| Erkek İsimleri |
| Yafes (Türkçe) |
Nuh Peygamber'in üçüncü oğlu, Türklerin atası
|
| Yahya (Arapça) |
Bir peygamber adı, Canlı olan, yaşayan
|
| Yakub (Diger) |
Bir peygamber adı, İzleyen, takib eden.
|
| Yalçın (Türkçe) |
Sarp, dik, yüksek, çıplak ve kaygan yer
|
| Yaman (Türkçe) |
Cesur, güçlü
|
| Yasin (Arapça) |
Bir sure adı.
|
| Yaser (Arapça) |
Bolluk, berekt, varlık, zenginlik
|
| Yavuz (Türkçe) |
Yaman, güçlü, Osmanlı Padişahı 1.Selim'in lakabı
|
| Yekser (Farsça) |
Tek başına, bir baştan bir başa aniden
|
| Yekta (Farsça) |
Tek, benzersiz, eşi olmayan
|
| Yerhum (Arapça) |
Erkek kartal
|
| Yesari (Arapça) |
Zenginlikle ilgili, sola ait
|
| Yıldırım (Türkçe) |
Osmanlı Padişahı 1.Bayezid'in lakabı
|
| Yunus (Arapça) |
Bir peygamber adı
|
| Yusuf (Arapça) |
Bir peygamber adı
|
| Yümni (Arapça) |
Her işi sağ eli ile yapan, uğurlu
|
| İbad (Arapça) |
İbat.
|
| İkrami (Arapça) |
1. İkram ile ilgili, saygı ve ağırlamayla ilgili.
2. İkramı seven.
|
| İlbastı (Türkçe) |
İlbasan.
|
| İlgar (Türkçe) |
Ilgar.
|
| İlimdar (Arapça) |
Bilim sahibi, bilgili kimse.
|
| İbadet (Arapça) |
Allah’ın buyruklarını yerine getirme, tapınma.
|
| İhsan (Arapça) |
1. İyilik etme, iyilik.
2. Bağış, bağışlama.
3. Bağışlanan şey.
|
| İlal (Türkçe) |
"Ülke al, fethet" anlamında kullanılan bir ad.
|
| İlbaş (Türkçe) |
Bir ülkenin başı, hükümdar.
|
| İlgazi (Türkçe) |
Gazi olan.
|
| İlkan (Türkçe) |
"Öncelikle an, hatırla" anlamında kullanılan bir ad.
|
| İbadullah (Arapça) |
Allah'ın kulları, insanlar.
|
| İhvan (Arapça) |
1. Sadık, candan dostlar.
2. Bir tarikata mensup kişiler.
|
| İlalan (Türkçe) |
Ülke alan, ülke fetheden.
|
| İlaydın (Türkçe) |
Ülkenini aydın ve mutlu kimsesi.
|
| İlbay (Türkçe) |
Vali.
|
| İlkay (Türkçe) |
Ayın hilal durumu, yeni ay.
|
| İbat (Arapça) |
1. Kullar, insanlar.
2. İbadet edenler.
|
| İhya (Arapça) |
1. Diriltme, canlandırma.
2. İyilik, lütuf.
3. Uyandırma, canlandırma, tazelik verme.
|
| İlaldı (Türkçe) |
İlalan.
|
| İlbars (Türkçe) |
Ülkenini en güçlü kimsesi.
|
| İlboğa (Türkçe) |
Ülkenini en güçlü kimsesi.
|
| İlham (Arapça) |
1. İçe, gönle doğma, esin.
2. İçe, gönle doğan şey.
3. Allah’ın Peygamberlerin yüreğine doğdurduğu Tanrısal âleme özgü duygu ve düşünceler.
|
| İbrahim (Italyanca) |
İnananların, halkların babası.
|
| İkbal (Arapça) |
1. Baht açıklığı.
2. Arzu, istek.
|
| İlalmış (Türkçe) |
İlalan.
|
| İlbasan (Türkçe) |
Bir ülke üzerine yürüyen, o ülkeyi fetheden.
|
| İlbozan (Türkçe) |
Ülkenin altını üstüne getiren kimse.
|
| İlhami (Arapça) |
İçe, gönle doğan duygularla, düşüncelerle, esinle ilgili.
|
| İçaçan (Türkçe) |
İç açan, gönlü rahatlatan, beğenilen.
|
| İkram (Arapça) |
1. Saygı gösterme.
2. Ağırlama.
3. Bir şeyi armağan olarak verme.
|
| İlarslan (Türkçe) |
Ülkenin en güçlü insanı.
|
| İlbasmış (Türkçe) |
İlbasan.
|
| İlcan (Türkçe) |
Memleketin sevimlisi.
|
| İlhan (Türkçe) |
1. Hükümdar, imparator.
2. Eskiden Moğol İmparatorlarına verilen san.
|
| İlkehan (Türkçe) |
Kendine göre ilkeleri olan hükümdar.
|
| İlsavaş (Türkçe) |
Ülkenini savaşçı kimsesi.
|
| İlyas (Italyanca) |
1. Kutsal kitaplarda adı geçen, yağmurlara hükmeden İsrail Peygamberi.
2. Mersin ağacı.
|
| İnalkut (Türkçe) |
Kendisine inanılan, güvenilen kutlu kimse.
|
| İnanöz (Türkçe) |
Özünde inanç olan, iman eden.
|
| İrfani (Arapça) |
İrfanla, bilgi ve kültürle ilgili.
|
| İsfendiyar (Farsça) |
İran Mitolojisinde adı geçen hükümdarın adı.
|
| İlsavun (Türkçe) |
"Ülkeni düşmanlardan koru, savun" anlamında kullanılan bir ad.
|
| İmadettin (Arapça) |
Dinin direği.
|
| İmdat (Arapça) |
1. Tehlikede veya güç durumda olana yapılan yardım.
2. Yardım için gelen kuvvet.
|
| İnaltekin (Türkçe) |
Kendisine inanılan, güvenilen kimse.
|
| İnayet (Arapça) |
1. Yardım, ihsan, iyilik, lütuf.
2. Gözetme, kayırma.
3. İnsanları rahata kavuşturmak için Allah’ın yapmış olduğu doğaüstü bağış veya yardım.
|
| İshak (Italyanca) |
1. Gülen.
2. Kutsal kitaplarda adı geçen İbrani peygamberi.
|
| İlkutay (Türkçe) |
Ülkenin mutlusu olan kimse.
|
| İltan (Türkçe) |
Ülkenin beğenilen insanı.
|
| İmam (Arapça) |
1. En önde bulunan, önder.
2. Namazda kendisine uyulan kimse.
3. Müslümanlıkta mezhep kuran kimse.
4. Halife olan kimse.
|
| İnak (Türkçe) |
Gerçek dost, arkadaş, sırdaş.
|
| İnan (Türkçe) |
Bir kimse veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman.
|
| İncebay (Türkçe) |
Nazik, kibar kimse.
|
| İrfat (Arapça) |
Yardım etme, bir şey verme.
|
| İsmail (Italyanca) |
1. Tanrı'yı işiten.
2. Kutsal kitaplarda adı geçen, İbrahim Peygamberin oğlu olan İbrani peygamberi.
|
| İlkünsal (Türkçe) |
İlk doğan erkek çocuklara verilen adlardan biri.
|
| İltaş (Türkçe) |
Ülkenin sert, güçlü insanı.
|
| İmamettin (Arapça) |
Dinin öncüsü, önderi.
|
| İnal (Türkçe) |
Kendisine inanılan, güvenilen kimse.
|
| İnanç (Türkçe) |
1. Bir düşünceye gönülden bağlılık.
2. Allah’a, bir dine inanma, iman.
3. Güven ve inanma duygusu.
|
| İrşat (Arapça) |
Doğru yolu gösterme, uyarma.
|
| İltay (Türkçe) |
Ülkenin benzersiz insanı.
|
| İman (Arapça) |
1. İnanma, inanç.
2. İslam dinini kabul etme.
|
| İnalbey (Türkçe) |
Kendisine inanılan, güvenilen bey.
|
| İnançlı (Türkçe) |
İnancı olan, imanlı.
|
| İsa (Italyanca) |
1. Allah’ın yarlıgaması, mağfireti.
2. Dört büyük Peygamberden Hristiyanlığın kurucusu, doğumu Türkiye’de ve Batı’da takvim başlangıcı sayılan peygamber.
|
| İlpars (Türkçe) |
Ülkenin en güçlü kimsesi.
|
| İlvan (Türkçe) |
1. Gösteriş, çalım.
2. Süs.
|
| İmat (Arapça) |
Direk, sütun.
|
| İnalcık (Türkçe) |
Kendisine inanılan, güvenilen kimse.
|
| İnanır (Türkçe) |
İnanan, inançlı.
|
| İrfan (Arapça) |
1. Bilme, anlama.
2. Kültür, ekin.
3. Tasavvufta evrenin sırlarını bilme gücü.
|
| İsrafil (Arapça) |
İslam inanışında dört melekten, kıyamet kopacağını üfleyeceği boru ile bildirecek olan melek.
|
| İstemihan (Türkçe) |
Göktürk Devletinin kurucusu Bumin Kağan'ın kardeşi olan Türk hakanı.
|
| İyidoğan (Türkçe) |
Doğumu uğur getiren.
|
| İstikbal (Arapça) |
1. Gelecek zaman, gelecek.
2. Karşılama.
|
| İyisan (Türkçe) |
İyi adla anılan, iyi tanınan kimse.
|
| İsvan (Türkçe) |
Sacda pişen ekmeği çevirmeye yarayan araç.
|
| İzboğa (Türkçe) |
Güçlü, kuvvetli bir iz bırakan kimse.
|
| İşcan (Türkçe) |
Çalışkan, becerikli, iş bilen.
|
| İzbudak (Türkçe) |
Soyu iyi bir iz bırakmış olan kimse.
|
| İşman (Türkçe) |
İşmen.
|
| Yabız (Türkçe) |
Yavuz.
|
| Yağın (Türkçe) |
Yağmur.
|
| Yağızbay (Türkçe) |
Esmer kimse.
|
| Yağıztekin (Türkçe) |
Esmer kimse.
|
| Yada (Türkçe) |
1. Büyü,sihir, afsun.
2. Kutsal.
3. Türklerde geçmişte büyü yapımında kullanılan yeşim taşı.
|
| Yağınalp (Türkçe) |
Hareketli yiğit.
|
| Yağızboğa (Türkçe) |
Güçlü, esmer kimse.
|
| Yabalak (Türkçe) |
1. Yabancı.
2. Issız kır,ova.
3. Dışan, başka ülke, gurbet.
4. Ekin Tarlası.
|
| Yadacı (Türkçe) |
1. Büyücü, sihirbaz.
2. Hekim.
|
| Yağısıyan (Türkçe) |
Düşmanı yenen, zafer kazanan.
|
| Yağızer (Türkçe) |
Esmer kimse.
|
| Yağmur (Türkçe) |
Havadaki su buğusu-nun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumunda olanı.
|
| Yaban (Türkçe) |
1. Yabancı.
2. Issız kır,ova.
3. Dışarı, başka ülke, gurbet.
4. Ekin tarlası.
|
| Yadigâr (Farsça) |
Bir kimseyi ya da bir olayı anımsatan kimse.
|
| Yağızhan (Türkçe) |
Esmer hükümdar.
|
| Yağmurca (Türkçe) |
1. Bir tür geyik.
2. Dağ keçisi.
|
| Yabar (Türkçe) |
Güzel koku, misk.
|
| Yafes (Arapça) |
Hz. Nuh'un üçüncü oğlu.
|
| Yağız (Türkçe) |
1. Esmer.
2. Doru.
3. Yiğit.
4. Bakımlı hayvan.
|
| Yağızkan (Türkçe) |
Esmer bir soydan gelen kimse.
|
| Yahşi (Türkçe) |
İyi, güzel, çok güzel.
|
| Yabgu (Türkçe) |
Yol gösterici, kılavuz.
|
| Yağan (Türkçe) |
Yağmur, kar
|
| Yağızalp (Türkçe) |
Esmer, güçlü yiğit.
|
| Yağızkurt (Türkçe) |
Esmer, güçlü kimse.
|
| Yahşibay (Türkçe) |
İyi tanınan, saygın kimse.
|
| Yahşiboğa (Türkçe) |
İyi, güzel, güçlü kimse.
|
| Yakut (Arapça) |
Pembe veya kırmızı renkte değerli bir süs taşı.
|
| Yalazay (Türkçe) |
Alev gibi parlak olan.
|
| Yaldırım (Türkçe) |
Yıldırım.
|
| Yalın (Türkçe) |
1. Gösterişsiz, süssüz, sade.
2. Alev, ateş.
3. Taş, büyük kaya.
4. Çıplak, örtüsüz.
|
| Yalman (Türkçe) |
1. Kılıç, kama, bıçak, mızrak vb.nin ağzı veya ucu.
2. Sarp, dik.
3. Eğik, eğinik.
|
| Yamaç (Türkçe) |
1. Dağın veya tepenin herhangi bir yanı.
2. Karşı.
3. Yan, yakın.
|
| Yahşihan (Türkçe) |
İyi, güzel hükümdar.
|
| Yalabuk (Türkçe) |
1. Güzel, yakışıklı, sevimli.
2. Parlak, ışıltılı.
3. Şimşek.
4. Çevik, atik, işgüzar.
5. Kavgada üstün gelen.
|
| Yalazabay (Türkçe) |
Alevli, coşkun kimse.
|
| Yalçın (Türkçe) |
1. Dik, sarp.
2. Düz, kaygan.
3. Parlak, cilalı.
|
| Yalınalp (Türkçe) |
Gösterişsiz, sade yiğit.
|
| Yalt (Türkçe) |
Yalçın, sert.
|
| Yaman (Türkçe) |
1. Kötü, korkulan, şiddetli.
2. Cesur, güçlü.
3. Kurnaz, becerikli.
|
| Yahşikan (Türkçe) |
İyi, soylu bir sülaleden gelen kimse.
|
| Yalap (Türkçe) |
1. Parıltı.
2. İvedi, hızlı, çabuk.
3. Sarı renkli bir kuş.
|
| Yalazahan (Türkçe) |
Alevli, coşkulu hükümdar.
|
| Yalçıner (Türkçe) |
Sert kimse.
|
| Yalgı (Türkçe) |
1. Büyü, sihir.
2. Yalnız.
|
| Yalınay (Türkçe) |
Gösterişsiz, sade kimse.
|
| Yaltır (Türkçe) |
Parlak, parlayan.
|
| Yamaner (Türkçe) |
Cesur, güçlü kimse.
|
| Yahşitay (Türkçe) |
İyi, güzel kimse.
|
| Yalav (Türkçe) |
Alev, ateş.
|
| Yalazakan (Türkçe) |
Alevli, coşkulu bir soydan gelen kimse.
|
| Yalçınkaya (Türkçe) |
Sert, güçlü kimse.
|
| Yalgın (Türkçe) |
1. Serap, ılgın.
2. Alev.
|
| Yalkı (Türkçe) |
1. Yalın, tek.
2. Işın
|
| Yaltırak (Türkçe) |
1. Işık, parıltı.
2. Kuyruklu yıldız.
|
| Yamanöz (Türkçe) |
Özü güçlü olan.
|
| Yahya (Arapça) |
"Tanrı lütufkârdır" anlamında bir söz.
|
| Yalavaç (Türkçe) |
Peygamber,elçi.
|
| Yalazalp (Türkçe) |
Alev gibi parlak yiğit.
|
| Yalçuk (Türkçe) |
1. Parlak, parlayan.
2. Elçi.
|
| Yalgınay (Türkçe) |
Alev gibi parlayan kimse.
|
| Yalkın (Türkçe) |
Yalgın.
|
| Yaltıray (Türkçe) |
Ay gibi parlak olan.
|
| Yamansoy (Türkçe) |
Güçlü soydan gelen kimse.
|
| Yakup (Arapça) |
1. Erkek keklik.
2. İbr. Takip eden, izleyen.
|
| Yalaz (Türkçe) |
Alev.
|
| Yalazan (Türkçe) |
Şimşek.
|
| Yaldırak (Türkçe) |
Yaltırak.
|
| Yalım (Türkçe) |
1. Alev, ateş.
2. Kılıç, bıçak vb.nin kesici yüzü.
3. Kaya.
4. Sarp yer, uçurum.
5. Şimşek.
6. Kuvvet, kudret.
7. Orun, derece.
8. Çalım, gurur; onur.
|
| Yalmaç (Türkçe) |
Karışık olmayan, sade, yalın, yapılması ve anlaşılması kolay olan.
|
| Yalvaç (Türkçe) |
Yalavaç.
|
| Yamantürk (Türkçe) |
Güçlü Türk.
|
| Yamanyiğit (Türkçe) |
Cesur, güçlü yiğit.
|
| Yanbey (Türkçe) |
Arkadaşı bey olan kimse.
|
| Yapalak (Türkçe) |
1. Gürbüz, güçlü.
2. Sevimli, şirin
3. Baykuş, puhu kuşu.
|
| Yardak (Türkçe) |
Yardımcı, arkadaş.
|
| Yarlık (Türkçe) |
1. Buyruk, ferman.
2. Yasa, kanun.
3. Yoksul.
4. Bağış, lütuf.
|
| Yasavul (Türkçe) |
1. Koruyucu, muhafız.
2. İlhanlılar devrinde ordu müfettişliği görevini yapan kimse.
|
| Yaşam (Türkçe) |
Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat.
|
| Yamçı (Türkçe) |
1. Sürücü.
2. Bir yüzü uzun tüylü, kalın yün dokumadan yağmurluk.
|
| Yandil (Farsça) |
Gönül arkadaşı, sevgili.
|
| Yargan (Türkçe) |
Yarkan.
|
| Yarluk (Türkçe) |
Yarlık.
|
| Yaşanur (Türkçe) |
"Aydınlık ve huzur içinde yaşamını sürdür" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yaşın (Türkçe) |
1. Işık, parlaklık.
2. Şimşek.
3. Gizli.
|
| Yanaç (Türkçe) |
Yön, taraf.
|
| Yangâr (Farsça) |
Çok vefalı arkadaş.
|
| Yargı (Türkçe) |
1. Hüküm, muhakeme.
2. Adalet.
|
| Yaser (Arapça) |
Bolluk, varlık, zenginlik, varsıllık.
|
| Yaşar (Türkçe) |
1. Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konulan bir ad.
2. Yaşında.
|
| Yanal (Türkçe) |
1. Yanda olan, yana düşen.
2. Alaca, değişik renkli.
3. Kırmızı, pembe.
4. Nehir yatağı.
|
| Yanık (Türkçe) |
1. Yanmış olan.
2. Duygulu, dokunaklı.
3. Kavruk, gelişmemiş.
4. Âşık.
|
| Yararer (Türkçe) |
Faydalı kimse.
|
| Yarkan (Türkçe) |
Yüksek devlet mahkemesi.
|
| Yaruk (Türkçe) |
Işık, aydınlık, parlaklık, parıltı.
|
| Yasin (Arapça) |
Kur'an surelerinden biri.
|
| Yaşartürk (Türkçe) |
Yaşayan Türk.
|
| Yaşlak (Türkçe) |
1. Yaşlı, ömürlü, ihtiyar.
2. Gizli.
|
| Yanar (Türkçe) |
1. Parlayan, parıldayan.
2. Kaplıca.
3. Aralık ve ocak ayı.
|
| Yanıker (Türkçe) |
Âşık, vurgun kimse.
|
| Yaraşık (Türkçe) |
1. Yakışır, uygun, layık.
2. Yakışıklı.
3. Süs, ziynet, güzellik.
|
| Yarkaya (Türkçe) |
Sarp, uçurumlu kaya.
|
| Yasa (Türkçe) |
Kanun, düzen, töre.
|
| Yasun (Türkçe) |
1. Tarz, üslup.
2. Töre
3. Doğa, tabiat.
|
| Yaşdaş (Türkçe) |
Yaşıt, akran.
|
| Yatman (Türkçe) |
Boyun eğen, uysal, yumuşak başlı kimse.
|
| Yanbek (Türkçe) |
Arkadaşları sağlam olan kimse.
|
| Yankı (Türkçe) |
Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, ses yansıması.
|
| Yarkın (Türkçe) |
1. Şimşek, ışık
2. Işıklı.
|
| Yasan (Türkçe) |
1. Tertip, düzen.
2. İm, belirti.
3. Bir işi yapma isteği, karar.
4. Öngörü.
|
| Yaşa (Türkçe) |
"Sağlıklı ol, varlığını sürdür, rahat bir yaşamın olsun" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yaşık (Türkçe) |
Işık, parıltı, parlaklık.
|
| Yatuk (Türkçe) |
1. Kanun, santur vb. sazların genel adı.
2. Saklanan, kullanılmayan şey.
3. Tembel.
|
| Yatuk (Türkçe) |
1. Kanun, santur vb. sazların genel adı.
2. Saklanan, kullanılmayan şey.
3. Tembel.
|
| Yavaş (Türkçe) |
1. Ağırbaşlı, yumuşak huylu, sakin.
2. Şefkatli, sevecen.
|
| Yavuzboğa (Türkçe) |
Cesur, güçlü kimse.
|
| Yayak (Türkçe) |
Yürüyerek giden, yaya, piyade, binitsiz.
|
| Yazgı (Türkçe) |
Kader, talih, alın yazısı.
|
| Yelal (Türkçe) |
"Rüzgâra karşı dur, serinle" anlamında bir ad.
|
| Yenay (Türkçe) |
Yeni ay, hilal, ayça.
|
| Yıbar (Türkçe) |
Yıpar.
|
| Yaver (Farsça) |
Yardımcı.
|
| Yavuzcan (Türkçe) |
Güçlü kişiliği olan kimse.
|
| Yayalp (Türkçe) |
Sert, kuvvetli yiğit.
|
| Yaylak (Türkçe) |
Yayla.
|
| Yelbay (Türkçe) |
Rüzgârlı havayı seven kimse.
|
| Yeneral (Türkçe) |
Yenen, kazanan, üstün gelen kimse.
|
| Yavuz (Türkçe) |
1. İyi, güzel.
2. Mert, cesur.
3. Becerikli, hamarat.
4. Yumuşak huylu.
5. Kötü, sert, keskin, güçlü, çetin.
|
| Yavuzer (Türkçe) |
Cesur, güçlü erkek.
|
| Yaybörü (Türkçe) |
Sert, güçlü, kuvvetli kimse.
|
| Yazan (Türkçe) |
Yazar.
|
| Yelboğa (Türkçe) |
Rüzgâr gibi hareketli ve güçlü kimse.
|
| Yertan (Türkçe) |
Şaşılacak kadar güzel olan yer.
|
| Yılbay (Türkçe) |
Yılın zengini olan kimse.
|
| Yavuzalp (Türkçe) |
Cesur, güçlü yiğit.
|
| Yavuzhan (Türkçe) |
Cesur, güçlü hükümdar.
|
| Yaybüke (Türkçe) |
Güçlü kimse.
|
| Yazar (Türkçe) |
Yazın, bilim veya sanat alanında yapıt veren kimse.
|
| Yazık (Türkçe) |
Günah.
|
| Yesari (Arapça) |
1. Sol, solla ilgili, sol tarafa ait.
2. Zenginlikle ilgili.
|
| Yavuzay (Türkçe) |
Cesur, güçlü kimse.
|
| Yavuzsoy (Türkçe) |
Cesur, güçlü soydan gelen kimse.
|
| Yaygır (Türkçe) |
Gök kuşağı.
|
| Yazgan (Türkçe) |
Yazan, yazar.
|
| Yazır (Türkçe) |
Oğuzların Bozok kolunun Ayhan soyundan gelen bir Türkmen boyunun adı.
|
| Yeldan (Türkçe) |
Hızlı, süratli.
|
| Yetişal (Türkçe) |
"Yetiş de al" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yıldıralp (Türkçe) |
Yıldız gibi parlayan yiğit.
|
| Yavuzbay (Türkçe) |
Cesur, güçlü kimse.
|
| Yay (Türkçe) |
1. Ok atmaya yarayan, iki ucunun arasına kiriş gerilmiş eğri ağaç veya metal çubuk.
2. Yaz, sıcak mevsim.
|
| Yayla (Türkçe) |
Deniz yüzeyinden yüksek, yaz mevsiminde oturulan serin ve yüksek yerler.
|
| Yazganalp (Türkçe) |
Yazarlık yapan yiğit.
|
| Yekta (Farsça) |
Tek, eşsiz, benzersiz.
|
| Yenal (Arapça) |
Amacına ulaşan kimse.
|
| Yezdan (Farsça) |
1. Zerdüştlerin iyilik Tanrısı.
2. Allah.
|
| Yıldıran (Türkçe) |
Parlayan, ışıldayan, ışık saçan.
|
| Yıldıraner (Türkçe) |
Parlayan, ışıldayan, ışık saçan kimse.
|
| Yılmaz (Türkçe) |
Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı.
|
| Yinanç (Türkçe) |
İnanç.
|
| Yoma (Türkçe) |
Efsane.
|
| Yula (Türkçe) |
Meşale.
|
| Yurtman (Türkçe) |
Yurdunu çok seven kimse.
|
| Yıldıray (Türkçe) |
Parlak, ışık saçan ay.
|
| Yılmazok (Türkçe) |
Yılmayan, bıkmayan, azimli, sebatlı kimse.
|
| Yoğunay (Türkçe) |
İri yarı kimse.
|
| Yura (Türkçe) |
Dağ sırtı.
|
| Yurdakul (Türkçe) |
Yurdu için canını veren kimse.
|
| Yurtsal (Türkçe) |
Yurtla ilgili, yurda ait.
|
| Yıldızhan (Türkçe) |
Talihi güzel olan hükümdar.
|
| Yıpar (Türkçe) |
Misk, güzel koku.
|
| Yola (Türkçe) |
Gelenek, örf, âdet.
|
| Yordam (Türkçe) |
1. Kılavuz, rehber.
2. Beceri, yatkınlık.
3. Gelenek, görenek.
4. Anlayış, yerinde davranış.
5. Kural, yöntem, düzen.
|
| Yurdal (Türkçe) |
"Kendine yurt edin" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yurtal (Türkçe) |
Yurtal.
|
| Yurtsan (Türkçe) |
Ülkenin en tanınmış kimsesi.
|
| Yılhan (Türkçe) |
Yılın hükümdarı.
|
| Yiğitcan (Türkçe) |
Güçlü, korkusuz, kahraman kimse.
|
| Yolaç (Türkçe) |
Yol gösteren, kılavuz.
|
| Yordamlı (Türkçe) |
1. Yakışıklı, gösterişli.
2. Giyimli kuşamlı.
3. Eğitim görmüş, incelikli.
4. Becerikli.
|
| Yurdaay (Türkçe) |
Yurdu aydınlatan kimse.
|
| Yurdanur (Türkçe) |
Yurdun ışığı olan kimse.
|
| Yurtbay (Türkçe) |
Ülkenin zengini olan kimse.
|
| Yılkan (Türkçe) |
Yılan, çekinen kimse.
|
| Yiğithan (Türkçe) |
Güçlü, korkusuz, kahraman hükümdar.
|
| Yolal (Türkçe) |
"Mesafe katet, yüksel" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yurdacan (Türkçe) |
Yurda canlılık veren kimse.
|
| Yurtcan (Türkçe) |
Ülkesine canlılık katan kimse.
|
| Yurttaş (Türkçe) |
Yurtları veya yurt duyguları aynı olanlardan her biri.
|
| Yılma (Türkçe) |
"Vazgeçme, korkma, doğru bildiğin yoldan yürü" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yiğitkan (Türkçe) |
Güçlü, korkusuz, kahraman bir soydan gelen kimse.
|
| Yoldaş (Türkçe) |
1. Arkadaş, dost, yol arkadaşı.
2. Ortak bir görüşü benimseyenlerden her biri.
|
| Yönal (Türkçe) |
"Bir tarafa git" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yurdaer (Türkçe) |
Yurdu için doğmuş kimse.
|
| Yurdaşen (Türkçe) |
Yurdu şenlendiren kimse.
|
| Yurtkuran (Türkçe) |
Ülkeyi yöneten kimse.
|
| Yücealp (Türkçe) |
Büyük, ulu yiğit.
|
| Yücebaş (Türkçe) |
Yüksek, büyük, ulu kimse.
|
| Yücedağ (Türkçe) |
Yüksek, büyük, ulu kimse.
|
| Yücelay (Türkçe) |
Yükselen, başarı kazanan kimse.
|
| Yücesan (Türkçe) |
Saygın bir adı olan kimse.
|
| Yüzüak (Türkçe) |
Dürüst, doğru, namuslu, suçsuz kimse.
|
|
| Kız İsimleri |
| Yabende (Farsça) |
Keşfeden, bulan
|
| Yade (Farsça) |
Hatıra, armağan
|
| Yadigar (Farsça) |
Bir kimseyi veya olayı hatırlatan nesne
|
| Yasemin (Farsça) |
Bir çiçek adı
|
| Yegane (Farsça) |
Tek, bir tane, eşsiz
|
| Yekpare (Farsça) |
Tek parça
|
| Yekruye (Farsça) |
Güvenilir dost, iki yüzlü riyakar olmayan
|
| Yelda (Farsça) |
Uzun ve siyah
|
| Yeliz (Türkçe) |
Yel gibi
|
| Yeşim (Türkçe) |
Yeşil renkli eski Türklerce kutsal sayılan taş
|
| Yonca (Türkçe) |
Bir yem bitkisi
|
| Yümna (Arapça) |
Sağ taraf
|
| Yüsra (Arapça) |
Sol taraf
|
| İfakat (Arapça) |
Hastalıktan kalkma, iyileşme, kurtulma, onma.
|
| İlay (Türkçe) |
Ülkenin en güzeli.
|
| İhsan (Arapça) |
1. İyilik etme, iyilik.
2. Bağış, bağışlama.
3. Bağışlanan şey.
|
| İlayda (Türkçe) |
Su perisi.
|
| İlginay (Türkçe) |
Garip, yabancı, gurbette yaşayan güzel kimse.
|
| İlkay (Türkçe) |
Ayın hilal durumu, yeni ay.
|
| İhya (Arapça) |
1. Diriltme, canlandırma.
2. İyilik, lütuf.
3. Uyandırma, canlandırma, tazelik verme.
|
| İlkbahar (Türkçe) |
Yılın ılık mevsimi, bahar.
|
| İkbal (Arapça) |
1. Baht açıklığı.
2. Arzu, istek.
|
| İba (Türkçe) |
1. Çiy, nem.
2. İncelik, nezaket.
|
| İlkbal (Türkçe) |
İlk doğan çocuklara verilen adlardandır.
|
| İkram (Arapça) |
1. Saygı gösterme.
2. Ağırlama.
3. Bir şeyi armağan olarak verme
|
| İlkcan (Türkçe) |
İlk doğan çocuklara verilen adlardandır.
|
| İmbat (Yunanca) |
Denizden esen serin rüzgâr.
|
| İlknaz (Türkçe) |
İlk doğan kız çocuklara verilen adlardan biri.
|
| İnayet (Arapça) |
1. Yardım, ihsan, iyilik, lütuf.
2. Gözetme, kayırma.
3. İnsanları rahata kavuşturmak için Allah’ın yapmış olduğu doğaüstü bağış veya yardım.
|
| İrfaniye (Arapça) |
İrfanla, bilgi ve kültürle ilgili.
|
| İnan (Türkçe) |
Bir kimsenin veya şeyin doğruluğunu, büyüklüğünü ve gücünü sarsılmaz bir duygu ile benimseme, iman.
|
| İnal (Türkçe) |
Kendisine inanılan, güvenilen kimse.
|
| İnanç (Türkçe) |
1. Bir düşünceye gönülden bağlılık.
2. Allah’a, bir dine inanma, iman.
3. Güven ve inanma duygusu.
|
| İnsaf (Arapça) |
Acımaya, vicdana veya mantığa dayanan adalet.
|
| İsmican (Arapça) |
Adı da kendi gibi sevimli olan.
|
| İlkyaz (Türkçe) |
İlkbahar.
|
| İpar (Türkçe) |
Yüksek dağların kar tutmayan yerlerinde yetişen bir çeşit dikenli otun sarımtırak çiçekleri.
|
| İsmihan (Arapça) |
Adı hükümdar adı gibi olan.
|
| İrfan (Arapça) |
1. Bilme, anlama
2. Kültür, ekin.
3. Tasavvufta, evrenin sırlarını bilme gücü.
|
| İsabet (Arapça) |
1. Rast gelme, yerini bulma.
2. Doğru bir fikir söyleme.
|
| İsminaz (Arapça) |
Adı gibi kendi de nazlı olan.
|
| İtibar (Arapça) |
1. Saygı gösterme, önem verme.
2. Onur, şeref.
|
| İstikbal (Arapça) |
1. Gelecek zaman, gelecek.
2. Karşılama.
|
| Yada (Türkçe) |
1. Büyü,sihir, afsun.
2. Kutsal.
3. Türklerde geçmişte büyü yapımında kullanılan yeşim taşı.
|
| Yağmanaz (Farsça) |
Gönülleri çalan, yağma eden güzel.
|
| Yağmur (Türkçe) |
Havadaki su buğusu-nun yoğunlaşmasıyla oluşan ve yeryüzüne düşen yağışın sıvı durumunda olanı.
|
| Yadigâr (Farsça) |
Hatıra, bir kimseyi veya bir olayı anımsatan şey veya kimse.
|
| Yağış (Türkçe) |
Yağmur, kar, dolunun yağması.
|
| Yahşi (Türkçe) |
İyi, güzel, çok güzel.
|
| Yağan (Türkçe) |
Yağmur, kar.
|
| Yakut (Arapça) |
Pembe veya kırmızı renkte değerli bir süs taşı.
|
| Yalaza (Türkçe) |
Alev.
|
| Yalazay (Türkçe) |
Alev gibi parlak olan.
|
| Yalın (Türkçe) |
1. Gösterişsiz, süssüz, sade.
2. Alev, ateş.
3. Taş, büyük kaya.
4. Çıplak, örtüsüz.
|
| Yaldız (Türkçe) |
Bir şeye altın veya gümüş görünümü vermek için kullanılan sıvı veya yaprak durumundaki altın, gümüş veya bunların benzeri madde.
|
| Yalınay (Türkçe) |
Gösterişsiz, sade kimse.
|
| Yalav (Türkçe) |
Alev, ateş.
|
| Yaltırak (Türkçe) |
1. Işık, parıltı.
2. Kuyruklu yıldız.
|
| Yalçuk (Türkçe) |
1. Parlak, parlayan.
2. Elçi.
|
| Yaltıray (Türkçe) |
Ay gibi parlak olan.
|
| Yalazan (Türkçe) |
Şimşek.
|
| Yaşam (Türkçe) |
Doğumdan ölüme kadar geçen süre, hayat.
|
| Yaşıl (Türkçe) |
Yeşil.
|
| Yapıncak (Türkçe) |
Seyrek taneli, kırmızı benekli bir tür üzüm.
|
| Yasemin (Farsça) |
Beyaz, kırmızı veya sarı renkli, kokulu çiçekler açan bir ağaççık.
|
| Yaşanur (Türkçe) |
"Aydınlık ve huzur içinde yaşamını sürdür" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yaşın (Türkçe) |
1. Işık, parlaklık.
2. Şimşek.
3. Gizli.
|
| Yaprak (Türkçe) |
Bitkilerin solunumunu sağlayan, çoğunlukla yeşil ve türlü biçimlerdeki bölümü.
|
| Yarpuz (Türkçe) |
Nane türünden, güzel kokulu bir bitki.
|
| Yaşar (Türkçe) |
1. Doğan çocuğun uzun ömürlü olması dileğiyle konulan bir ad.
2. Yaşında.
|
| Yaşıyan (Türkçe) |
Işıldayan, parlayan.
|
| Yaraşık (Türkçe) |
1. Yakışır, uygun, layık.
2. Yakışıklı.
3. Süs, ziynet, güzellik.
|
| Yankı (Türkçe) |
Sesin bir yere çarpıp geri dönmesiyle duyulan ikinci ses, ses yansıması.
|
| Yârcan (Farsça) |
Çok sevilen, sevgili.
|
| Yarkın (Türkçe) |
1. Şimşek, ışık
2. Işıklı.
|
| Yaşık (Türkçe) |
Işık, parıltı, parlaklık.
|
| Yaylagül (Türkçe) |
Yaylada oturan güzel.
|
| Yazgül (Türkçe) |
Yazgülü.
|
| Yılay (Türkçe) |
Yıl ve ay.
|
| Yazgülü (Türkçe) |
Baharın ilk günlerinde doğan kız çocuğuna verilen bir ad.
|
| Yelda (Farsça) |
Yılın en uzun gecesi.
|
| Yıldanur (Türkçe) |
Yılın en parlak, güzel kızı.
|
| Yayla (Türkçe) |
Deniz yüzeyinden yüksek, yaz mevsiminde oturulan serin ve yüksek yerler.
|
| Yekta (Farsça) |
Tek, eşsiz, benzersiz.
|
| Yurdagül (Türkçe) |
Yurduna güzellik katan kimse.
|
| Yurdatap (Türkçe) |
"Yurduna hizmet et" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yonca (Türkçe) |
Başak durumundaki çiçekleri kırmızı veya mor renkli, çayır bitkisi.
|
| Yurdakul (Türkçe) |
Yurdu için canını veren kimse.
|
| Yurday (Türkçe) |
Yurdaay.
|
| Yıldızhan (Türkçe) |
Talihi güzel olan hükümdar.
|
| Yıpar (Türkçe) |
Misk, güzel koku.
|
| Yurdaal (Türkçe) |
"Yurda kabul et" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yurtsan (Türkçe) |
Ülkenin en tanınmış kimsesi.
|
| Yurdanur (Türkçe) |
Yurdun ışığı olan kimse.
|
| Yurtsay (Türkçe) |
"Yurduna değer ver" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yosma (Türkçe) |
1. Zarif, kıymetli.
2. Edalı, işveli.
3. Şen, güzel.
|
| Yurdaser (Türkçe) |
Vatana önder, lider olan kimse.
|
| Yönal (Türkçe) |
"Bir tarafa git" anlamında kullanılan bir ad.
|
| Yurdaşen (Türkçe) |
Yurdu şenlendiren kimse.
|
|