Fecri (Arapça) |
Tan yeri ağarması
|
| Ferdi (Arapça) |
Özel, şahsi
|
| Ferhad (Arapça) |
Rahatlık, sevinç
|
| Feridun (Arapça) |
Kıymetli cevher, sekizinci gök
|
| Ferit (Arapça) |
Avcı kuş, katılaşmış şey
|
| Ferruh (Farsça) |
Aydın insan, nur yüzlü
|
| Fethi (Arapça) |
Fetihle ilgili
|
| Fethullah (Arapça) |
Allah'ın fetih kısmet ettiği, dinin açılması
|
| Fevzi (Arapça) |
Zafer kazanan
|
| Feyiz (Arapça) |
Nimet, ihsan, bereket
|
| Feyzullah (Arapça) |
Allah'ın bereketi, bolluğu, ilim verdiği
|
| Feyyaz (Arapça) |
Çok feyizli, bolluk bereket veren
|
| Fırat (Arapça) |
Tatlı su, bir nehir ismi
|
| Fikret (Arapça) |
Murat, maksat, idrak, düşünme
|
| Fuad (Arapça) |
Gönül, yürek
|
| Fadıl (Arapça) |
Fazıl.
|
| Fahrettin (Arapça) |
Dinin övünç kaynağı.
|
| Faiz (Arapça) |
1. Başarı kazanan.
2. Taşan, coşan.
|
| Falih (Arapça) |
1. Başarılı ve mutlu kimse.
2. Toprağı süren, eken kimse.
|
| Faysal (Arapça) |
1. Keskin kılıç.
2. Hâkim.
3. Kesin hüküm, karar.
|
| Feda (Arapça) |
1. Bir amaç uğruna değerli bir şeyi gözden çıkarma.
2. Kurban.
|
| Fahri (Arapça) |
1. Onurla ilgili, onursal.
2. Yalnız onur için verilen karşılıksız hizmet.
|
| Fani (Arapça) |
1. Ölümlü.
2. Geçici.
3. Yaşlı.
|
| Faruk (Arapça) |
1. Haklıyı haksızdan ayıran, adaletli.
2. Keskin.
3. Hz. Ömer’in lakabı.
|
| Fazıl (Arapça) |
Erdemli.
|
| Fedai (Arapça) |
1. Yüksek bir ülkü uğrunda her türlü tehlikeyi göze alan kimse.
2. Bir kimseyi veya bir yeri koruyan, muhafız.
|
| Fahim (Arapça) |
1. Büyük, ulu.
2. Onurlu, saygın.
3. Anlayışlı, akıllı.
|
| Fakih (Arapça) |
1. Anlayışlı, zeki kimse.
2. Fıkıh bilgini.
|
| Farabi (Arapça) |
1. Farap adlı ilden olan kimse.
2. 870-950 yılları arasında yaşamış büyük Türk İslâm düşünürünün adı.
|
| Fasih (Arapça) |
Güzel, düzgün ve açık konuşan, konuşma yeteneği olan kimse.
|
| Fedakâr (Arapça) |
Kendini, kendi çıkarlarını feda etmekten çekinmeyen, özverili.
|
| Fehamet (Arapça) |
1. Büyüklük, ululuk.
2. Saygınlık, değer, onur.
|
| Fahir (Arapça) |
1. Şanlı, şerefli, onurlu.
2. Övünen, iftihar eden.
3. Parlak, gösterişli, güzel.
|
| Faik (Arapça) |
Manevi yönden üstün olan, yüksek, yüce.
|
| Fakir (Arapça) |
1. Yoksul.
2. Zavallı, garip.
3. Derviş.
|
| Farik (Arapça) |
Ayıran, ayırıcı.
|
| Fatih (Arapça) |
1. Fetheden, zafer kazanan.
2. Açan, kapılar açan.
3. Osmanlı Padişahı II. Mehmet'in lakabı.
|
| Fazlı (Arapça) |
Erdemli, üstün, iyiliksever.
|
| Fehamettin (Arapça) |
Dinin büyüklüğü, ululuğu.
|
| Fakirullah (Arapça) |
Tanrı’nın büyüklüğü karşısında âciz olan kimse.
|
| Faris (Arapça) |
1. Atlı, süvari.
2. İyi ata binen.
3. Anlayışlı, sevgili.
|
| Fatin (Arapça) |
Zeki, akıllı, anlayışlı, kavrayışlı kimse.
|
| Fazlullah (Arapça) |
Allah’ın erdemi, üstünlüğü.
|
| Fehimdar (Arapça) |
Zekâ, anlayış, kavrayış sahibi kimse.
|
| Fersan (Farsça) |
Derisinden kürk yapılan bir kır sansarı.
|
| Fettah (Arapça) |
1. Üstün gelmiş, zafer kazanmış.
2. Fetheden, açan.
3. Allah'ın adlarındandır.
|
| Feyzan (Arapça) |
1. Bolluk, bereket.
2. Taşma, taşkın.
|
| Feragat (Arapça) |
Hakkından vazgeçme, el çekme.
|
| Feray (Farsça) |
Ay ışığı, ayın parlaklığı.
|
| Feruzat (Arapça) |
Hayırlı, kutlu.
|
| Fevzullah (Arapça) |
Allah’ın üstünlüğü.
|
| Feyzullah (Arapça) |
Allah’ın bereketi.
|
| Ferah (Türkçe) |
1. Ar. Gönül açıklığı, sevinç, sevinme.
2. Far. Açık, aydınlık.
|
| Ferdar (Farsça) |
Güce, saygınlığa sahip kimse.
|
| Feritkan (Arapça) |
Eşi olmayan, soylu kandan gelen kimse.
|
| Ferzan (Farsça) |
Bilim ve hikmet.
|
| Feyha (Arapça) |
Büyük, geniş, engin.
|
| Feza (Arapça) |
1. Uzay.
2. Geniş alan.
3. Geniş ova.
|
| Fercan (Farsça) |
Güçlü, parlak, canlı kişiliği olan kimse.
|
| Ferhan (Arapça) |
1. Sevinçli, neşeli.
2. Memnun.
|
| Ferkan (Farsça) |
Güçlü, saygın bir soydan gelen kimse.
|
| Ferkan (Farsça) |
Güçlü, saygın bir soydan gelen kimse.
|
| Feyman (Farsça) |
Ahlakta olgunluğu amaçlama, iyi ahlaka yönelme.
|
| Fezahan (Arapça) |
Yükselmeyi amaçlayan hükümdar.
|
| Feramuş (Farsça) |
Unutma, akıldan çıkma.
|
| Ferda (Farsça) |
1. Yarın.
2. Gelecek.
3. Öbür dünya, ahiret.
|
| Ferhat (Arapça) |
1. Güçlüğü yenip bir yeri ele geçiren.
2. Sevinç, neşe.
3. Ferhat ile Şirin efsanesindeki erkek kahramanın adı.
|
| Ferman (Farsça) |
1. Buyruk, emir.
2. Tanrı buyruğu.
|
| Feyyaz (Arapça) |
1. Bereket ve bolluk veren.
2. Allah.
|
| Fezai (Arapça) |
Uzayla ilgili, uzaya ait.
|
| Ferahi (Farsça) |
Bolluk, genişlik, ucuzluk.
|
| Feramuz (Farsça) |
Kale muhafızı, koruyucusu.
|
| Ferdal (Arapça) |
Dalın tomurcuğu.
|
| Ferhattin (Arapça) |
Dinin coşkusu, sevinci.
|
| Fermani (Farsça) |
Buyrukla, fermanla ilgili olan.
|
| Fethullah (Arapça) |
Allah’ın fethi.
|
| Fırat (Arapça) |
1. Asurca. Geniş akarsu.
2. Far. Geçit veren, üstünden geçmeye uygun.
3. Türkiye ve Suriye’nin doğu bölgelerini sulayan, Irak’ı aşan, Dicle ırmağıyla birleşerek Basra körfezine dökülen büyük nehir.
|
| Furkan (Arapça) |
1. İyi ile kötü, doğru ile yanlış arasındaki farkı gösteren her şey.
2. Kur'an-ı Kerim.
|
| Fuat (Arapça) |
Gönül, kalp, yürek.
|
|
| Kız İsimleri |
| Fahriyye (Arapça) |
Öğünülen kadın
|
| Fatma (Arapça) |
Peygamberimizin (s.a.v) kızı
|
| Fazilet (Arapça) |
Güzel huy, manevi kuvvet
|
| Fehime (Arapça) |
Akıllı, anlayışlı
|
| Ferahna (Farsça) |
Bolluk, genişlik
|
| Feray (Farsça) |
Süs, parlak ay
|
| Ferda (Farsça) |
Yarın, öbür dünya
|
| Feride (Arapça) |
Gururlu, kibirli
|
| Feriha (Arapça) |
Sevinçli, rahat
|
| Ferzan (Farsça) |
Emsallerinden ileri
|
| Fethiye (Arapça) |
Fethe ait.
|
| Fevziye (Arapça) |
Kurtuluşa eren
|
| Feyza (Arapça) |
İlim, irfan, çokluk, bolluk
|
| Figen (Farsça) |
Yıkıcı, atıcı
|
| Fikriye (Farsça) |
Düşünceli, fikre bağlı
|
| Firdevs (Arapça) |
Cennet bahçesi
|
| Firuze (Farsça) |
Değerli bir taş
|
| Fitnat (Arapça) |
Zihin açıklığı, çabuk kavrayan anlayışlı olan
|
| Fulya (Diger) |
Bir çiçek
|
| Funda (Türkçe) |
Küçük ağaçcık
|
| Füruzan (Farsça) |
Parlak, parlayan
|
| Füsun (Arapça) |
Büyü, büyüleyici
|
| Fadıla (Arapça) |
Fazıla.
|
| Fadik (Arapça) |
Fatma.
|
| Fadile (Arapça) |
Fazıla.
|
| Fadim (Arapça) |
Fatma.
|
| Farise (Arapça) |
1. Atlı, süvari.
2. İyi ata binen.
3. Anlayışlı, sevgili.
|
| Fatine (Arapça) |
Zeki, akıllı, anlayışlı, kavrayışlı kimse.
|
| Feda (Arapça) |
1. Bir amaç uğruna değerli bir şeyi gözden çıkarma.
2. Kurban.
|
| Fadime (Arapça) |
Fatma.
|
| Faize (Arapça) |
1. Başarı kazanan.
2. Taşan, coşan.
|
| Fatma (Arapça) |
1. Çocuğunu sütten kesen kadın.
2. Hz. Muhammet’in ilk eşi Hz. Hatice’den doğan kızının adı.
|
| Fahriye (Arapça) |
1. Onurla ilgili, onursal.
2. Yalnız onur için verilen karşılıksız hizmet.
3. Divan şairlerinin kendi erdemlerini övmek için yazdıkları şiir.
|
| Fatmagül (Arapça) |
Fatma ve gül.
|
| Fazıla (Arapça) |
Erdemli.
|
| Fedakâr (Arapça) |
Kendini, kendi çıkarlarını feda etmekten çekinmeyen, özverili.
|
| Fahime (Arapça) |
1. Büyük, ulu.
2. Onurlu, saygın.
3. Anlayışlı, akıllı.
|
| Fahrünnisa (Arapça) |
Kadının erdemi, onuru, büyüklük ve ululuğu.
|
| Fakihe (Arapça) |
Zeki, anlayışlı.
|
| Fariha (Arapça) |
Feriha.
|
| Fasihe (Arapça) |
Güzel, düzgün ve açık konuşan, konuşma yeteneği olan kimse.
|
| Fatmanur (Arapça) |
Fatma ve nur.
|
| Fazilet (Arapça) |
İnsan yaradılışındaki bütün iyi huylar, erdem.
|
| Fehamet (Arapça) |
1. Büyüklük, ululuk.
2. Saygınlık, değer, onur.
|
| Fato (Arapça) |
Fatma.
|
| Fahire (Arapça) |
1. Şanlı, şerefli, onurlu.
2. Övünen, iftihar eden.
3. Parlak, gösterişli, güzel.
|
| Faika (Arapça) |
Manevi yönden üstün olan, yüksek, yüce.
|
| Fatoş (Arapça) |
Fatma.
|
| Fekahet (Arapça) |
Şakacılık, hoş mizaçlılık.
|
| Ferahnisa (Arapça) |
Sevinçli, rahat kadın.
|
| Feraset (Arapça) |
Çabuk seziş, anlayış.
|
| Ferdane (Arapça) |
Ferdaniye.
|
| Ferican (Farsça) |
Can aydınlığı, ruhun ışığı.
|
| Feyzan (Arapça) |
1. Bolluk, bereket.
2. Taşma, taşkın.
|
| Ferahnur (Arapça) |
Aydınlık veren, nur veren.
|
| Feray (Farsça) |
Ay ışığı, ayın parlaklığı.
|
| Ferdaniye (Arapça) |
Birlik, teklik, eşsizlik.
|
| Feriha (Arapça) |
Ferah, rahat, sevinçli.
|
| Ferah (Türkçe) |
1. Ar. Gönül açıklığı, sevinç, sevinme.
2. Far. Açık, aydınlık.
|
| Ferahnüma (Arapça) |
Sevinç gösteren, sevinçli.
|
| Feraye (Farsça) |
Feray.
|
| Feyha (Arapça) |
Büyük, geniş, engin.
|
| Feza (Arapça) |
1. Uzay.
2. Geniş alan.
3. Geniş ova.
|
| Ferahet (Farsça) |
Şan ve şeref.
|
| Ferahru (Arapça) |
Güler yüzlü, güleç.
|
| Ferhan (Arapça) |
1. Sevinçli, neşeli.
2. Memnun.
|
| Ferzane (Farsça) |
1. Bilge, filozof.
2. Bilgili kimse.
|
| Feyman (Farsça) |
Ahlakta olgunluğu amaçlama, iyi ahlaka yönelme.
|
| Ferahfeza (Arapça) |
Ferah artıran, ferahlatan.
|
| Ferda (Farsça) |
1. Yarın.
2. Gelecek zaman.
3. Öbür dünya, ahiret.
|
| Fetanet (Arapça) |
Yüksek zekâ, zihin açıklığı, çabuk anlama ve kavrama yeteneği.
|
| Feyza (Arapça) |
1. Bolluk, çokluk.
2. Coşma, taşma.
|
| Fezanur (Arapça) |
Uzay gibi parlak ve aydınlık olan.
|
| Firaz (Farsça) |
1. Yüksek, yukarı.
2. Yokuş, çıkış.
|
| Funda (Yunanca) |
Kurak yerlerde yetişen çalı türünden bir ağaççık.
|
| Fıtnat (Arapça) |
Zihin açıklığı, kolay kavrama ve anlama yeteneği, zekâ.
|
| Firkat (Arapça) |
Ayrılık, dostlardan ve sevgiliden ayrılma.
|
| Fidan (Yunanca) |
1. Yeni yetişen ağaç veya ağaççık.
2. Ağacın kökünden çıkan.
3. İnce uzun, narin, zarif.
|
| Firuzan (Farsça) |
Füruzan.
|
| Füruzan (Farsça) |
Parlayıcı, parlayan, parlak.
|
| Fidangül (Yunanca) |
Gül fidanı.
|
| Fitnat (Arapça) |
Fıtnat.
|
| Figan (Farsça) |
Istırap ile bağırma, inleme.
|
| Filbahar (Farsça) |
Ormanlarda yetişen, beyaz, mavi, mor çiçekler açan, tırmanıcı sarılgan bitki.
|
| Fulya (Italyanca) |
Nergisgillerden bir bitki ve onun güzel renkli, kokulu çiçeği.
|
|