| Erkek İsimleri |
| Macit (Arapça) |
Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Cömert
|
| Mahir (Arapça) |
Hünerli, elinden iyi iş gelen
|
| Mahmud (Arapça) |
Övülmüş, övülmeye layık
|
| Maksud (Arapça) |
İstenilen, murat edilen
|
| Malik (Arapça) |
Sahip, elinde bulunduran
|
| Malkoç (Arapça) |
Akıncı ocağı reisi
|
| Mansur (Arapça) |
Allah'ın (c.c.) yardımı ile üstün gelen
|
| Mazhar (Arapça) |
Nail olmuş, kavuşmuş
|
| Mecid (Arapça) |
Allah'ın (c.c.) isimlerinden. İkramı çok.
|
| Mehmet (Türkçe) |
Peygamberimizin isminin Türkçe kullanılışı
|
| Melih (Arapça) |
Güzel, sevimli
|
| Melik (Arapça) |
Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Her şeyin hakimi
|
| Melikşah (Farsça) |
Büyük Selçuklu Hükümdarı
|
| Memduh (Arapça) |
Övülmüş, övülmeye değer.
|
| Memluk (Arapça) |
Köle
|
| Menderes (Yunanca) |
Akarsu yataklarının dolambaçlı kısmı
|
| Meriç (Türkçe) |
Bir nehir ismi
|
| Mert (Farsça) |
Erkek sözünde duran
|
| Mesud (Arapça) |
Mutlu, bahtiyar
|
| Mete (Türkçe) |
Büyük Türk Hun İmparatoru
|
| Metin (Arapça) |
Allah'ın (c.c.) isimlerinden. Kuvvvetli
|
| Mevlud (Arapça) |
Yeni doğmuş bebek
|
| Mikail (Arapça) |
Dört büyük melekten biri
|
| Mirac (Arapça) |
Kandil gecesi
|
| Mirkelam (Farsça) |
Güzel konuşan
|
| Mirsat (Arapça) |
Gemi çapası
|
| Muammer (Arapça) |
Uzun ömür süren, talihli, kısmetli
|
| Muhammed (Arapça) |
Çok methedilmiş
|
| Muhammer (Arapça) |
Mayalanmış
|
| Muharrem (Arapça) |
Aşure ayı, yasak edilmiş
|
| Muhiddin (Arapça) |
Dini ihya eden
|
| Muhlis (Arapça) |
Samimi, ihlas sahibi, inancı doğru
|
| Muhsin (Arapça) |
Bağışta iyilikte bulanan
|
| Murat (Arapça) |
Dilek, meram, arzu
|
| Murtaza (Arapça) |
Allah'ın (c.c.) razı olduğu kişi
|
| Musa (Arapça) |
Sudan gelme, peygamber ismi
|
| Mustafa (Arapça) |
Seçilmiş, temizlenmiş
|
| Muttalib (Arapça) |
İsteyen, talepte bulunan
|
| Muzaffer (Arapça) |
Zafer kazanmış
|
| Mücahid (Arapça) |
Allah yolunda cihad eden kimse
|
| Müfid (Arapça) |
İfade eden, manalı, anlatan
|
| Müjdat (Farsça) |
Müjde vermek
|
| Mükerrem (Arapça) |
Hürmet edilen, saygı değer
|
| Mükremin (Arapça) |
Ağırlanmış, ikram olunmuş
|
| Mümtaz (Arapça) |
Ayrıcalıklı, imtiyazlı, seçkin
|
| Münir (Arapça) |
Parlak ışık verici
|
| Müşfik (Arapça) |
Sevecan, şefkatli, merhametli
|
| Mağrip (Arapça) |
1. Batı.
2. Akşam.
|
| Maarif (Türkçe) |
Bilgi, kültür.
|
| Mağrur (Arapça) |
1. Gururlu.
2. Kendine çok fazla güvenen.
|
| Macit (Arapça) |
Şan ve şeref sahibi kimse.
|
| Mahbup (Arapça) |
Sevilen, sevilmiş, sevgili.
|
| Mahfi (Arapça) |
Gizli, saklı.
|
| Mahmut (Arapça) |
Övülmüş, övülmeye değer.
|
| Makbul (Arapça) |
1. Kabul olunmuş, alınmış.
2. Beğenilen, hoş karşılanan.
|
| Maksur (Arapça) |
1. Kısaltılmış.
2. Alıkonulmuş.
3. Bir şeye ayrılmış.
|
| Malkoç (Türkçe) |
Kale muhafızı, koruyucu.
|
| Mahfuz (Arapça) |
1. Korunmuş, gözetilmiş.
2. Gizlenmiş, saklanmış.
|
| Malkoçoğlu (Türkçe) |
Kale koruyucusunun oğlu.
|
| Mahser (Arapça) |
Huy, tabiat.
|
| Mahya (Farsça) |
Ramazan gecelerinde, camilerde iki minare arasına gerilen ipler üzerine kandil veya elektrik ampulleriyle yazılan yazı veya yapılan resim.
|
| Maksut (Arapça) |
Ulaşılması istenilen şey, istek, emel.
|
| Mançer (Türkçe) |
Aşısız kiraz ağacı ve meyvesi.
|
| Mahi (Arapça) |
Mahveden, yok eden.
|
| Mahsun (Arapça) |
Güçlendirilmiş, güçlü.
|
| Makul (Arapça) |
Akla uygun iş gören, anlayışlı, mantıklı.
|
| Manço (Türkçe) |
Manda yavrusu.
|
| Mahmur (Arapça) |
1. Sarhoşluğun verdiği sersemlik.
2. Uyku basmış göz, baygın göz.
|
| Mail (Arapça) |
1. Hevesli, istekli.
2. Eğik, eğri.
|
| Maksum (Arapça) |
Taksim edilmiş, ayrılmış, bölünmüş.
|
| Malik (Arapça) |
Bir şeye sahip, bir şeyi olan.
|
| Mançu (Türkçe) |
Kuzeydoğu Çin´de yaşayan Moğol asıllı halktan olan.
|
| Mahir (Arapça) |
Hünerli, becerikli, elinden iş gelen kimse.
|
| Mahra (Arapça) |
1. Değerli kimse.
2. Elverişli uygun şey.
|
| Mahsut (Arapça) |
1. Hasat edilmiş, ekini biçilmiş.
2. Biçilmiş ekin.
|
| Makal (Arapça) |
1. Söz, lakırtı.
2. Söyleme, söyleyiş.
|
| Mançuhan (Türkçe) |
Mançuların hükümsarı.
|
| Manga (Türkçe) |
On kişilik askerî birlik.
|
| Maral (Farsça) |
Meral.
|
| Masum (Arapça) |
1. Günahsız, suçsuz.
2. Küçük çocuk.
3. Temiz, saf.
|
| Matuk (Arapça) |
Azat olunmuş, özgürlüğü bağışlanmış.
|
| Mazlum (Arapça) |
1. Sessiz, sakin, yumuşak kimse.
2. Zulüm görmüş.
|
| Mangalay (Türkçe) |
1. Alın.
2. Binici, süvari.
|
| Maşallah (Arapça) |
1. "Tanrının istediği gibi" anlamında kullanılan bir ad.
2. "Tanrı nazardan saklasın" anlamında kullanılan bir ad.
3. Hayret ve memnunluk anlatan söz.
|
| Mansur (Arapça) |
Tanrı’nın yardımıyla galip, üstün gelmiş.
|
| Maruf (Arapça) |
1. Herkesçe bilinen, tanınmış, belli.
2. Ünlü.
|
| Maşuk (Arapça) |
Sevilen, sevilmiş kimse.
|
| Medayin (Arapça) |
Şehirler, kentler.
|
| Menaf (Arapça) |
1. Dağın sivri tepesi.
2. Arap tarihinde Kureyş kabilesini oluşturan boylardan biri.
|
| Melikhan (Arapça) |
Hükümdar.
|
| Mengüalp (Türkçe) |
Ölümsüz yiğit.
|
| Manzur (Arapça) |
1. Görünen, görülmüş.
2. Beğenilen.
|
| Matlup (Arapça) |
İstenilen, aranılan, talep edilen şey.
|
| Mazhar (Arapça) |
1. Bir şeyin göründüğü çıktığı yer.
2. Şereflenme, onurlanma.
|
| Mefhar (Arapça) |
1. Övünme.
2. Övünmeyi gerektiren şey.
|
| Melikşah (Arapça) |
Hükümdar.
|
| Mengübay (Türkçe) |
Ölümsüz kimse.
|
| Mengütaş (Türkçe) |
Ölümsüz anıt.
|
| Merdan (Farsça) |
Erkekler, yiğitler, mertler.
|
| Mevlâna (Arapça) |
1. "Efendimiz" anlamında kullanılan bir ad.
2. Hazret anlamında bir san.
|
| Mithat (Arapça) |
Midhat.
|
| Mengütay (Türkçe) |
Adı ölümsüzleşmiş kimse.
|
| Mertkal (Farsça) |
"Her zaman sözünün eri ol" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Meşahir (Arapça) |
Ünlü kimseler.
|
| Mihrican (Farsça) |
1. Sonbahar.
2. İranlılarda bir bayram.
|
| Mircan (Farsça) |
Gerçek dost olan değerli kimse.
|
| Mennan (Arapça) |
1. Çok ihsan eden, veren.
2. Tanrının adlarındandır.
|
| Mertkan (Farsça) |
Mert soydan gelen kimse.
|
| Miraç (Arapça) |
1. Yükselme, çıkma.
2. Hz. Muhammet'in göğe yükselmesi.
|
| Mirhan (Farsça) |
Erkek hükümdar.
|
| Mocan (Türkçe) |
Soğukkanlı, güçlü, dayanıklı.
|
| Meral (Yunanca) |
Geyik, ceylan.
|
| Metehan (Türkçe) |
Hükümdar olan Mete.
|
| Miran (Farsça) |
Beyler.
|
| Mirza (Farsça) |
1. İranlılara özgü "beyzade" anlamında bir soyluluk sanı.
2. Bir yıldızın adı.
|
| Moran (Türkçe) |
Müren.
|
| Metinkaya (Arapça) |
Sağlam, dayanıklı, güçlü kimse.
|
| Midhat (Arapça) |
Övme, methetme.
|
| Miranmir (Arapça) |
Beyler beyi.
|
| Mirzat (Farsça) |
Beyzade, bey oğlu.
|
| Moray (Türkçe) |
Yüzü mor renkli olan.
|
| Mestan (Farsça) |
1. Savruk kimse.
2. Sarhoşlar.
|
| Mirat (Arapça) |
1. Ayna.
2. Ünlü bir tür lale.
|
| Muaffak (Arapça) |
Muvaffak.
|
| Muazzam (Arapça) |
1. Kocaman, çok büyük.
2. Ulu.
3. Güçlü, önemli.
|
| Mukaddem (Arapça) |
1. Sunulan, takdim edilen.
2. Önde olan, önde giden.
3. Değerli, üstün.
|
| Murathan (Arapça) |
İsteğini elde etmiş hükümdar.
|
| Mustafa (Arapça) |
1. Seçilmiş, seçkin.
2. Hz. Muhammed'in adlarından.
|
| Mutlualp (Türkçe) |
Mutlu yiğit.
|
| Muvaffak (Arapça) |
1. Başarmış olan, başarılı.
2. Tanrının yardımını görmüş.
|
| Muhammed (Arapça) |
Muhammet.
|
| Mukadder (Arapça) |
Beğenilen, değeri bilinmiş, takdir olunmuş.
|
| Murtaza (Arapça) |
1. Kendisinden razı olunmuş.
2. Hz. Ali´nin lakabı.
|
| Mutahhar (Arapça) |
1. Temizlenmiş, temiz.
2. Kutlu, kutsal, mübarek.
|
| Mutluay (Türkçe) |
Mutlu güzel.
|
| Muallim (Arapça) |
Öğreten, öğretmen, hoca.
|
| Muhammet (Arapça) |
1. Övülmüş.
2. Hz. Muhammed'in adlarından biri.
|
| Musa (Arapça) |
1. Musevi dininin kurucusu, İsrail peygamberi ve kanun koyucusu.
2. Bir vasiyeti yerine getirmekle görevli kimse.
|
| Mutlubay (Türkçe) |
Mutlu kimse.
|
| Muvahhit (Arapça) |
Allah’ın birliğine inanan.
|
| Muammer (Arapça) |
Ömür süren, yaşayan, yaşamış.
|
| Muğdat (Arapça) |
Çorak su.
|
| Muhar (Türkçe) |
Pınar, çeşme.
|
| Munar (Türkçe) |
1. Pınar, çeşme.
2. Yalnız, kimsesiz.
3. Serap.
|
| Musaddık (Arapça) |
Onaylayan, tasdik eden.
|
| Mutasım (Arapça) |
Günahtan çekinen.
|
| Mutluhan (Türkçe) |
Mutlu hükümdar.
|
| Muvakkar (Arapça) |
1. Ağırbaşlı, vakarlı.
2. Ağırlanmış, saygı gösterilmiş.
|
| Muharrem (Arapça) |
1. Haram kılınmış.
2. Ay takviminin birinci ayı, aşure ayı.
|
| Mungan (Türkçe) |
Eli açık, cömert.
|
| Musafat (Arapça) |
İçten ve gerçek dostluk.
|
| Mutlukan (Türkçe) |
Mutlu soydan gelen kimse.
|
| Muzaffer (Arapça) |
Zafer kazanmış, üstün.
|
| Muhacir (Arapça) |
Göç eden, göçmen.
|
| Muhtar (Arapça) |
1. Seçilmiş, seçkin.
2. Davranışlarında özgür olan, dilediğini yapan.
3. Köy ya da mahalle işlerine bakmak için halkın seçtiği kimse.
|
| Murat (Arapça) |
1. İstek, dilek, arzu.
2. Amaç.
|
| Mutlukhan (Türkçe) |
Mutlu hükümdar.
|
| Mübarek (Arapça) |
1. Bereketli.
2. Uğurlu, hayırlı, kutlu.
|
| Müçteba (Arapça) |
Seçilmiş, seçkin.
|
| Mümtaz (Arapça) |
1. Ayrı tutulmuş, üstün tutulmuş.
2. Seçkin.
|
| Müşteba (Arapça) |
Müçteba.
|
| Müstecap (Arapça) |
Dileği kabul edilmiş kimse.
|
| Müzahir (Arapça) |
Yardım eden, yardımcı.
|
| Mühürdar (Arapça) |
Bir daire veya bakanlığın resmî mührünü kullanma yetkisi olan kimse.
|
| Münasip (Arapça) |
Uygun, yerinde, yaraşır, yakışır.
|
| Müzdat (Arapça) |
Artmış, çoğalmış.
|
| Mücahit (Arapça) |
Din uğruna savaşan, uğraşan, savaşçı.
|
| Müjdat (Farsça) |
Müjdeler, sevinçli haberler.
|
| Müşahit (Arapça) |
Gören, bakan, izleyen.
|
| Mücahittin (Arapça) |
Dinin düşmanlarıyla savaşan, din mücahidi.
|
| Mücap (Arapça) |
Duası kabul edilen kimse.
|
| Müminhan (Arapça) |
İnanmış, inançlı hükümdar.
|
| Müstakim (Arapça) |
1. Doğru, düz.
2. Temiz, namuslu, doğru.
|
| Müştak (Arapça) |
Özleyen, göreceği gelen, can atan.
|
|
| Kız İsimleri |
| Macide (Arapça) |
İyi ahlaklı olan kişi
|
| Mahbube (Arapça) |
Sevgili, sevilen
|
| Mahire (Arapça) |
Becerikli kadın
|
| Mahizar (Farsça) |
İnleyen ay.
|
| Mahlika (Farsça) |
Ay yüzlü güzel
|
| Mahmure (Arapça) |
Süzgün dalgın bakışlı
|
| Mahsune (Arapça) |
Çevrilmiş, kuşatılmış, sarılmış
|
| Maide (Arapça) |
Ziyafet, üzerinde yemek bulunan sofra
|
| Makbule (Arapça) |
Kabul olunan, geçerli sayılan
|
| Maksude (Arapça) |
Arzu edilen
|
| Manolya (Farsça) |
Bir çiçek
|
| Mansure (Arapça) |
Allah'ın (c.c.) yardımı ile üstün gelen
|
| Maral (Türkçe) |
Dişi ceylan
|
| Mebrure (Arapça) |
Hayırlı, beğenilmiş, yararlı
|
| Medide (Arapça) |
Çok uzun süren
|
| Mediha (Arapça) |
Öğülmeye değer
|
| Meftune (Arapça) |
Kendinden geçmiş, hayran olmuş
|
| Mehlika (Farsça) |
Ay yüzlü güzel
|
| Mehpare (Farsça) |
Çok güzel ay parçası
|
| Mehtab (Farsça) |
Ay ışığı
|
| Melahat (Arapça) |
Güzellik, yüz güzelliği
|
| Melda (Arapça) |
Körpe, genç ve nazik
|
| Meliha (Arapça) |
Güzel, şirin.
|
| Melike (Arapça) |
Kadın hükümdar
|
| Melodi (Yunanca) |
Ezgi, nağme, ahenk
|
| Meltem (Türkçe) |
Bir rüzgar
|
| Meral (Türkçe) |
Dişi geyik, aslı maral'dır.
|
| Merve (Arapça) |
Mekke'de bir tepe adı
|
| Meryem (Diger) |
İbadete düşkün, hizmet eden
|
| Mesrure (Arapça) |
Sevinçli, şen memnun kadın
|
| Mevhibe (Arapça) |
Alllah (c.c.) vergisi, ihsan
|
| Mihriban (Farsça) |
Güleryüzlü, yumuşak huylu
|
| Mualla (Arapça) |
Şanı yüksek kişi
|
| Muazzez (Arapça) |
Kıymetli, değerli, şerefli
|
| Muhsine (Arapça) |
İyilikte bulunan, cömert, bağışlayan
|
| Mukadder (Arapça) |
Alın yazısı,
|
| Mutiye (Arapça) |
İtaat eden
|
| Müberra (Arapça) |
Hata ve kötülükten beri
|
| Mübeyyen (Türkçe) |
Meydana çıkarılan, açıklanan
|
| Mübeyyen (Arapça) |
Meydana çıkarılan, açıklanan
|
| Mücella (Arapça) |
Parlak
|
| Müesser (Arapça) |
Tesir altında kalmış
|
| Müfide (Arapça) |
Sohbetinden yararlanılan, ifade eden
|
| Müge (Farsça) |
Bir çiçek
|
| Müjgan (Farsça) |
Kirpikler
|
| Mükrime (Arapça) |
İkram eden
|
| Münevver (Arapça) |
Nurlu, alim.
|
| Münibe (Arapça) |
Allah'a (c.c.) yönelmiş,saf, içten
|
| Mürevva (Arapça) |
İyi düşünen, fikirleri isabetli
|
| Müzeyyen (Arapça) |
Süslü, süslenmiş, zinetlendirilmiş
|
| Macide (Arapça) |
Şan ve şeref sahibi kimse.
|
| Mahbube (Arapça) |
Sevilen, sevilmiş, sevgili.
|
| Madelet (Arapça) |
Adalet, doğruluk.
|
| Mahçiçek (Farsça) |
Ayçiçeği.
|
| Mağfiret (Arapça) |
Allah’ın, kullarının günahlarını bağışlaması.
|
| Mahfer (Farsça) |
Ay aydınlığı, ay ışığı.
|
| Mahire (Arapça) |
Hünerli, becerikli, elinden iş gelen kimse.
|
| Mahru (Farsça) |
Ay yüzlü, yüzü ay gibi olan güzel.
|
| Mahten (Farsça) |
Ay gibi beyaz, ışıklı, parlak teni olan.
|
| Mahizar (Farsça) |
Ayın çok olduğu gece.
|
| Mahnur (Farsça) |
Mahinur.
|
| Mahrur (Arapça) |
Hararetli, ateşli.
|
| Mahter (Farsça) |
Yeni ay, ayça, hilal.
|
| Makbule (Arapça) |
1. Kabul olunmuş, alınmış.
2. Beğenilen, hoş karşılanan.
|
| Maksure (Arapça) |
1. Kısaltılmış.
2. Alıkonulmuş.
3. Bir şeye ayrılmış.
|
| Mahınev (Farsça) |
Yeni ay, ayça, hilal.
|
| Mahizer (Farsça) |
Mahizar.
|
| Mahpare (Farsça) |
Mehpare.
|
| Maklûbe (Arapça) |
Ters çevrilmiş, devrilmiş.
|
| Mahmude (Arapça) |
Övülmüş, övülmeye değer.
|
| Mahperi (Farsça) |
Ay gibi, peri kadar güzel.
|
| Maide (Arapça) |
1. Yemek, ziyafet.
2. Üzerinde yemek bulunan sofra.
3. Kur’an-ı Kerim'in bir suresinin adı.
|
| Maksude (Arapça) |
Ulaşılması istenen şey, istek, emel.
|
| Mahinur (Farsça) |
Işıklı ay.
|
| Mahpeyker (Farsça) |
Ay yüzlü, güzel.
|
| Mahsure (Arapça) |
Kuşatılmış, sarılmış, çevrilmiş.
|
| Mahmure (Arapça) |
1. Sarhoşluğun verdiği sersemlik.
2. Uyku basmış göz, baygın göz.
|
| Maksume (Arapça) |
Taksim edilmiş, bölünmüş.
|
| Malike (Arapça) |
Bir şeye sahip, bir şeyi olan.
|
| Maral (Yunanca) |
Meral.
|
| Mefharet (Arapça) |
1. Övünme.
2. Övünmeyi gerektiren şey.
|
| Melda (Arapça) |
Çok genç, körpe.
|
| Melisa (Farsça) |
Melis.
|
| Marifet (Arapça) |
Beceriklilik, el uzluğu.
|
| Masume (Arapça) |
1. Günahsız, suçsuz.
2. Küçük çocuk.
3. Temiz, saf.
|
| Mavi (Arapça) |
Gökyüzünün rengi.
|
| Mazlume (Arapça) |
1. Sessiz, sakin, yumuşak kimse.
2. Zulüm görmüş kimse.
|
| Mehabet (Arapça) |
1. Büyük ve saygıdeğer kimselere duyulan saygı.
2. Büyüklük, ululuk, yücelik.
|
| Meleknaz (Arapça) |
Terbiyeli, uysal, nazlı kadın.
|
| Melissa (Yunanca) |
Melis.
|
| Manolya (Farsça) |
Çok iri, beyaz çiçekler açan, yaprakları almaşık, parlak yeşil renkte süs bitkisi.
|
| Martı (Italyanca) |
Martıgillerden, çoğu beyaz renkte, eti yenmez, yüzücü, perde ayaklı deniz kuşlarının ortak adı.
|
| Mavisel (Arapça) |
Sel gibi coşkun, coşkulu olan.
|
| Medar (Arapça) |
1. Dayanak, yardımcı.
2. Neden, sebep, vasıta.
|
| Mehlika (Farsça) |
Ay parçası, çok güzel kadın.
|
| Melekşah (Arapça) |
Terbiyeli, uysal, güzel kadın.
|
| Memduha (Arapça) |
Övülmüş, övülecek.
|
| Maviş (Türkçe) |
Mavi gözlü, sarışın kız.
|
| Mehpare (Farsça) |
Ay parçası, çok güzel kadın.
|
| Meliha (Arapça) |
Güzel, şirin, sevimli.
|
| Mansure (Arapça) |
Allah’ın yardımıyla üstün gelen, galip gelen.
|
| Marufe (Arapça) |
1. Herkesçe bilinen, tanınmış, belli.
2. Ünlü.
|
| Maşuka (Arapça) |
Sevilen, sevilmiş kimse.
|
| Maya (Farsça) |
1. Asıl, öz, kendi, yaradılış.
2. İktidar, güç.
3. Bilgi.
4. Para, mal.
5. Dişi deve.
6. Uzun hava, türkü.
|
| Mediha (Arapça) |
Övülen, beğenilen kadın.
|
| Mehtap (Farsça) |
1. Ay ışığı.
2. Dolunay.
|
| Marziye (Arapça) |
Hoşa giden, beğenilen.
|
| Melâhat (Arapça) |
Güzellik, yüz güzelliği.
|
| Mestinaz (Farsça) |
Çok nazlı, naz sarhoşu.
|
| Mihriban (Farsça) |
Şefkatli, güler yüzlü, yumuşak huylu, dost.
|
| Mimoza (Farsça) |
Sarı, beyaz veya menekşe renginde çiçekler açan, yaprakları akasya yaprağına benzeyen bir süs bitkisi.
|
| Miray (Farsça) |
Ay gibi ışık saçan bey.
|
| Meyransa (Türkçe) |
Mihrinisa adının bozulmuş biçimi.
|
| Mihrican (Farsça) |
1. Sonbahar.
2. İranlılarda bir bayram.
|
| Mina (Farsça) |
1. Billur, şeffaf.
2. Şarap şişesi.
3. Mine.
4. Gökyüzü.
5. Ar. Liman.
|
| Mircan (Farsça) |
Gerçek dost olan değerli kimse.
|
| Miyase (Farsça) |
Yarısı değerli taşlarla süslü bir tür taç.
|
| Meşale (Arapça) |
1. Ucunda alev çıkararak yanıcı bir madde bulunan aydınlatmaya yarayan değnek.
2. Herhangi bir konuda ışık tutan kimse, önder.
|
| Meyyal (Arapça) |
1. Çok istekli, düşkün.
2. Eğilen, meyleden.
|
| Mihrimah (Farsça) |
Güneş ile ay.
|
| Mirhan (Farsça) |
Kadın hükümdar.
|
| Meral (Yunanca) |
Geyik, ceylan.
|
| Merzuka (Arapça) |
1. Mutlu.
2. Rızkı verilmiş.
|
| Mısra (Arapça) |
Bir şiiri oluşturan dizelerden her biri.
|
| Mihrinaz (Farsça) |
Çok nazlı güzel.
|
| Meram (Arapça) |
İstek, niyet, amaç.
|
| Mesadet (Arapça) |
Mutluluk, kutluluk.
|
| Mihrinisa (Farsça) |
1. Kadınlığın güneşi.
2. Erdemli, nitelikli kadın.
|
| Moray (Türkçe) |
Yüzü mor renkli olan.
|
| Mercan (Arapça) |
1. Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan.
2. Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde.
3. Açık kırmızı renkte bir balık türü.
|
| Meva (Arapça) |
Sığınacak yer, yurt, mesken.
|
| Mihman (Farsça) |
Konuk, misafir.
|
| Mihrişah (Farsça) |
Güneş gibi ışık saçan padişah.
|
| Misal (Arapça) |
1. Örnek.
2. Benzer, eş.
3. Rüya, düş.
4. Masal.
|
| Muadelet (Arapça) |
Denklik, eşitlik.
|
| Muhaddere (Arapça) |
Kapalı, örtülü, namuslu kadın.
|
| Muallâ (Arapça) |
1. Yüksek, yüce.
2. Onuru yüksek olan kimse.
|
| Muazzez (Arapça) |
1. Saygı duyulan, saygı ile karşılanan.
2. Değerli, kıymetli.
|
| Mukadder (Arapça) |
Beğenilen, değeri bilinmiş, takdir olunmuş.
|
| Mutahhar (Arapça) |
1. Temizlenmiş, temiz.
2. Kutlu, kutsal, mübarek.
|
| Mutluay (Türkçe) |
Mutlu güzel.
|
| Muvahhide (Arapça) |
Allah’ın birliğine inanan.
|
| Mubahat (Arapça) |
Günah veya sevap olmayan işler.
|
| Mukaddes (Arapça) |
Kutsal, mübarek.
|
| Mutarra (Arapça) |
1. Taze.
2. Güzel kokulu.
3. Cilalı, parlak.
|
| Muammer (Arapça) |
Ömür süren, yaşayan, yaşamış.
|
| Muvakkar (Arapça) |
1. Ağırbaşlı, vakarlı.
2. Ağırlanmış, saygı gösterilmiş.
|
| Muarra (Arapça) |
1. Çıplak, soyulmuş.
2. Arı, temizlenmiş.
|
| Muhabbet (Arapça) |
1. Sevgi.
2. Dostça konuşma.
|
| Mutena (Arapça) |
Özenle, dikkatle seçilmiş.
|
| Muzaffer (Arapça) |
Zafer kazanmış, üstün.
|
| Muattar (Arapça) |
1. Itırlı, güzel kokulu.
2. Bir tür lale.
|
| Musaffa (Arapça) |
Temizlenmiş, arıtılmış.
|
| Mutia (Arapça) |
1. Boyun eğen, itaat eden.
2. Bağlı, sadık.
3. Rahat.
|
| Mübahat (Arapça) |
Övünme, kendini övme.
|
| Müstakime (Arapça) |
1. Doğru, düz.
2. Temiz, namuslu, doğru.
|
| Mübareke (Arapça) |
1. Bereketli.
2. Uğurlu, hayırlı, kutlu.
|
| Müheyya (Arapça) |
Hazır.
|
| Mümtaze (Arapça) |
1. Ayrı tutulmuş, üstün tutulmuş.
2. Seçkin.
|
| Müberra (Arapça) |
Temize çıkmış, aklanmış.
|
| Müstesna (Arapça) |
Benzerlerinden farklı, üstün, ayrı tutulan.
|
| Münteha (Arapça) |
Son, sonuç.
|
| Mükâfat (Arapça) |
1. Ödül.
2. Sevindirici haber.
|
| Müsemma (Arapça) |
1. Adlanmış, adlı, ismi olan.
2. Belirli zaman.
|
| Müşfika (Arapça) |
1. Sevecen, şefkatli.
2. Acıyan.
|
|