| Erkek İsimleri |
| Kaan (Türkçe) |
Eski Türk hükümdarlarının ünvanı, Kağan
|
| Kabil (Arapça) |
Hz.Adem'in oğullarından, ağabeyini öldürdü
|
| Kadem (Arapça) |
Ayak ,adım, 37.5 cm'lik bir ölçü
|
| Kadir (Arapça) |
Allah(c.c.) isimlerinden
|
| Kadri (Arapça) |
İtibarlı, değerli, mevkisi yüksek
|
| Kahraman (Farsça) |
Bahadır, cesur, yiğit
|
| Kamber (Arapça) |
Köle, dost
|
| Kâmil (Arapça) |
Kemale ermiş, olgun, bilgili, terbiyeli
|
| Kâmuran (Farsça) |
Arzusuna kavuşmuş, mutlu olmuş kimse
|
| Kanber (Arapça) |
Evin emektarı, büyüğü
|
| Kâni (Arapça) |
Dokunaklı iğneli konuşan
|
| Kani (Arapça) |
Kanaat eden, razı olan
|
| Kartal (Türkçe) |
Büyük, yırtıcı kuş.
|
| Karun (Arapça) |
Zenginliğine güvenip kibirlenen
|
| Kasım (Arapça) |
Ayıran, bölen. Peygamberimizin oğlunun adı
|
| Kâşif (Arapça) |
Bilinmeyen bir yeri veya şeyi bulan
|
| Kâzım (Arapça) |
Öfkesini yenen, kin tutmayan
|
| Keleş (Türkçe) |
Yiğit, cesur,güzel, saçı dökülmüş,
|
| Kemâl (Arapça) |
Olgunluk, fazilet
|
| Kemaleddin (Arapça) |
Erdemli, bilge, dinde olgunluğa eren
|
| Kenan (Arapça) |
Hz.Nuh'un oğullarından, Filistin toprakları
|
| Kerem (Arapça) |
Şeref, asalet, cömert, hayırlı işler yapan
|
| Kerim (Arapça) |
Allah(c.c.) isimlerinden, çok cömert
|
| Koray (Türkçe) |
Kamış gibi içi boş şeyler, özü boş
|
| Korcan (Türkçe) |
Şelale, çağlayan
|
| Kürşad (Farsça) |
Açılış merasimi, bir cins tavla oyunu
|
| Kaan (Türkçe) |
Kağan.
|
| Kadem (Arapça) |
1. Uğur.
2. Ayak.
|
| Kadim (Arapça) |
Eski.
|
| Kadrihan (Arapça) |
Değerli, saygın hükümdar.
|
| Kaim (Arapça) |
1. Birinin yerine geçen.
2. Bir işte sebat eden, direnen.
3. Ayakta duran.
|
| Kalkan (Türkçe) |
1. Ok, kılıç vb.nden korunmak için savaşçıların kullandığı korunmalık.
2. Koruyucu
|
| Kabadayı (Türkçe) |
1. İyi dövüşen, korkusuz, kendine özgü namus kurallarının dışına çıkmayan kimse.
2. Yürekli.
|
| Kader (Arapça) |
1. Alın yazısı, yazgı.
2. Genellikle kaçınılmaz kötü talih.
|
| Kakınç (Türkçe) |
1. Öfke, kızgınlık, sitem.
2. Vurma, vuruş.
3. Harekete geçiş, ayağa kalkış.
|
| Kalmık (Türkçe) |
Kalmuk.
|
| Kaban (Türkçe) |
Savaşçı, dövüşken.
|
| Kadir (Arapça) |
1. Kuvvetli, güçlü, kudret sahibi.
2. Değer, onur, kıymet, şeref.
3. Allah’ın adlarındandır.
|
| Kafar (Türkçe) |
Arkadaş, dost.
|
| Kala (Arapça) |
1. Kale, hisar.
2. (T.) Atmaca.
|
| Kalmuk (Türkçe) |
1. Göz kapağı.
2. Tüylü yün kumaş.
3. Asya’da eski bir Moğol kabilesinin adı.
|
| Kabil (Arapça) |
1. Kabul eden, kabul edici.
2. Hz. Âdem'in oğlu.
|
| Kağan (Türkçe) |
1. Hanların hanı, hükümdar.
2. Tarihte Çin ve Moğol hükümdarlarına verilen ad.
|
| Kalagay (Türkçe) |
Al, kırmızı renk.
|
| Kam (Türkçe) |
1. Hekim.
2. Düşünür.
|
| Kadagan (Türkçe) |
Buyruk, emir.
|
| Kadrettin (Arapça) |
Dinin kudreti, gücü.
|
| Kahir (Arapça) |
1. Üstün gelen, ezen, ezici.
2. Kahreden, zorlayan.
3. Yok eden.
|
| Kalender (Farsça) |
Gösterişsiz, sade yaşamaktan yana olan alçak gönüllü kimse.
|
| Kamacı (Türkçe) |
Top kaması yapan veya onaran kimse.
|
| Kadam (Türkçe) |
Dost, arkadaş.
|
| Kadri (Arapça) |
Değer, kıymet, onurla ilgili.
|
| Kahraman (Farsça) |
1. Yiğit, cesur.
2. Bir olayın, serüvenin başlıca kişisi.
3. Sessiz, yumuşak kimse.
|
| Kalgay (Türkçe) |
1. İzci kumandanı.
2. Tarihte Kırım veliahdına verilen san.
|
| Kaman (Türkçe) |
Dağların doruğuna yakın olan yerler.
|
| Kamanbay (Türkçe) |
Saygın, değerli kimse.
|
| Kamet (Arapça) |
1. Boy, boy bos, endam.
2. Camilerde namaza kalkmak için okunan iç ezan.
3. Ses, gürültü.
|
| Kanat (Türkçe) |
1. Kuşlarda ve böceklerde uçmayı sağlayan organ.
2. Yan, taraf.
|
| Kanıkor (Türkçe) |
Ateşli, canlı yaradılışta olan kimse.
|
| Kansu (Türkçe) |
Soyu su gibi saf ve temiz olan.
|
| Kapagan (Türkçe) |
1. Çokça kapan, alan.
2. 691-716 Yılları arasında hüküm sürmüş olan Göktürk kağanı.
|
| Kara (Türkçe) |
1. En koyu renk, siyah.
2. Zenci, esmer.
|
| Karabey (Türkçe) |
Esmer, yağız bey.
|
| Kamar (Türkçe) |
Hekim, doktor.
|
| Kâmran (Farsça) |
İsteğine kavuşmuş olan, mutlu.
|
| Kanbay (Türkçe) |
Kanmış, doymuş, varlıklı kimse.
|
| Kanıt (Türkçe) |
Bir şeyin doğruluğu, gerçekliği konusunda kanı verici belge, delil.
|
| Kansun (Türkçe) |
"Kansın, inansın" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Kapar (Türkçe) |
1. Akıl.
2. Ruh.
|
| Karaalp (Türkçe) |
Esmer, kara yağız yiğit.
|
| Karaboğa (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli esmer kimse.
|
| Kambay (Türkçe) |
Hekim, tabip.
|
| Kamu (Türkçe) |
1. Bütün, hep.
2. Halk.
|
| Kanber (Arapça) |
Kamber.
|
| Kani (Arapça) |
1. Kanaat eden, fazlasını istemeyen.
2. İnanmış, kanmış.
|
| Kanturalı (Türkçe) |
Zengin yaşayan.
|
| Kapçak (Türkçe) |
1. Kale kuşatmasında duvara çakılmış büyük çember.
2. Bayrak.
|
| Karabaş (Türkçe) |
1. Hiç evlenmemiş erkek, bekâr.
2. Evlenmeyen rahip.
3. Kışa dayanıklı sert buğday.
|
| Karabörü (Türkçe) |
İşini iyi bilen esmer kimse.
|
| Kamber (Arapça) |
1. Hz. Ali'nin sadık kölesi.
2. Bir eve çok gelen kimse.
|
| Kâmuran (Farsça) |
Kâmran.
|
| Kandemir (Türkçe) |
Güçlü soydan gelen kimse.
|
| Kantürk (Türkçe) |
Türk soyundan gelen.
|
| Kapkın (Türkçe) |
Uygun, düzenli.
|
| Karabatak (Türkçe) |
1. Balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri kara tüylü bir deniz kuşu.
2. Geleceğini düşünmeden yaşayan, savurgan.
|
| Karabudun (Türkçe) |
Esmer milletten olan.
|
| Kanağan (Türkçe) |
Çabuk inanan, kanan.
|
| Kaner (Türkçe) |
Soyu yiğit olsn kimse.
|
| Kanpolat (Türkçe) |
Yiğit, kahraman kimse.
|
| Kanun (Arapça) |
1. Yasa.
2. Geçerli olan kural.
|
| Kaplan (Türkçe) |
Kedigillerden, enine siyah çizgili, koyu sarı postu olan çevik ve yırtıcı hayvan.
|
| Karabay (Türkçe) |
Esmer, yağız kimse.
|
| Karabuğday (Türkçe) |
Tohumları için yetiştirilen bir yıllık bitki.
|
| Kanak (Türkçe) |
Çabuk aldanan, saf.
|
| Kanık (Türkçe) |
İnanç, kanı.
|
| Kanpulat (Türkçe) |
Kanpolat.
|
| Kanver (Türkçe) |
"Canlılık kat" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Kaptan (Italyanca) |
Gemi yönetimiyle görevli en yüksek görevli.
|
| Karabet (Arapça) |
Yakınlık, hısımlık, akrabalık.
|
| Karabuğra (Türkçe) |
Deve gibi boylu boslu olan kimse.
|
| Karabulut (Türkçe) |
Koyu esmer renkte büyük yağmur bulutu.
|
| Karacı (Türkçe) |
1. Gönül alan.
2. Gözetleyici.
|
| Karadeniz (Türkçe) |
Türkiye'nin kuzeyindeki büyük deniz.
|
| Karahan (Türkçe) |
Tarihte bazı kavimlerde hanlara verilen san.
|
| Karakoca (Türkçe) |
1. Saçı sakalı ağarmayan yaşlı adam.
2. Büyümeden yaşlanan kavruk ağaç.
|
| Karaman (Türkçe) |
1. Esmer, kara yağız insan.
2. Güneybatıdan esen yel.
|
| Karanalp (Türkçe) |
Kara yağız, kahraman yiğit.
|
| Karasal (Türkçe) |
Kara ile ilgili.
|
| Karabükey (Türkçe) |
Güçlü güreşçi.
|
| Karaçar (Türkçe) |
Kötü ruhlar.
|
| Karadoğan (Türkçe) |
Esmer olarak dünyaya gelen.
|
| Karakalpak (Türkçe) |
Orta Asya'da yaşayan bir Türk boyu.
|
| Karakoç (Türkçe) |
Delikanlı, yiğit esmer kimse.
|
| Karamık (Türkçe) |
Karamuk.
|
| Karanbay (Türkçe) |
Kahraman, yürekli kimse.
|
| Karasu (Türkçe) |
Ağır akan su.
|
| Karaca (Türkçe) |
1. Geyikgillerden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı.
2. Esmer.
|
| Karaçay (Türkçe) |
Bir Türk kavminin adı.
|
| Karaduman (Türkçe) |
Siyah duman.
|
| Karakan (Türkçe) |
Bir tür dağ ağacı.
|
| Karakoyun (Türkçe) |
Uysal, ılımlı esmer kimse.
|
| Karamuk (Türkçe) |
Dağlarda kendi kendine biten ve ilkbaharda çiçek açan, saçma büyüklüğünde, üzüm biçiminde meyveleri olan dikenli bir bitki, çalı.
|
| Karasungur (Türkçe) |
Soğukkanlı, sakin esmer kimse.
|
| Karacabey (Türkçe) |
1. Esmer bey.
2. Kahramanlığıyla ün salmış bir Türk komutanı.
|
| Karaçelik (Türkçe) |
Kuvvetli, güçlü esmer kimse.
|
| Karakaş (Türkçe) |
Gür ve kara kaşları olan kimse.
|
| Karakucak (Türkçe) |
1. Sarılma, kucaklama, kavrama, tutuşma.
2. En eski Türk güreş biçimi.
|
| Karamut (Türkçe) |
Kara baht, kötü şans.
|
| Karaoğlan (Türkçe) |
Esmer renkli çocok.
|
| Karasüyek (Türkçe) |
Eski Türklerde soylular karşıtı olan halk katmanı.
|
| Karacakurt (Türkçe) |
Yaşlı ve deneyimli esmer kimse.
|
| Karadağ (Türkçe) |
Bulutlarla kaplı dağ.
|
| Karaer (Türkçe) |
Kara yağız, esmer yiğit.
|
| Karakaya (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli esmer kimse.
|
| Karakurt (Türkçe) |
Deneyimli esmer kimse.
|
| Karamürsel (Türkçe) |
1. Marmara Denizi kıyılarında işleyen küçük teknelere verilen ad.
2. Marmara bölgesinde Kocaeli’nin ilçe merkezi.
|
| Karaörs (Türkçe) |
Kuvveti, güçlü kimse.
|
| Karaşın (Türkçe) |
Esmer.
|
| Karacan (Türkçe) |
Esmer kimse.
|
| Karademir (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli esmer kimse.
|
| Karagöz (Türkçe) |
1. Kara gözlü kimse.
2. Şakacı, hoşsohbet kimse.
3. Halk tiyatrosunda Hacivat'ın muhatabı, oyun arkadaşı
|
| Karakuş (Türkçe) |
Kartal cinsindan kuşlara verilen genel ad.
|
| Karan (Türkçe) |
1. Kahraman, yürekli.
2. Karanlık.
|
| Karapars (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli esmer kimse.
|
| Karatan (Türkçe) |
Şafak sökmeden önceki alaca karanlık.
|
| Karataş (Türkçe) |
Siyah taş, hacerülesvet.
|
| Karcan (Türkçe) |
Karacan.
|
| Kargınalp (Türkçe) |
Coşkulu, taşkın, hareketli yiğit.
|
| Karluk (Türkçe) |
Türk boylarından biri.
|
| Katı (Türkçe) |
1. Çok, pek, fazla, yeğin.
2. Ağır.
3. Haşin, sert, kırıcı.
|
| Kavurt (Türkçe) |
Heybetli, gösterişli, cesur, yiğit, kahraman.
|
| Kayaalp (Türkçe) |
Kaya gibi güçlü yiğit.
|
| Karatay (Türkçe) |
Anadolu Selçuklu devlet adamı.
|
| Karhan (Türkçe) |
Karahan.
|
| Karlukhan (Türkçe) |
Karluk boyunun hanı.
|
| Kasal (Türkçe) |
Kibir, gurur, övünme.
|
| Katıhan (Türkçe) |
Sert, kırıcı hükümdar.
|
| Kavurtbey (Türkçe) |
Heybetli, gösterişli, cesur, yiğit, kahraman bey.
|
| Kayacan (Türkçe) |
Canı kaya gibi güçlü olan.
|
| Karatekin (Türkçe) |
Esmer kimse.
|
| Karık (Türkçe) |
1. Bağ ve bahçelerde sebze ekmek için ayrılan bölümler.
2. Karışık, karışmış.
|
| Kasar (Türkçe) |
Hatır, gönül.
|
| Kavurthan (Türkçe) |
Heybetli, gösterişli, cesur, yiğit, kahraman hükümdar.
|
| Kayaer (Türkçe) |
Kaya gibi güçlü kimse.
|
| Karatün (Türkçe) |
Karanlık gece.
|
| Kardeş (Türkçe) |
1. Aynı ana babadan doğmuş veya ana babadan biri ayrı olan çocukların birbirine göre adı.
2. Çok yakın arkadaş, dost.
|
| Karındaş (Türkçe) |
Kardeş.
|
| Kartal (Türkçe) |
Kartalgillerden, çok güçlü, iri, yırtıcı kuş.
|
| Kasım (Arapça) |
1. Ayıran, bölen, taksim eden.
2. Kırıcı, ezici, ufaltıcı.
|
| Kavas (Arapça) |
1. Oklu asker.
2. Ok yapan, okçu.
|
| Kavvas (Arapça) |
Kavas.
|
| Kayagün (Türkçe) |
Kaya gibi güçlü ve yakışıklı kimse.
|
| Karayağız (Türkçe) |
Koyu esmer kimse.
|
| Kargı (Türkçe) |
1. Eskiden silah olarak kullanılan, ucu sivri demirli, ağaçtan yapılmış uzun sırık.
2. Kamış, saz.
|
| Karlık (Türkçe) |
Kar kuyusu.
|
| Kartay (Türkçe) |
Yaşlı, pir.
|
| Kasırga (Türkçe) |
1. Şiddetli fırtına.
2. Duyguların patlak verişi, büyük heyecan, coşku.
|
| Kavçın (Türkçe) |
Konuk, misafir.
|
| Kay (Türkçe) |
Yağmur, sağanak.
|
| Kayagündüz (Türkçe) |
Kaya gibi güçlü ve yakışıklı kimse.
|
| Karayel (Türkçe) |
Kuzeybatıdan esen, genellikle soğuk yel.
|
| Kargın (Türkçe) |
1. Taşkın su.
2. Bol, çok.
3. Doymuş, tok.
4. Erimiş buz ve kar parçalarının oluşturduğu akarsu.
5. Çağlayan.
|
| Karlu (Türkçe) |
Karlı.
|
| Kartekin (Türkçe) |
Kar gibi saf, temiz kimse.
|
| Kaşka (Türkçe) |
Şakacı, neşeli kimse.
|
| Kavruk (Türkçe) |
1. Dertli, acı çeken.
2. Sevdalı, âşık.
|
| Kaya (Türkçe) |
Büyük ve sert taş kütlesi.
|
| Kayahan (Türkçe) |
Kaya gibi güçlü hükümdar.
|
| Kayan (Türkçe) |
1. Akarsu, sel.
2. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar.
|
| Kayatürk (Türkçe) |
Kaya gibi sert Türk.
|
| Kayıhan (Türkçe) |
Güçlü hükümdar.
|
| Kaymaz (Türkçe) |
Yılmayan, azimli, cesur.
|
| Kayrabay (Türkçe) |
İyiliksever, saygın kimse.
|
| Kazak (Türkçe) |
1. Göçebe, akıncı.
2. Rusya'da yaşayan bir Türk kavmi.
3. Genç, taze.
4. İnatçı.
|
| Keleşhan (Türkçe) |
1. Güzel, yakışıklı hükümdar.
2. Yiğit, cesur, bahadır hükümdar.
|
| Keramettin (Arapça) |
Dinin kerameti, doğaüstü gücü.
|
| Kayansel (Türkçe) |
Sel gibi taşan, coşan kimse.
|
| Kaygısız (Türkçe) |
Endişesiz, hiçbir şeye aldırış etmeyen.
|
| Kayın (Türkçe) |
1. Kayıngillerderı, kışın yaprak döken, güzel görünüşlü orman ağacı.
2. Kardeş, hısım, akraba.
|
| Kaynak (Türkçe) |
1. Bir suyun çıktığı yer.
2. Neşe, sevinç.
3. Eğlendirici, neşeli kimse.
|
| Kayrahan (Türkçe) |
İyiliksever hükümdar.
|
| Kazakhan (Türkçe) |
İnatçı hükümdar.
|
| Kemal (Arapça) |
1. Bilgi ve erdem bakımından olgunluk, yetkinlik, erginlik, eksiksizlik.
2. En yüksek değer.
|
| Kerami (Arapça) |
Kirami.
|
| Kayar (Türkçe) |
Gurur.
|
| Kaygusuz (Türkçe) |
Kaygısız.
|
| Kayıt (Türkçe) |
1. Araç, eşya.
2. Saban.
3. İş, güç.
4. Kış için ayrılan yiyecek.
|
| Kaynar (Türkçe) |
Kaynak.
|
| Kayral (Türkçe) |
Kayrılan, himaye edilen kimse.
|
| Kazan (Türkçe) |
Olumlu etkiler bırakan kimse.
|
| Kemalettin (Arapça) |
Dinin olgunluğu, eksiksizliği ve değeri.
|
| Keremşah (Arapça) |
Eli açık, cömert şah.
|
| Kayaş (Türkçe) |
Akraba, hısım.
|
| Kayhan (Türkçe) |
Kayıhan.
|
| Kayıtmış (Türkçe) |
Geri dönmüş, geri gelmiş, vazgeçmiş.
|
| Kaynarkan (Türkçe) |
Coşkulu, hareketli kimse.
|
| Kayran (Türkçe) |
1. Orman içindeki ağaçsız alan.
2. Kayan yer.
3. İnce çakıllı, kumlu toprak.
|
| Kazanhan (Türkçe) |
Olumlu etkiler bırakan hükümdar.
|
| Kemandar (Farsça) |
Yay tutan, yay tutucu.
|
| Kayatekin (Türkçe) |
Kaya gibi güçlü kimse.
|
| Kayı (Türkçe) |
1. Yağmur, sağanak, bora.
2. Sağlam, güçlü, sert.
|
| Kayra (Türkçe) |
Büyük bir kimseden gelen iyilik, ihsan.
|
| Kayser (Arapça) |
1. Eski Roma ve Bizans İmparatorlarının sanı.
2. Hükümdar.
|
| Kazgan (Türkçe) |
Kazan.
|
| Kenan (Italyanca) |
1. Vaat edilmiş ülke.
2. Cennet.
3. Hazreti Yakup'un ülkesi, Filistin.
|
| Kerimhan (Arapça) |
Eli açık, cömert hükümdar.
|
| Kayatimur (Türkçe) |
Kaya ve demir gibi sert, güçlü kimse.
|
| Kayıbay (Türkçe) |
Sağlam, güçlü, sert kimse.
|
| Kaymas (Türkçe) |
Kaymaz.
|
| Kayraalp (Türkçe) |
İyiliksever yiğit.
|
| Kayyum (Arapça) |
Ezelî ve ebedî olan, değişmeyen.
|
| Keleşbay (Türkçe) |
1. Güzel, yakışıklı kimse.
2. Yiğit, cesur, bahadır kimse.
|
| Keramet (Arapça) |
1. Bağış.
2. Ağırlama, ikram.
3. Ermişçe yapılan iş, hareket veya söz
|
| Kerman (Farsça) |
Kirman.
|
| Kervan (Farsça) |
Uzak yerlere yolcu ve ticaret eşyası taşıyan yük. hayvanı katar.
|
| Kılıçal (Türkçe) |
"Kılıç takın, kuşan" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Kınay (Türkçe) |
Çok çalışan, etkin, faal.
|
| Kıralp (Türkçe) |
Ak saçlı ve sakallı, yaşlı yiğit.
|
| Kıray (Türkçe) |
1. Genç, delikanlı.
2. Ürün vermeyen arazi.
3. Eşkıya, yol kesen.
|
| Kırhan (Türkçe) |
Yaşlı, ak sakallı hükümdar.
|
| Kıyam (Arapça) |
Kalkma, ayağa kalkma.
|
| Kızılateş (Türkçe) |
Çok iyi yanan ateş.
|
| Keskinay (Türkçe) |
Etkili, görevini iyi yapan kimse.
|
| Kılıçalp (Türkçe) |
Kılıç gibi keskin yiğit.
|
| Kınayman (Türkçe) |
Çalışkan, etkin kimse.
|
| Kıran (Türkçe) |
1. Çevre, kıyı, kenar.
2. Ufuk.
3. Tepe, yamaç, bayır.
|
| Kırbay (Türkçe) |
Yaşlı, ak sakallı kimse.
|
| Kırman (Türkçe) |
Saçlarına ak düşmüş adam.
|
| Kıyan (Türkçe) |
Dağdan hızla inen sel.
|
| Kızılbars (Türkçe) |
Kızılpars.
|
| Keyhan (Farsça) |
Dünya.
|
| Kılıçaslan (Türkçe) |
Kılıç gibi keskin, yürekli kimse.
|
| Kınaytürk (Türkçe) |
Çok çalışan, etkin, faal Türk.
|
| Kıranalp (Türkçe) |
Düşmanı bozguna uğratan yiğit.
|
| Kırboğa (Türkçe) |
Güçlü, kuvetli yaşlı kimse.
|
| Kırtay (Türkçe) |
Saçlarona ak düşmüş kimse.
|
| Kıyas (Arapça) |
1. Tutma, denk sayma.
2. Karşılaştırma, oranlama.
|
| Kızılboğa (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Kılıçbay (Türkçe) |
Kılıç gibi keskin kimse.
|
| Kınıkaslan (Türkçe) |
Gayretli, çabalayan kimse.
|
| Kıraner (Türkçe) |
Düşmani bozguna uğratan kimse.
|
| Kırca (Türkçe) |
1. Dolu.
2. Ufak ve sert taneli kar.
3. Bora, rüzgârla karışık yağmur.
|
| Kıvanç (Türkçe) |
Övünç, iftihar.
|
| Kızan (Türkçe) |
Çocuk, delikanlı.
|
| Kızılelma (Türkçe) |
Yeryüzündeki Türklerin birleşip kuracakları ideal ülke veya bütün Türklerin bir araya geleceği ülküsü.
|
| Kılıçhan (Türkçe) |
Kılıç gibi keskin hükümdar.
|
| Kıpçak (Türkçe) |
XI-XV. yüzyıllarda, Ural dağlarıyla Volga ırmağı arasında yaşamış bir Türk boyu.
|
| Kırat (Arapça) |
1. Elmas, zümrüt gibi değerli taşların tartısında kullanılan ölçü birimi.
2. Nitelik, değer.
|
| Kırdar (Türkçe) |
Ölçülü davranış, sakınganlık.
|
| Kıvançer (Türkçe) |
Övünen, iftihar eden kimse.
|
| Kızılpars (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Kılavuz (Türkçe) |
Yol gösteren, rehber.
|
| Kınalp (Türkçe) |
Kın-alp.
|
| Kıraç (Türkçe) |
Bitek olmayan, verimsiz veya sulanmayan yer.
|
| Kıratlı (Arapça) |
Değerli, nitelikli.
|
| Kırdarlı (Türkçe) |
Ölçülü, sakıngan kimse.
|
| Kıvançlı (Türkçe) |
Kıvanç duyan, sevinçli.
|
| Kızılaslan (Türkçe) |
Altın gibi yüreği olan cesur kimse.
|
| Kızılyalım (Türkçe) |
Kızıl ateş.
|
| Kiçihan (Türkçe) |
Küçük hükümdar.
|
| Kipcan (Türkçe) |
Canlı, dayanıklı, sağlam kimse.
|
| Kirmanşah (Farsça) |
Kale hükümdarı.
|
| Kocademir (Türkçe) |
Güçlü kuvvetli ihtiyar kimse.
|
| Kocaün (Türkçe) |
Meşhur, ünlü kimse.
|
| Koçay (Türkçe) |
Koç gibi güçlü.
|
| Kolçak (Türkçe) |
1. Yiğit, mert, yürekli, koçak.
2. Kola geçirilen kolluk.
|
| Kiram (Arapça) |
1. Soylular.
2. Eli açıklar, cömertler.
|
| Kişihan (Türkçe) |
Hükümdar olan kimse.
|
| Kocagöz (Türkçe) |
Gözleri büyük kimse.
|
| Koçak (Türkçe) |
1. Cömert, eli açık.
2. Yiğit, kahraman.
3. Becerikli.
|
| Koçboğa (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Koldan (Türkçe) |
Kurala uygun, normal.
|
| Kibar (Arapça) |
1. Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan.
2. Seçkin, değerli.
3. Zengin, soylu.
4. Büyükler, ulular.
|
| Kiramettin (Arapça) |
Dinin uluları, soyluları.
|
| Koca (Türkçe) |
1. Yaşlı, ihtiyar.
2. Büyük, ulu, yüce.
|
| Kocaman (Türkçe) |
Çok iri, büyük.
|
| Koçakalp (Türkçe) |
Cömert, kahraman yiğit.
|
| Koçhan (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli hükümdar.
|
| Koldaş (Türkçe) |
1. Bir işi birlikte yapan kimseler, ortak.
2. Yardımcı, arkadaş.
|
| Kirami (Arapça) |
1. Cömertlere, eli açıklara özgü.
2. Soylular, ulular, şereflilerle ilgili.
|
| Kocaalp (Türkçe) |
Yaşlı, ulu yiğit.
|
| Kocataş (Türkçe) |
Büyük taş.
|
| Koçakaslan (Türkçe) |
Cömert, kahraman yiğit.
|
| Koçkan (Türkçe) |
Yiğit, yürekli soydan gelen.
|
| Koman (Türkçe) |
Umut.
|
| Kinaş (Türkçe) |
Bir iş üzerinde konuşma, danışma.
|
| Kocabaş (Türkçe) |
Yaşlı, saygın kimse.
|
| Kocatay (Türkçe) |
Yaşlı kimse.
|
| Koçaker (Türkçe) |
Cömert, kahraman kimse.
|
| Koçkar (Türkçe) |
1. Dövüş için yetiştirilmiş iri boynuzlu koç.
2. Yaban koyunu.
|
| Komutan (Türkçe) |
Bir asker topluluğunun başı, kumandan.
|
| Kiçialp (Türkçe) |
Küçük yiğit.
|
| Kinyas (Türkçe) |
Geniş yüzlü kimse.
|
| Kirman (Farsça) |
Hisar, kale.
|
| Kocabey (Türkçe) |
Yaşlı, ihtiyar bey.
|
| Kocatürk (Türkçe) |
Büyük, saygın Türk.
|
| Koçaş (Türkçe) |
1. Kılavuz, rehber.
2. Yağmur bulutu.
|
| Kolat (Türkçe) |
"Yardım et, yardımcı ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Konak (Türkçe) |
1. Konuk, misafir.
2. Konuk olunan yer.
|
| Konan (Türkçe) |
Konuk, misafir.
|
| Kongurtay (Türkçe) |
Esmer kimse.
|
| Koparal (Türkçe) |
"Kopar ve al" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Koraslan (Türkçe) |
Ateşli, canlı, hareketli yiğit kimse.
|
| Korgan (Türkçe) |
Kale, hisar.
|
| Korman (Türkçe) |
Kor gibi ateşli, canlı, hareketli kimse.
|
| Koryak (Türkçe) |
"Odun veya kömürü kor duruma gelinceye kadar yak" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Koyaş (Türkçe) |
Güneş.
|
| Konrat (Türkçe) |
Kongur.
|
| Kora (Türkçe) |
1. Eski.
2. Anahtar.
3. Karda açılan ince yol.
4. Olgunlaşmamış üzüm, koruk.
|
| Koray (Türkçe) |
Ateşli, canlı, hareketli kimse.
|
| Korhan (Türkçe) |
Ateşli, canlı, güçlü hükümdar.
|
| Kortak (Türkçe) |
Güzel, gösterişli, endamlı.
|
| Koryay (Türkçe) |
Ateşli, canlı, hareketli kimse.
|
| Koytak (Türkçe) |
Rüzgâr almayan çukur yer.
|
| Konuralp (Türkçe) |
Gururlu, kibirli yiğit kimse.
|
| Koral (Türkçe) |
Sınır muhafizı.
|
| Korcan (Türkçe) |
Ateşli, canlı, hareketli kimse.
|
| Korkan (Türkçe) |
Kor gibi ateşli, dinamik, hareketli soydan gelen kimse.
|
| Kortan (Türkçe) |
Ateşli, canlı, hareketli kimse.
|
| Koşal (Türkçe) |
"Koş ve al" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Koytan (Türkçe) |
Dağ bucağı.
|
| Kongar (Türkçe) |
Kongur.
|
| Konurata (Türkçe) |
Gururlu, kibirli kimse.
|
| Koralp (Türkçe) |
Ateşli, canlı, hareketli yiğit.
|
| Korçak (Türkçe) |
Heykel.
|
| Korkmaz (Türkçe) |
Hiçbir şeyden korkmayan, yılmayan, cesur.
|
| Kortaş (Türkçe) |
Ateşli, canlı, hareketli kimse.
|
| Koşukhan (Türkçe) |
Bir arada olan hükümdarlar.
|
| Kozak (Türkçe) |
1. Kozalak.
2. Ham meyve.
3. Güneş görmeyen, gölgede kalan yer.
|
| Kongarata (Türkçe) |
Kumral kimse.
|
| Konuray (Türkçe) |
Gururlu, kibirli kimse.
|
| Koraltan (Türkçe) |
Ateşli, canlı, hareketli hükümdar.
|
| Korçan (Türkçe) |
Çağlayan.
|
| Korkutalp (Türkçe) |
Korkusuz, yavuz, heybetli yiğit.
|
| Kortay (Türkçe) |
Ateşli, canlı, hareketli kimse.
|
| Kotuzhan (Türkçe) |
Gururlu, kibirli hükümdar.
|
| Köksal (Türkçe) |
"Kökünü derinlemesine sal, soyun genişlesin" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Konguralp (Türkçe) |
Kumral yiğit.
|
| Kopan (Türkçe) |
1. Zafer kazanan.
2. Ortaya çıkan, harekete geçen.
|
| Koramaz (Türkçe) |
Kimseyi beğenmeyen, mağrur kimse.
|
| Korday (Türkçe) |
Kuğu kuşu.
|
| Korkutata (Türkçe) |
Korkusuz, yavuz, heybetli ata.
|
| Korugan (Türkçe) |
Kale, hisar.
|
| Koyak (Türkçe) |
1. Vadi, dere.
2. Dağlar ve kayalıklar üzerindeki doğal çukurlar.
3. Dağ üzerinde otu bol olan, bitek, çukur yer.
|
| Köksan (Türkçe) |
Tanınmış, ünlü ad.
|
| Köktan (Türkçe) |
Kökten.
|
| Kuday (Farsça) |
Tanrı.
|
| Kürşat (Türkçe) |
1. Yiğit, alp.
2. Göktürk prenslerinden birinin adı.
|
| Köktaş (Türkçe) |
Aynı soydan gelenlerden her biri.
|
| Kudayberdi (Farsça) |
Tanrı lutfetti, bağışladı" anlamında kullanılan mir ad.
|
| Kutay (Türkçe) |
1. Kutlu, uğurlu ay.
2. İpek, ipekli kumaş.
|
| Köktay (Türkçe) |
Soylu bir aileden gelen kimse.
|
| Kudretullah (Arapça) |
Tanrı’nın gücü.
|
| Kuyaş (Türkçe) |
Güneş.
|
| Közcan (Türkçe) |
Samimi, içten kimse.
|
| Kubat (Türkçe) |
Kaba, şişman, biçimsiz.
|
| Kubilay (Yunanca) |
Ünlü bir hükümdar.
|
| Kürşad (Türkçe) |
Kürşat.
|
|
| Kız İsimleri |
| Kader (Arapça) |
Alınyazısı
|
| Kadife (Arapça) |
Bir kumaş türü
|
| Kadriye (Arapça) |
Değerli. Kadir gecesi doğan kız çocuğu
|
| Kafiye (Arapça) |
Şiirde mısra sonunda ses uyumluluğu
|
| Kamelya (Arapça) |
Yaban gülü
|
| Kâmile (Arapça) |
Olgun, terbiyeli
|
| Kârdide (Farsça) |
İşbilir, uyanık, tecrübeli
|
| Karmen (Farsça) |
Parlak, kırmızı renk
|
| Katre (Arapça) |
Damla, damlayan şey
|
| Kebire (Arapça) |
Yetişkin kız çocuğu, yetişkin, ulu kadın
|
| Kerime (Arapça) |
Kız evlat, hoşgörü ehli, cömert
|
| Keriman (Arapça) |
Cömert
|
| Kevser (Arapça) |
Maddi ve manevi çokluk, üstünlük, hayırlılık
|
| Keyyise (Arapça) |
Akıllı, anlayışlı, ince zarif, kibar
|
| Kezban (Farsça) |
Evini ve kocasını yöneten kadın
|
| Kısmet (Arapça) |
Nasip, kazanç, kader talihi
|
| Kibariye (Arapça) |
Kibirli, şık, görgülü, terbiyeli
|
| Kumru (Farsça) |
Bir kuş
|
| Kübra (Arapça) |
Çok büyük, ulu, yüce
|
| Kadem (Arapça) |
1. Uğur.
2. Ayak.
|
| Kader (Arapça) |
1. Alın yazısı, yazgı.
2. Genellikle kaçınılmaz kötü talih.
|
| Kadime (Arapça) |
Eski.
|
| Kadriye (Arapça) |
Değer, kıymet, onurla ilgili.
|
| Kadın (Türkçe) |
1. Erişkin dişi insan.
2. Evlenmiş kız.
3. Eskiden bayan anlamında kullanılan bir san.
4. Analık veya ev yönetimi bakımından gereken erdemleri olan .
|
| Kadınana (Türkçe) |
Deneyimli, yaşlı, saygı gösterilen kadın.
|
| Kadire (Arapça) |
Güçlü, kuvvetli.
|
| Kadıncık (Türkçe) |
Hanımefendi.
|
| Kadam (Türkçe) |
Dost, arkadaş.
|
| Kadife (Arapça) |
1. Yüzeyi belirli uzunlukta bırakılmış ham madde lifleriyle kaplı, parlak, yumuşak kumaş.
2. Yumuşak, sakin, iyi huylu.
|
| Kâmran (Farsça) |
İsteğine kavuşmuş olan, mutlu.
|
| Kâmuran (Farsça) |
Kâmran.
|
| Kaniye (Arapça) |
1. Kanaat eden, fazlasını istemeyen.
2. İnanmış, kanmış.
|
| Kamer (Arapça) |
Ay.
|
| Kamertab (Arapça) |
1. Aydınlık, ışık.
2. Ay ışığı, mehtap.
|
| Karaca (Türkçe) |
1. Geyikgillerden, boynuzları küçük ve çatallı bir av hayvanı.
2. Esmer.
|
| Karanfil (Arapça) |
Güzel renkli çiçekler açan bir süs bitkisi.
|
| Karadut (Türkçe) |
Siyah renkli dut.
|
| Karagöz (Türkçe) |
1. Kara gözlü kimse.
2. Şakacı, hoşsohbet kimse.
3. Halk tiyatrosunda Hacivat'ın muhatabı, oyun arkadaşı.
|
| Karakız (Türkçe) |
Esmer kız.
|
| Karyağdı (Türkçe) |
Karlı günde doğan beyaz tenli kız çocuklarına verilen bir ad.
|
| Kardan (Türkçe) |
Kar gibi, ak, beyaz, temiz, saf.
|
| Kardelen (Türkçe) |
Baharın müjdecisi bir çiçek.
|
| Karsel (Türkçe) |
Karın erimesiyle oluşan sel.
|
| Katun (Türkçe) |
Kadın.
|
| Kayan (Türkçe) |
1. Akarsu, sel.
2. Yassı, düz, kat kat oluşmuş taşlar.
|
| Kayansel (Türkçe) |
Sel gibi taşan, coşan kimse.
|
| Keriman (Arapça) |
Eli açıklar, cömertler.
|
| Kaymak (Türkçe) |
1. Sütün yüzünde toplanan yağlı katman
2. En seçkin, en güzel.
|
| Kayra (Türkçe) |
Büyük bir kimseden gelen iyilik, ihsan.
|
| Keramet (Arapça) |
1. Bağış.
2. Ağırlama, ikram.
3. Ermişçe yapılan iş, hareket veya söz.
|
| Kezban (Farsça) |
Kâhya kadın, bir daireyi idare eden kadın.
|
| Kıvanç (Türkçe) |
Övünç, iftihar.
|
| Keziban (Farsça) |
Kezban.
|
| Kızhanım (Türkçe) |
Az bulunur hanımefendi.
|
| Kızımay (Türkçe) |
"Kızım ay gibi parlak ve güzeldir" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Kızkına (Türkçe) |
Küçük kız.
|
| Kifaye (Arapça) |
Kifayet.
|
| Kibar (Arapça) |
1. Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan.
2. Seçkin, değerli.
3. Zengin, soylu.
4. Büyükler, ulular.
|
| Kifayet (Arapça) |
1. Yetişme, el verme, kâfi gelme.
2. Bir işi yapabilecek nitelikte olma.
|
| Kibare (Arapça) |
1. Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan.
2. Seçkin, değerli.
3. Zengin, soylu.
|
| Kimya (Arapça) |
1. Maddelerin temel yapılarını, bileşimlerini, vb.ni inceleyen bilim
|
| Kibariye (Arapça) |
1. Davranış, düşünce, duygu bakımından ince, nazik olan.
2. Seçkin, değerli.
3. Zengin, soylu.
|
| Kiraz (Yunanca) |
Gülgillerden bir meyve ağacı ve bu ağacın etli, sulu, tek çekirdekli, kırmızı renkli meyvesi.
|
| Koyaş (Türkçe) |
Güneş.
|
| Konca (Farsça) |
Gonca.
|
| Koncagül (Farsça) |
Goncagül.
|
| Köksal (Türkçe) |
"Kökünü derinlemesine sal, soyun genişlesin" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Kutan (Türkçe) |
1. Saban.
2. Saka kuşu.
|
| Kutsalar (Türkçe) |
Uğur getiren, kutlu.
|
| Kutay (Türkçe) |
1. Kutlu, uğurlu ay.
2. İpek, ipekli kumaş.
|
| Kutsan (Türkçe) |
Uğurlu, talihli ad.
|
| Kutlay (Türkçe) |
Kutlu, uğurlu ay.
|
| Kulan (Türkçe) |
İki üç yaşında dişi tay, kısrak.
|
| Kutluay (Türkçe) |
Kutlay.
|
| Kuzay (Türkçe) |
Güneş görmeyen gölgelik yer.
|
| Kumral (Türkçe) |
Saçları koyu sarı ve açık kestane rengi olan.
|
| Kutsal (Türkçe) |
1. Güçlü bir dinsel saygı uyandıran veya uyandırması gereken kimse.
2. Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen.
3. Uğur getirdiğine inanılan.
|
| Kübra (Arapça) |
En büyük, çok büyük olan.
|
| Kutal (Türkçe) |
"Uğurlu, talihli, mutlu ol, şansın açık olsun" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Kutsalan (Türkçe) |
Uğur getiren, kutlu.
|
|