| Erkek İsimleri |
| Habib (Arapça) |
Seven, sevgili dost, sevilen dost
|
| Hakan (Türkçe) |
Eski Türk hükümdarlarına verilen ünvan.
|
| Hakkı (Türkçe) |
Doğruluk ve insaf sahibi
|
| Haldun (Türkçe) |
Sürekli olanlar
|
| Halid (Arapça) |
Kolay yıpranmayan, yaşından küçük görünen
|
| Halil (Arapça) |
Allah'ın dostu
|
| Halim (Arapça) |
Yumuşaklık gösterici, Allah'ın isimlerinden
|
| Halis (Arapça) |
Saf, hilesiz
|
| Haluk (Arapça) |
İyi huylu, insaniyetli, geçimli
|
| Hamdi (Arapça) |
Şükreden. Allah'ı sevmek ve övmek
|
| Hami (Arapça) |
Koruyan, sahip çıkan, gözeten
|
| Hamîd (Arapça) |
Hamd edilen, övülen, Allah'ın isimlerinden
|
| Hamza (Arapça) |
Heybetli, aslan, azametli
|
| Harun (Arapça) |
Peygamber ismi.
|
| Hâris (Arapça) |
Bekçi, gözcü, kollayıcı
|
| Hasan (Arapça) |
Güzellik, iyilik, hoşluk
|
| Hasbi (Arapça) |
İsteyerek ve karşılık beklemeden yapılan
|
| Hasib (Arapça) |
Hesap görücü, Allah'ın isimlerinden
|
| Haşim (Arapça) |
Muhteşem, gösterişli, doğrulayan
|
| Haşmet (Arapça) |
Büyüklük, ihtişam, alçak gönüllülük
|
| Hayati (Arapça) |
Canlılık, önemli olan
|
| Haydar (Arapça) |
Arslan, Hz.Ali'nin (r.a.) lakabı
|
| Hayreddin (Arapça) |
Mübarek insan, dinde hayırlı olan
|
| Hayri (Arapça) |
İyiliksever, hayırsever
|
| Hızır (Arapça) |
Bir peygamber veya evliya ismi
|
| Hidayet (Arapça) |
Allah'ın ilhamı ile doğru yolu bulmak
|
| Hikmet (Arapça) |
Ahlaki söz, Eşyanın hakikatına vakıf olmak
|
| Hulagü (Arapça) |
Abbasi devletini yıkan İlhanlı hülkümdarı
|
| Hud (Arapça) |
Peygamber ismi, Çok saygı ,hürmet, ululuk
|
| Hulusi (Arapça) |
Candan davranan, samimi
|
| Hurşid (Farsça) |
Güneş
|
| Hüdai (Arapça) |
Hidayete ermiş
|
| Hüsameddin (Arapça) |
Dinin keskin kılıcı
|
| Hüseyin (Arapça) |
Sevilen küçük çocuk
|
| Hüsnü (Arapça) |
Güzel, iyilik sahibi
|
| Hüsrev (Farsça) |
Padişah
|
| Hakverdi (Arapça) |
Allah’ın verdiği kimse.
|
| Halâs (Arapça) |
Kurtuluş, kurtulma.
|
| Hakan (Farsça) |
1. Türk, Moğol ve Tatar hanları için "hükümdarlar hükümdarı" anlamında kullanılan bir unvan.
2. Osmanlı padişahlarına verilen unvan.
|
| Halâskâr (Arapça) |
Kurtarıcı.
|
| Hakikat (Arapça) |
1. Gerçek, doğru.
2. Gerçek olan şey, gerçeklik.
|
| Hakkı (Arapça) |
Doğrulukla, hakla ve adaletle ilgili.
|
| Haldun (Arapça) |
Sonsuz olan, ebedî olan.
|
| Halit (Arapça) |
Sürekli, sonsuz, ebedî.
|
| Hamdullah (Arapça) |
Allah’ın övgüsü.
|
| Hamit (Arapça) |
1. Övülmeye değer.
2. Allah'ın adlarındandır.
3. Hamdeden, şükreden.
|
| Hanalp (Türkçe) |
Yiğit, cesur hükümdar.
|
| Halef (Arapça) |
1. Birinden sonra gelip onun yerine geçen kimse, sonradan gelen.
2. Soy.
|
| Halilullah (Arapça) |
1. Allah’ın sadık dostu.
2. Hz. İbrahim’e verilen san.
|
| Halittin (Arapça) |
Dinin sonsuzluğu, ölümsüzlüğü.
|
| Hami (Arapça) |
1. Koruyan, koruyucu, himaye eden.
2. Kayıran, kayırıcı.
|
| Hanif (Arapça) |
1. İslam dinine sımsıkı bağlı olan kimse.
2. İslamiyetten önce tek Tanrı'ya inanan.
|
| Halim (Arapça) |
1. Yumuşak huylu, sert olmayan.
2. Allah’ın adlarındandır.
|
| Halûk (Arapça) |
İyi ahlak sahibi, iyi huylu, geçimli kimse.
|
| Hamaset (Arapça) |
Cesaret, kahramanlık, yiğitlik.
|
| Hamil (Arapça) |
1. Taşıyan, taşıyıcı.
2. Sahip olan.
3. Destek.
|
| Hanbek (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli hükümdar.
|
| Hanedan (Farsça) |
Peygamber, hükümdar veya devlet büyüğü gibi bir kimseye dayanan soy, büyük aile.
|
| Hankan (Türkçe) |
Han soyundan gelen kimse.
|
| Halife (Arapça) |
1. Birinin yerine geçen kimse.
2. Hz. Muhammed'in vekili ve dünyadaki Müslümanların başı olan kimse.
|
| Halis (Arapça) |
1. Karışık olmayan, saf, katışıksız.
2. İçten, samimi.
|
| Hamdi (Arapça) |
Allah’ı övmeyle, Allah’a şükretmekle ilgili.
|
| Hamis (Arapça) |
Beşinci.
|
| Hamza (Arapça) |
1. Aslan, güçlü adam.
2. İslam tarihinde Hz. Muhammed'in amcası.
|
| Hanbey (Türkçe) |
Hükümdar ve bey.
|
| Hanefi (Arapça) |
Hanefi mezhebinden olan kimse.
|
| Halil (Arapça) |
Sadık, samimi, dost.
|
| Han (Türkçe) |
1. Eski Türklerde kağana bağlı veya kendi başına buyruk, ikinci derecede bir devlet başkanı.
2. Osmanlı Padişahlarının adlarının sonuna getirilen san.
|
| Hansoy (Türkçe) |
Han soyundan gelen kimse.
|
| Harun (Italyanca) |
1. Parlayan.
2. Hz. Musa'nın küçük kardeşinin adı.
|
| Hasbi (Arapça) |
İsteyerek ve karşılık beklemeksizin yapılan.
|
| Haşmet (Arapça) |
1. Büyüklük, görkem.
2. Kibarlık, nezaket.
3. Alçak gönüllülük.
|
| Hattat (Arapça) |
Güzel el yazıları yazan ve mesleği hattatlık olan kimse.
|
| Hasan (Arapça) |
1. Güzel.
2. İyi ve hayırlı iş.
|
| Hasefe (Arapça) |
Seçkin kabadayı.
|
| Haslet (Arapça) |
İnsanın yaradılışındaki huyu, doğası.
|
| Haşmettin (Arapça) |
Dinin büyüklüğü, ihtişamı.
|
| Hatif (Arapça) |
1. Sesi işitilip kendisi görülmeyen kimse.
2. Çağıran, seslenen.
3. Gaipten seslenir gibi haber veren melek.
|
| Hanzade (Türkçe) |
Hükümdar çocuğu.
|
| Hasanalp (Arapça) |
Güzel yiğit.
|
| Hatem (Arapça) |
1. Mühür.
2. Cömert.
3. Son, en son, sonuncu.
|
| Hayalî (Arapça) |
1. Hayal niteliğinde veya hayal ürünü olan, düşsel, imgesel.
2. Karagöz oynatan kimse, karagözcü.
|
| Hasane (Arapça) |
Hasene.
|
| Haspolat (Arapça) |
Katışıksız, saf, çelik gibi kimse.
|
| Hatemî (Arapça) |
1. Mühürle ilgili olan.
2. Mühür yapan.
3. Cömertlik.
4. Sonuncu.
|
| Hatim (Arapça) |
1. Sona erdiren, bitiren.
2. Mühürleyen, mühürleyici.
3. Sonuncu.
|
| Hasret (Arapça) |
Özlem, özleyiş.
|
| Hayati (Arapça) |
1. Yaşamla ilgili, yaşamsal.
2. Büyük önem taşıyan, önemli.
|
| Hasbek (Arapça) |
İyi, dürüst, saf insan.
|
| Hasip (Arapça) |
1. Değerli, saygın, soyu temiz kimse.
2. Muhasebeci.
|
| Haşim (Arapça) |
1. Kıran, ezen, parçalayan.
2. Ekmek doğrayan.
|
| Hatip (Arapça) |
1. Güzel, düzgün.
2. Bir topluluk karşısında etkili konuşan kimse.
3. Camide hutbe okuyan kimse.
|
| Havi (Arapça) |
İçine alan, kaplayan.
|
| Haydar (Arapça) |
1. Aslan.
2. Cesur, yiğit kimse.
3. Hz.Ali’nin lakabı.
|
| Hayır (Arapça) |
İyilik, karşılık beklemeden yapılan yardım.
|
| Hayri (Arapça) |
Hayır ve iyilikle ilgili, uğurlu ve kutlu.
|
| Hazar (Arapça) |
Barış ve güven.
|
| Hıfzullah (Arapça) |
Merhamet eden, acıyan Allah’ın koruyuculuğu.
|
| Hisar (Arapça) |
1. Küçük kale.
2. Kuşatma, etrafını çevirme.
|
| Hudavendigâr (Farsça) |
1. Amir, hâkim.
2. Osmanlı Padişahı I. Murat’ın sanı.
|
| Hazret (Arapça) |
1. Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen unvan.
2. Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz.
3. Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü.
|
| Hıncal (Türkçe) |
"Hıncını al" anlamnda kullanılan bir ad.
|
| Hiçyılmaz (Farsça) |
Hiç yılmayan, bıkmayan.
|
| Hitam (Arapça) |
1. Son, nihayet.
2. Bitme, tükenme.
|
| Hudavent (Farsça) |
1. Allah, Tanrı.
2. Efendi, sahip.
3. Hükümdar.
|
| Hayran (Arapça) |
1. Hayranlık duyan, hayrette kalan.
2. Son derece beğenen, tutkun.
|
| Hayrullah (Arapça) |
Allah’ın hayırlı kıldığı.
|
| Hazık (Arapça) |
Usta, mahir, becerikli.
|
| Hidayet (Arapça) |
1. Hak yolunu, doğru yolu gösterme.
2. Hak yolu, doğru yol.
|
| Hudaverdi (Farsça) |
"Tanrı verdi, bağışladı" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Hayrani (Arapça) |
Hayranlık, şaşkınlık.
|
| Hazım (Arapça) |
Sindiren, sindirici kimse.
|
| Heyecan (Arapça) |
Duygularda meydana gelen coşma, coşkunluk.
|
| Hızlan (Türkçe) |
"Hız kazan, hızını artır" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Hidayettin (Arapça) |
Dinin gösterdiği doğru yol.
|
| Hudayi (Farsça) |
Allah’ın yarattığı.
|
| Hayret (Arapça) |
Şaşkınlık, şaşma.
|
| Hezarfen (Farsça) |
Çok bilen, elinden çok iş gelen.
|
| Hicabi (Arapça) |
Utanmayla ilgili.
|
| Hikmetullah (Arapça) |
Allah’ın hikmeti.
|
| Hulagu (Yunanca) |
1. Kula tüylü at.
2. İlhanlılar Devletinin kurucusu olan hükümdar.
|
| Hayrettin (Arapça) |
Dinin hayırlısı.
|
| Hıfzırrahman (Arapça) |
Merhamet eden, acıyan Allah’ın koruyuculuğu.
|
| Hicap (Arapça) |
Utanma, sıkılma.
|
| Hilkat (Arapça) |
1. Yaradılış, yaratılma.
2. Huy özelliği.
|
| Hunalp (Farsça) |
Savaşçı yiğit.
|
| Hüdayi (Farsça) |
Hudayi.
|
| Hüray (Arapça) |
Hür-ay. Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız.
|
| Hüryaşar (Arapça) |
Özgür, serbest yaşayan.
|
| Hüdavendigâr (Farsça) |
Hüdavendigâr.
|
| Hükümdar (Arapça) |
Padişah, kral, hakan gibi taht sahibi devlet başkanı.
|
| Hürcan (Arapça) |
Özgür, bağımsız kimse.
|
| Hüsam (Arapça) |
1. İyi bilenmiş, keskin kılıç.
2. Hüsamettin adının kısa söylenişi.
|
| Hüdavent (Farsça) |
Hudavent.
|
| Hürdoğan (Arapça) |
Hür, özgür olarak doğan.
|
| Hüsamettin (Arapça) |
Dinin keskin kılıcı.
|
| Hüdaver (Farsça) |
"Tanrı'm! Bana uzun ömürlü bir çocuk ver" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Hürkal (Arapça) |
"Özgür, bağımsız yaşa" nalamında kullanılan bir ad.
|
| Hüdaverdi (Farsça) |
Hudaverdi.
|
| Hümayun (Farsça) |
1. Kutlu, kutsal.
2. Padişaha özgü, hükümdarla ilgili.
|
| Hürkan (Arapça) |
Özgürlüğü, bağımsızlığı seven, özgür soydan gelen.
|
|
| Kız İsimleri |
| Habibe (Arapça) |
Sevgili, sevilen dost
|
| Hacer (Arapça) |
Kaya, taş. Hz.İsmail (a.s.)'ın annesi
|
| Hafize (Arapça) |
Kur'an-ı Kerimi ezbere bilen, muhafaza eden
|
| Hale (Arapça) |
Ay ve Güneş etrafında görünen ışıklı halka
|
| Halide (Arapça) |
Kolay yıpranmayan, yaşından küçük görünen
|
| Halime (Arapça) |
İnsanı hoş tutan, yumuşak huylu
|
| Hamide (Farsça) |
Allah'a (c.c.) şükreden, hamdeden
|
| Hamiyet (Arapça) |
Fazilet, insanlık, vatanseverlik
|
| Handan (Farsça) |
Mutlu, güler yüzlü, sevimli
|
| Hande (Farsça) |
Gülüş, gülme
|
| Hanife (Arapça) |
Hanif olan tehvid inancına bağlı
|
| Hasibe (Arapça) |
Eli açık, cömert, asil, itibarlı kadın
|
| Hatice (Arapça) |
Erken doğan kız
|
| Havva (Arapça) |
Esmer kadın. Hz.Adem a.s.'ın eşi
|
| Hayriye (Arapça) |
İyilik sever, hayır sever
|
| Hayrünissa (Arapça) |
Kadınların hayırlısı
|
| Hazal (Arapça) |
Kuruyup, dökülen ağaç yaprakları
|
| Hazan (Farsça) |
Sonbahar
|
| Hesna (Arapça) |
Hanım kadın, güzel kadın
|
| Hidayet (Arapça) |
Allah'ın ilhamı ile doğru yolu bulmak
|
| Hunde (Arapça) |
Sessizlik
|
| Huri (Arapça) |
Cennet kızı
|
| Huriye (Arapça) |
Hurilere ait
|
| Hurrem (Farsça) |
Gözde, Güleryüzlü ferahlık veren
|
| Hülya (Arapça) |
Kuruntu, düşünme
|
| Hümeyra (Arapça) |
Beyaz tenli kadın
|
| Hüner (Farsça) |
Beceriklik, marifet
|
| Hüsna (Arapça) |
Güzel, güzellik
|
| Hüsniye (Arapça) |
Çok güzel kadın
|
| Hüveyda (Farsça) |
Açık, apaçık belli olan
|
| Hacergül (Arapça) |
Taşlar arasında yetişen gül.
|
| Hafıza (Arapça) |
1. Kur’an-ı Kerim'ibaşından sonuna kadar ezberlemiş olan kadın.
2. Yaşantıları, öğrenilen konuları bilinçli olarak akılda tutma, saklama gücü, bellek.
|
| Haktan (Arapça) |
Allah'tan gelen, Allah'ın verdiği.
|
| Hacıgül (Arapça) |
Hacca gitmiş gül gibi güzel kadın.
|
| Hafide (Arapça) |
Kız torun.
|
| Hacıhanım (Arapça) |
Hacca gitmiş kadın.
|
| Hacca gitmiş kadın. (Arapça) |
Koruyan, saklayan.
|
| Hacıkadın (Arapça) |
Hacca gitmiş kadın.
|
| Hadiye (Arapça) |
1. Doğru yolu gösteren, kılavuz, rehber.
2. Önde giden.
|
| Hakikat (Arapça) |
1. Gerçek, doğru.
2. Gerçek olan şey, gerçeklik.
|
| Halâvet (Arapça) |
Tatlılık, şirinlik.
|
| Hacer (Arapça) |
1. Taş, kaya.
2. İsmail Peygamber’in annesinin adı.
|
| Hadra (Arapça) |
1. Çok yeşil, en yeşil.
2. Yeşillik.
|
| Hale (Arapça) |
Bazen güneşin ve ayın çevresinde görülen ışıklı daire, ayla.
|
| Halile (Arapça) |
Nikâhlı kadın, karı, eş.
|
| Hanbiken (Türkçe) |
Hanbike.
|
| Hanımkız (Türkçe) |
Ağırbaşlı kız.
|
| Hamiye (Arapça) |
1. Himaye eden, koruyan, koruyucu.
2. Kayıran, kayıncı.
|
| Hanbegüm (Türkçe) |
Hanın karısı, hükümdar eşi.
|
| Handan (Farsça) |
Gülen, gülücü, güleç, sevinçli.
|
| Halenur (Arapça) |
Bazen güneşin ve ayın çevresinde görülen ışıklı daire.
|
| Hamide (Arapça) |
1. Övülmeye değer.
2. Hamdeden, şükreden
|
| Hamiyet (Arapça) |
1. Ulusseverlik, yurdunu ulusunu ve ailesini koruma çabası.
2. İnsanlık, fazilet.
|
| Hanbeğendi (Türkçe) |
"Hanın hoşuna gitti anlamında kullanılan bir ad.
|
| Hande (Farsça) |
Gülüş, gülme.
|
| Hanife (Arapça) |
1. İslam dinine sımsıkı bağlı olan kimse.
2. İslamiyetten önce tek Tanrı'ya inanan.
|
| Halide (Arapça) |
Sürekli, sonsuz, ebedî.
|
| Halime (Arapça) |
Yumuşak huylu, sert olmayan.
|
| Hamra (Arapça) |
Çok kırmızı, kızıl.
|
| Hankız (Türkçe) |
Hükümdar kızı.
|
| Halise (Arapça) |
1. Karışık olmayan, saf, katışıksız.
2. İçten, samimi.
|
| Hamdiye (Arapça) |
Hamdiye
|
| Hamise (Arapça) |
Beşinci.
|
| Hanbike (Türkçe) |
Hanbike.
|
| Hanım (Türkçe) |
1. Kadınlığın bütün iyi niteliklerini taşıyan kadın.
2. Kız ve kadınlara verilen bir san.
3. Eş, karı.
|
| Hansultan (Türkçe) |
Hükümdar vr sultan.
|
| Haskız (Arapça) |
İyi nitelikleri kendinde toplamış kız.
|
| Haticenur (Arapça) |
Erken doğan güzel kız çocuğu.
|
| Havva (Arapça) |
1. Kutsal kitaplara göre yaratılan ilk kadın.
2. Esmer kadın.
|
| Hanüman (Farsça) |
1. Ev bark, ocak, yuva.
2. Ev halkı, çoluk çocuk.
|
| Hatun (Türkçe) |
1. Kadın.
2. Bayan, hanım.
3. Eş, zevce.
4. Eskiden yüksek kişilikli kadınlara veya hakan eşlerine verilen san.
|
| Hayal (Arapça) |
1. Zihinde tasarlanan, canlandırılan ve gerçekleşmesi özlenen şey.
2. Gölge.
|
| Hanzade (Türkçe) |
Hükümdar çocuğu.
|
| Hasene (Arapça) |
1. Güzel, iyi.
2. İyi, hayırlı iş, iyilik.
|
| Hasna (Arapça) |
Güzel ve namuslu kadın.
|
| Hatife (Arapça) |
1. Sesi işitilip de kendisi görünmeyen kimse.
2. Çağıran, seslenen.
|
| Hatunana (Türkçe) |
Deneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın.
|
| Harbiye (Arapça) |
Harbiye
|
| Hasgül (Arapça) |
Seçkin gül.
|
| Hava (Arapça) |
Gökyüzü.
|
| Hayat (Arapça) |
1. Yaşam, dirim.
2. Canlılarda, doğumdan ölüme kadar geçen süre.
3. Yaşama, yaşayış.
|
| Hare (Farsça) |
Cam, göz vb.nde dalgalanır gibi görünen parlak çizgiler, meneviş.
|
| Hasay (Arapça) |
Ay gbi özel olan.
|
| Hasibe (Arapça) |
Değerli, saygın, soyu temiz.
|
| Hasret (Arapça) |
Özlem, özleyiş.
|
| Hatıra (Arapça) |
1. Bellekte yaşamaya devam eden geçmiş izlenim, duygu veya olay.
2. Bir kimse veya olayı hatırlatan nesne, yadigâr.
|
| Hatime (Arapça) |
Son, nihayet.
|
| Haver (Farsça) |
Güneşin doğduğu yön, doğu.
|
| Harika (Arapça) |
Nitelikleriyle hayranlık uyandıran, eksiksiz, kusursuz.
|
| Hatice (Arapça) |
Erken doğan kız çocuğu.
|
| Hazine (Arapça) |
1. Altın, gümüş, mücevher gibi değerli eşya, servet.
2. Büyük bağlılık duyulan, değer verilen kimse.
|
| Hicran (Arapça) |
1. Bir yerden veya bir kimseden ayrılma.
2. Ayrılığın verdiği büyük üzüntü, keder.
|
| Hayırgül (Arapça) |
İyiliği seven güzel kimse.
|
| Hayriye (Arapça) |
Hayır ve iyilikle ilgili, uğurlu ve kutlu.
|
| Hazel (Türkçe) |
Hazal.
|
| Hayran (Arapça) |
1. Hayranlık duyan, hayrette kalan.
2. Son derece beğenen, tutkun.
|
| Hemta (Farsça) |
Benzer, denk, eşit.
|
| Hıraman (Farsça) |
Salına salına, naz ve eda ile yürüyen.
|
| Hidayet (Arapça) |
1. Hak yolunu, doğru yolu gösterme.
2. Hak yolu, doğru yol.
|
| Hoşeda (Farsça) |
Hareketi, davranışı hoş, güzel olan.
|
| Hayrünnisa (Arapça) |
Hayrünnisa
|
| Heyecan (Arapça) |
Duygularda meydana gelen coşma, coşkunluk.
|
| Hoşfidan (Farsça) |
Güzel endamlı, boylu boslu kadın.
|
| Hayret (Arapça) |
Şaşkınlık, şaşma.
|
| Hazal (Türkçe) |
Kuruyup dökülen ağaç yaprakları.
|
| Hazime (Arapça) |
İhtiyatlı, akıllı kadın.
|
| Hoşkadem (Farsça) |
Güzel ayaklı, uğurlu, kutlu.
|
| Hazan (Farsça) |
Güz, yaprak dökümü mevsimi, sonbahar.
|
| Hazin (Arapça) |
Hüzünlü, kederli.
|
| Hilkat (Arapça) |
1. Yaradılış, yaratılma.
2. Huy güzelliği.
|
| Huban (Farsça) |
Güzeller, sevgililer.
|
| Hulya (Arapça) |
Hülya.
|
| Hümeyra (Arapça) |
Kızıllık, pembelik.
|
| Hürnaz (Arapça) |
Nazlanmakta özgür olan.
|
| Hüzzam (Farsça) |
Türk müziğinin en eski birleşik makamlarından biri.
|
| Hurican (Arapça) |
Çok güzel kadın.
|
| Hükminaz (Arapça) |
Nazlı, edalı.
|
| Hüray (Arapça) |
Hür-ay. Ay gibi özgür, ay kadar bağımsız.
|
| Hürcan (Arapça) |
Özgür, bağımsız kimse.
|
| Hülya (Arapça) |
1. Tatlı düş.
2. Kuruntu, vehim, hayal.
|
| Hüdaver (Farsça) |
Tanrı'm! Bana uzun ömürlü bir çocuk ver" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Hüma (Farsça) |
1. Başına konduğu kimseye mutluluk getirdiğine inanılan devlet kuşu, talih kuşu.
2. Mutluluk, saadet.
|
| Hüsna (Arapça) |
Çok, en çok, pek çok güzel.
|
| Hürkan (Arapça) |
Özgürlüğü, bağımsızlığı seven, özgür soydan gelen.
|
| Hüveyda (Farsça) |
Belirgin, apaçık, ortada, belli.
|
|